Forum47

PORTAL Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et
Geri git   Forum47 Mardin'in Gülü >
•.(¯`•. Sanat ve Zanaat .•´¯).• > Müzik Genel > Müzik Türleri
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Radyo Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Tags: , , ,

Konu Bilgileri

geleneksel türk müziği türleri

Görüntülemeler : 7471

Konudaki Cevap Sayısı : 0

Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler :  

Anket: İSTEDİĞİNİZİ ALABİLDİNİZMİ
Uyarı: Bu bir açık Ankettir, bu Anketi bütün Üyelerimiz görebilir ve oy kullanabilirler.
Cevap şıkları
İSTEDİĞİNİZİ ALABİLDİNİZMİ

Yeni Konu aç Cevapla
 
Konu Araçları Stil
Alt 05-25-2008, 17:29   #1 (permalink)
Devamlı Üye
 
RaJoNNN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

www.forum47.com
Bilgiler
Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,708
Üye No: 6
Teşekkür Thanks: 10,653
Thanked 5,653 Times in 2,397 Posts
İtibar
Rep Puanı : 216
Rep Derecesi : RaJoNNN has a spectacular aura aboutRaJoNNN has a spectacular aura aboutRaJoNNN has a spectacular aura about
Standart geleneksel türk müziği türleri




Müzik türlerinin en az iki değişmez ögenin yanyana gelmesiyle oluştuğu bilinmektedir (Bu konu hakkında gebib: Onur Akdoğu/ Türk Müziği’nde Türler ve Biçimler/ İzmir-2003) Bir başka deyişle, türün oluşabilmesi için değişmez müziksel ögeler gereklidir Oysa, Geleneksel Halk Müziği repertuvarı dikkate alındığında, eserlere ait, gerek seslendirildiği yöre, gerek kullandığı makam, gerek önceden sözünün ettiğimiz sözel biçim, tür ve içerik nedeniyle birbirinden değişik birçok ad kullandığına tanık oluyoruz Geleneksel Halk Müziği’nin folklorik ögeleri dikkate alındığında bu olgu çok doğaldır Çünkü, her yörenin, kullanılan eşya’dan ezgi anlayışına değin kendine özgü bir adlandırma mantığı ve ağız farklılığı vardır Ama, doğal olmayan, hiçbir ciddi elemeye tâbi tutmadan, bu adlandırılmaların birçoğunun tür olarak ele alınması ve yazılan eserlerde bu olgunun yaygınlaştırılmaya çalışılmasıdır Sözgelimi; önceden sözünü ettiğimiz ve bir tür olmadıklarını ısrarla belirttiğimiz mani, semâî, koşma, destan gibi birer sözel tür veya biçim olan edebiyat ögelerinin, asla, tek başına türü belirleyemeyeceğidir Bunun yanında, önceden adlarını anmadığımız, ama değişik yazarlarca tür olarak ele alınmış eser adlandırılmalarından da burada sözetmek, bu konuyu tam olarak açıklığa kavuşturma açısından gereklidir Bu nedenle şimdi yanlış olarak tür diye nitelendirilmiş bu adlandırmalara açıklık getirmek istiyoruz: wwwfrm47comçok güzel

Öncelikle, değişik yazarlarca tür olarak nitelendirilmiş ve birçok Geleneksel Halk Müziği ilgilisi tarafından da tür olarak kabul edilmiş “Kerem, Kesik Kerem, Yıldız” ve “Atma Türkü”nün birer müzik türü olmadıklarını belirtmemiz gerekir ( Bu adlandırmalar Ekrem Karadeniz (1904-1981) ve Nazmi Özalp tarafından yanlış bir düşünceyle tür olarak ele alınmıştır Bkz: Türk Mûsıkîsinin Nazariye ve Esasları/ M Ekrem Karadeniz; aybak: Türk Mûsıkîsi Beste Formları/ M Nazmi Özalp) Çünkü; halkın, Kerem ile Aslı adlı ünlü öykünün kahramanları olan Kerem’in ve Aslı’nın adlarının anıldığı şiirlerin ezgilendirilmesine Kerem demiş olması, tür’ün oluşması için yeterli olmayıp, yalnızca, folklorik bir bulgu olarak önem taşımaktadır

Bunun yanında, Kesik Kerem için, “Her satırın sonunda bir veya iki usûl devam eden aranağmelerin çalınmasıyla güftelerin arası kesildiği için bu ad verilmiştir” diyen Karadeniz ( Bkz: Türk Mûsıkîsinin Nazariye ve Esasları/ Ekrem Karadeniz/ s 178) ve Karadeniz’in açıklamasına benzer bir açıklama yapan Özalp’in ( Bkz: Türk Mûsıkîsi Beste Formları/ M Nazmi Özalp/ s 40) bu açıklamaları da, tür’ün oluşması için yeterli bir öge olarak görülmemektedirler ( Mustafa Hoşsu’ya göre Kesik Kerem, Geleneksel Halk Müziği ilgililerinin bir bölümünce “Kerem” adı verilen Karcığar makamı dizisi içinde yapılan seslendirmede, makamın durak sesi olan La yerine Mi (Hüseyniaşiran) perdesinde eserin bitirilmesi, yani, makamsal bir ögedir) Daha da garip olan, içinde “yıldız” kelimesinin geçtiği sözlerin ezgilendirilmesine de “yıldız” denilmesidir ( Bkz: Türk Musıkısinin Nazariye ve Esasları/ Ekrem Karadeniz/ s 179; aybak: Türk Musıkısi beste Formları/ M Nazmi Özalp/ s 38) Bunların dışında, Ferruh Arsunar’a (1908-1965) göre de Ortaanadolu’da “düz ritimli” (yani aksak olmayan), makamsal, durak sesi La olduğu halde güçlü sesi Re’de biten türkülere yıldız, düz ritim yerine aksak ritim kullanıp, güçlüde bitene ise Afyon’da “Fadik” denilmektedir (Bkz: Anadolu Halk Türkülerinden Örnekler/ Ferruh Arsunar) Yine benzer mantıkla hareket eden Özalp, “ayvaz, şairleme, dübeyit” ve “kayabaşı” adlı türlerden sözetmektedir

Özalp, “ayvaz” adlı tür için, Köroğlu-Ayvaz ilişkili ünlü öykülerde, şiirlerde, Ayvaz’ın adının geçtiği şiirlere “ayvaz” denildiğini, “böyle şiirlere yazılmış olan bestelerin” adının “ayvaz” olduğunu, “bunların değişmez ritm unsuru”nun 5/8’lik Türkaksağı usûlü olduğunu türün ögeleri olarak belirtmektedir ( Bkz: Türk Musıkısi Beste Formları/ Nazmi Özalp/ s 40) İlk bakışta söz ve ritm gibi iki ögenin yanyana geldiği bir tür olarak algılanan “ayvaz” için, sözlerin biçimsel bir özellik göstermemesi kuşku oluşturmaktadır

Özellikle, “Bugün bir keyfiyetim var” dizesiyle başlayan Uşşak ve “ Kalk Ayvaz’ım, kalk gidelim bağlara” dizesiyle başlayan Karcığar eserlerin, ne yörelerinin ne kaynak kişilerinin, ne de derleyenlerinin bulunmaması, kuşku duymamızı gerektiren bir başka nedendir Ayrıca, “Kalk Ayvaz’ım kalk gidelim bağlara” dizesiyle başlayan eserin, ünlü Köroğlu ezgisinin bir çeşitlemesi görünümünde olması, bir başka deyişle, eserin bağımsız üretilmemiş olması, elimizdeki örneği bire indirmekte, dolayısıyla, kuşkumuz daha da artmaktadır (Bu eserler için bkz: Türk Musıkısi Beste Formları/ Nazmi Özalp/ s 351,353) Tüm bunların yanında, “Bugün bir keyfiyetim var” dizesiyle başlayan Uşşak eserde ise, her ne kadar 5/8’lik notalanmışsa da, seslendirmede usûl bozuklukları ortaya çıkmakta, sözgelimi, “Ne istersin güzel benden/ Ölürüm ayrılamam senden/ Dökülür tatlı dilinden/ Şeker midir, şerbet midir?” dizelerinde 7/8’lik ve 8/8’lik düzümler yoğun olarak göze çarpmakta, bu olgu eserin sonuna değin sürmektedir Dolayısıyla 5/8’lik öge bu eserde görülmemekte, bundan ötürü de, türü belirleyen en önemli öge olan usûl doğal olarak ortadan kalkmaktadır

Tüm bu sıraladığımız nedenlerle “ayvaz” diye bir tür olamayacağını, şayet, bir tür oluşturacak sayısal yoğunlukta başka eserler bulunmadıkça, kabul etmek zorundayız

Özalp’in “şairleme” ( Ozanlama da denilmiştir), “dübeyit” ( Doğrusu “Dübeyt” (f): iki beyit) ve “kayabaşı” adlarıyla andıkları da bir tür özelliği göstermemektedir Örneğin, şairleme’nin yalnızca uyak özelliği gösteren bir şiir ( Bkz: Türk Mûsıkîsi Beste Formları / Nazmi Özalp/ s 41) olması, “dübeyit”in ise belirli bir aruz veznini kullanması dışında hiçbir başka özelliği yoktur “kayabaşı” ise aynı adla anılan bir mahalde seslendirilen uzunhavalara verilmiş bir addan başka bir şey olmadığından, bir tür özelliği göstermemektedir Bunun yanında, çobanların dağlarda seslendirdiği uzunhava ve türkülere de “kayabaşı” denilmektedir Yani, biraz önce de belirttiğimiz gibi, kayabaşı da bir tür değildir

Yine bir çok Geleneksel Halk Müziği eserinde zaman zaman karşımıza çıkan nevruz, muhalif, tecnîs, ibrâhimiye, tatvan (tatyan), varsalı (varsağı), elezber, beşîri adları da birer müzik türü adı değildirler Elazığ, Harput, Diyarbakır ve Erzurum bölgesinde rastlanan bu adlardan nevruz Karcığar, muhalif Hüzzam makamını, tecnîs cinaslı sözlerin ezgilendirildiği eser, İbrâhimiye Hüseyni-Uşşak geçkili makam, tatvan ya da tatyan’ın nevruz (Karcığar) veya muhalif (Hüzzam) makamıyla okunan ezgi ve aynı zamanda Bitlis’e bağlı bir kazanın adı olan Tatvan’a ait ezgilerin genel adı, varsah, varsağı ya da varsak’ın aynı adla anılan bir Türk aşiretinin sözel ezgilere verdiği genel bir ad, aynı zamanda hece vezninin bir şekli; Rast makamındaki hoyrat’a ise beşîri denildiği; elezber’in Hüseynî makamını belirtmesi yanında, kanımızca, arapça el-ezber, yani, ezbere okunması gereken, kalıplaşmış anlamında kullanıldığı bilinmektedir ( Bu adlandırmalar için bkz: Harput Yollarında/ İshak Sunguroğlu/ c 3; aybak: Türk Edbiyatı/ Ahmet Kabaklı; aybak: Türk Edebiyatı Tarihi/ Seyit Kemal Karaalioğlu; aybak: Örneklerle Türk Şiir Bilgisi/ Cem Dilçin; aybak: Doğu Anadolu’da Halk Mûsıkîsi/ Celil Berkman/ Türk Mûsıkîsi Dergisi/ sayı 24, s 7; aybak: Evlerinin Önü/ Cahit Öztelli; aybak: Erzurum Türküleri/ Nâbi Belekoğlu)

Yine benzer şekilde kesik, yanık, aydos, eğin, yüksek hava, dağbaşı adlarıyla adlandırılan ezgilerin de, aynı kayabaşı örneğinde olduğu gibi, seslendirildiği ya da sözel etki gözönüne alınarak adlandırılan birer uzunhava oldukları, bir türü belirtmedikleri, benzer şekilde, Çukurova’da usûlsüz ezgilere lavik denildiği bilinmektedir ( Bkz: Evlerinin Önü/ Cahit Öztelli; aybak: Kendi Kendine Saz Öğrenimi/ Yılmaz İpek) Bunun yanında, Konya’da, Meram Bağları’nda yapılan oturak âlemlerinde seslendirilen türkülere menberî denilmesi, menberî’nin tür olmadığının kanıtıdır

Bütün bunların dışında, yalnızca dümbelek ve def ya da bunların yerine kullanılan herhangi bir araçla seslendirilen teke zortlaması’na dımıdan denilmesi yanında, halk danslarının adıyla anılan ezgiler de müziksel bir tür olmayıp, yalnızca birer dans türüdür Örneğin, bar, halay, karşılama, horon gibi

Ayrıca, bir olay anlatan betimsel eserlere, anlattığı konuyla ilgili verilen adlar da türü belirlemez Örneğin, Kervan adlı Eskişehir’e ait çalgısal eser gibi

Gezinti ya da gezinneme adlarıyla anılan ezgiler ise, dansa ısınma amacıyla, danscının serbest hareketlerle gezinmesi sırasında eşlikteki müzik olup, bir tür değildirler
______________________________________________________________________
İmza
!! Dostluk Ariyorsan Burda,
Güven Ariyorsan Burda,
Dürüstlük Ariyorsan Burda,
Eger Yalanciysan Ve Üzmek Istiyorsan,
Yukarda sag kösede X´e bas,
CIKIS ORDA !!
RaJoNNN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to RaJoNNN For This Useful Post:
erkan opak (04-28-2009), SonSuzluk (04-02-2009), _KASIRGA_ (06-20-2009)
Google Sponsoru
Cevapla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap son Mesaj
İpek Yolunda Türkler Püf Noktaları TACDİN Sosyal Faaliyetler 0 12-27-2010 08:38
hukuk Ders Notlari_adli tıp !.ApHacHi.! T.C Yasaları 15 11-24-2008 14:14
türk dili ve edebiyatı zümre tutanağı =MaGmA= Öğretmenler Odası 1 10-01-2008 13:53
Bİlİmadamlarİ ArŞİvİ PaşavatBeşer Bilim ve Felsefefe 175 09-01-2008 22:56


Saat 04:33.


Yapımcı: vBulletin Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014 , Jelsoft Enterprises Ltd.br

Copyright © 2014 , FORUM 47 ©All Rights Reserved
Türkçe Çeviri: Murat

9 11 12 13 14 15 16 17 18 19 36 37 39 40 41 42 43 44 45 47 48 49 50 52 53 55 56 57 58 60 61 62 63 64 65 66 67 70 71 72 73 74 75 79 81 84 85 87 88 89 90 92 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 105 126 135 136 139 141 142 143 144 145 146 150 157 158 160 163 164 165 166 169 170 171 172 173 174 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 204 205 206 209 211 212 213 214 221 225 226 227 229 232 233 234 235 236 237 238 242 243 247 248 252 253 271 272 273 274 276 312 313 318 319 324 325 326 330 331 333 334 339 341 343 344 347 350 355 360 362 407 411 414 440 441 442 443 464 489 490 497 505 506 512 513 514 516 518 520 521 541 542 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 565 566 567 569 570 571 573 574 575 577 578 579 580 581 582 588 589 590 591 592 593 631 632 633 634 635 636 637 638 641 645 647 648 649 650 651 652 655 656 657 658 660 661 662 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 683 684 685 687 688 689 690 691 692 693 695 710 715 716 717 718 719 720 722 723 724 725 727 739 741 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 760 761 762 763 764 765 770 784 785 786 787 788 789 790 791 799 800 801 804 805 806 807 809 812 813 814 815 816 817 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 838 839