PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ahmet Kaya - Albüm Ve Şarkı Sözleri (Detaylı)


Asi_isyankar
01-28-2008, 11:04
1985-Ağlama Bebeğim

http://img187.imageshack.us/img187/7256/1aglamabebegimna3.jpg

Acılara Tutunmak

http://img98.imageshack.us/img98/4261/2acilaratutunmaksl9.jpg

1986-Şafak Türküsü

http://img187.imageshack.us/img187/446/3safakturkusuqm7.jpg

An Gelir

http://img220.imageshack.us/img220/6568/4angelirad0.jpg

1987-Yorgun Demokrat

http://img220.imageshack.us/img220/2251/5yorgundemokratyr1.jpg

1988-Başkaldırıyorum

http://img98.imageshack.us/img98/4081/6baskaldirtr7.jpg

1989-Resitaller 1

http://img220.imageshack.us/img220/321/7resitaller1zo4.jpg

İyimser bir Gül

http://img98.imageshack.us/img98/1192/8iyimserbirgulgp9.jpg

1990-Resitaller 2

http://img291.imageshack.us/img291/815/9resitaller2pq3.jpg

Sevgi Duvarı

http://img389.imageshack.us/img389/8730/10sevgiduvarimx3.jpg

1991-Başım Belada

http://img291.imageshack.us/img291/5479/11basimbeladats3.jpg

1992-Dokunma Yanarsın

http://img389.imageshack.us/img389/9579/12dokunmayanarsinbg8.jpg

1993-Tedirgin

http://img389.imageshack.us/img389/8631/13tedirginus2.jpg

1994-Şarkılarım Dağlara

http://img389.imageshack.us/img389/1179/14sarkilarimdaglaraii2.jpg

1995-Beni Bul

http://img389.imageshack.us/img389/3204/15benibultp4.jpg

1996-Yıldızlar ve Yakamoz

http://img389.imageshack.us/img389/8582/16yildizlarveyakamozrx6.jpg

1998-Dosta Düşmana Karşı

http://img389.imageshack.us/img389/1677/17dostadusmanakarsiap1.jpg

2001-Hoşçakalın Gözüm...

http://img410.imageshack.us/img410/1954/18hoscakalingozumso3.jpg

2002-Dinle Sevgili Ülkem (Tribute)

http://img410.imageshack.us/img410/6621/20dinlesevgiliulkemnx5.jpg

2003-Biraz da Sen Ağla

http://img329.imageshack.us/img329/9025/19birazdasenaglanw9.jpg

2005-Kalsın Benim Davam

http://img410.imageshack.us/img410/5274/21kalsinbenimdavamdu8.jpg

2006-Gözlerim Bin Yaşında...

http://img329.imageshack.us/img329/2678/22gozlerimbinyasindaao3.jpg

Ve muhtemelen daha en az 5-10 Albümü çıkacaktır.
Ayrıca bunların dışında varolan Albümleri korsandır / uydurmadır bilginize.

Not: Tüm şarkı sözleri www.ahmetkaya.com Resmi Web Sitesinden alınmıştır...

DostçaKalın

Asi_isyankar
01-28-2008, 15:03
1-AĞLAMA BEBEĞİM

Ağlama bebek, ağlama sende
Umut sende yarın sende.
Yağmur gibi gözlerinden akan yaş niye,
Bu suskunluk, bu durgunluk, sıkıntın/kırgınlık niye.

Çok uzakta öyle bir yer var
O yerlerde mutluluk var
Paylaşılmaya hazır
Bir hayat var.

Ağlama bebeğim ağlama sende
Acı sende hasret sende.
Dalıp dalıp derinlere düşünmen niye,
Bu küskünlük, bu dargınlık, sıkıntın/kızgınlık niye.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


2-KARA YAZI

Geçmedi yare sözümüz
Yollarda kaldı gözümüz
Yere sürüldü yüzümüz
Böyleymiş karayazımız.

Çiçekler açılmaz oldu
Pınarlar içilmez oldu
Yar bize gülmez oldu
Böyleymiş kara yazımız.

Yalnız ona yar demiştik
Onda bir şey var demiştik
O bizi anlar demiştik
Böyleymiş kara yazımız.

Hey gönül gene bu gece
Kederim geceden yüce
Gel susalım beraberce
Böyleymiş kara yazımız.

Söz: Sebahattin Ali
Müzik: Ahmet Kaya


3-SUSKUN

Rüya, bütün çektiğimiz
Rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram.

Sus, kimseler duymasın.
Duymasın ölürüm ha.
Aymışım yarı gece de
Seni bulmuşam sonra
Yağar bir yağmur sonra...

Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
Bilmezler nasıl sevdik birbirimizi,
İki yitik hasret,
İki parça can.
Sus, kimseler duymasın
Duymasın ölürem ha
Aymışam yarı gecede
Seni bulmuşam sonra
Yağar bir yağmur sonra...
Yağıyor yeşil yeşil.

Söz: Ahmed Arif
Müzik: Ahmet Kaya


4-GEÇMİYOR GÜNLER

Burda çiçekler açmıyor
Kuşlar süzülüp uçmuyor
Yıldızlar ışık saçmıyor
Geçmiyor günler geçmiyor.

Avluda volta vururum
Kah düşünür otururum
Türlü hayaller görürüm
Geçmiyor günler geçmiyor.

Dışarıda mevsim baharmış
Gezip dolaşanlar varmış
Günler su gibi akarmış
Geçmiyor günler geçmiyor.

Gönülde eski sevdalar
Gözümde dereler bağlar
Aynadan hayalin ağlar
Geçmiyor günler geçmiyor.

Yanımda yatan yabancı
Her söz zehir gibi acı
Bütün dertlerin en gücü
Geçmiyor günler geçmiyor.

Söz: Sebahattin Ali
Müzik : Ahmet Kaya


5-HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM

Ard-arda bilmem kaç zemheri geçti
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç bahar leylim,
Hasretinden prangalar eskittim
Karanlık gecelerde kendimden geçtim
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yandan bir bu yandan
Elma yanaktan

Açar kan kırmızı yedi verenler
Kar yağıyor bir yandan
Savrulur Karaca dağı, savrulur Zozan
Bak bıyığım buz tuttu
Üşüyorum ben.
Zemheri de uzadıkça uzadı
Seni baharmışsın gibi düşünüyorum
Seni Diyarbekir gibi düşünüyorum.

Söz: Ahmed Arif
Müzik: Ahmet Kaya


6-KIZ KAÇIRAN

Dağlar dik çeşmeler kuru
Yarimin benzi çok sarı
Ölüm var dönülmez geri
Yürü yağız atım yürü.

Yarim bu gece yoruldu
Kaçırdığıma darıldı
Bak daha sıkı sarıldı
Yürü yağız atım yürü.

Dağlar geçilmiyor kardan
Aman yok ki candarmadan
Ayrılamam ben bu yardan
Yürü yağız atım yürü.

Peşime düştü takipler
Boynumu bekliyor ipler
Zeybekler seni ayıplar
Yürü yağız atım yürü.

Söz: Sebahattin Ali
Müzik: Ahmet Kaya


7-ŞAHİN GİBİ

Sabahtan uğradım ben bir güzele
Güzel ağlatmadı güldürdü beni
Ben güzelden böyle vefa ummazdım
Ak göğsün üstüne kondurdu beni

Ahu gelin kınalı gelin
Şahin gibi yükseklerden uçarken
Keklik ininden geçerken
Ahu bu kevser ırmağından içerken

Susuz çöllerden kandırdı beni
Ahu gelin kınalı gelin
Susuz pınarlardan kandırdı beni
Ahu gelin kınalı gelin.

Söz: Karacaoğlan
Müzik: Ahmet Kaya


8-AYNI DALDAYDIK

Saat 21’i vuranda
Burada kan panalar çalardı
Burada…
Burada hasret ve dert
Sen nerdeydin?

Bugün…
Bugün görüş günümüz
Herkes geldi, sen nerdeydin?

Aynı daldaydık
Aynı daldaydık
Aynı daldan düştük ayrıldık
Aramızda yüzyıllık zaman
Yol yüzyıllık.

Tam yüzyıl..
Tam yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli
Gözlerin içimde durmayalı.
Dokunmayalı sıcaklığına karnının
Tam yüzyıldır bekler beni bu şehirde bir kadın
Aynı daldaydık
Aynı daldaydık
Aynı daldan düştük ayrıldık
Aramızda yüzyıllık zaman
Yol yüzyıllık.

Söz: Nazım Hikmet
Müzik: Ahmet Kaya


9-MAVİYE ÇALAR GÖZLERİN

İtten aç yılandan çıplak
Gelip durmuşsam kapına
Var mi ki doymazlığım.

Oturmuş yazıcılar
Fermanımı yazar
Ne olur gel etme gel
Ay karanlık.

Maviye...
Maviye çalar gözlerin.

Dört yanım puşt zulası
Dost yüzlü dost gülücüklü
Cigaramdan yanar
Anlım anlımı öperler
Suskun hayın ciyansı.

Neyleyim gecede
Ölesim tutmuş
Etme gel ne olur gel
Ay karanlık
Yapma gel ne olur gel
Ne olur gel
Ay karanlık.

Maviye...
Maviye çalar gözlerin.

Söz: Ahmed Arif
Müzik: Ahmet Kaya


10-BIRAK BENİ

Bırak beni gayri uçam
Uçamda yollara göcem
Ben uçmasam bil ki içem
Uçsuz yollara yollara.

Kuş ehline durak olmaz
Durur ise yüzüm gülmez
Ben uçmasam bahar gelmez
Gonca güllere güllere.

Bir gün gelir ben giderim
Yedi iklim, yurdum yerim
Bellenmeyen türkülerim
Düşer dillere dillere.

Söz: A. Damar
Müzik: Ahmet Kaya


11-BİZİM HİKAYEMİZ

Bir güneşti gördüğüm dağlar ardında
Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki.

Bir volkandı içimizde coşan nehirler
Coştukça umutlar hep taşardı sanki
Ne oldu bizim güneşe neden doğmuyor
Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor.

İşte bizim hikayemiz hep böyle gider
Umutlar hep gecelerde yol olur gider
İşte bizim hikayemiz burada biter
Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


12-KARANLIKTA

Akşam olur karanlıklar çökende
Devriyeler adım adım gezende
Kar kaplamış solmuş güller görende
Sarılıp dallarına öpesim gelir.

Sanki gökten kar yerine kan yağıyor
Kar altında üşümüş bir çocuk ağlıyor
Yaşlı gözleriyle bana bakıyor
Akan gözyaşını içesim gelir.

İşte böyle karanlıklar içinde
Devriyeler adım adım gezende
Yar uykuda ben yine penceremde
Doğacak güneşi göresim gelir.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


13-KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI

Kollumu salladım toplar oynadı
Karataş içinden çete kaynadı
Yaşasın Urfalılar teslim olmadı
De yürüyü yürü kumandalarım yürü
Kumandanlar gidiyor dönmüyor geri
De yürüyü yürü kahramanlarım yürü
Kahramanlar gidiyor dönmüyor geri.

Tıfıldır hastahane karşı karşı
Gavur Fransız’ ın bomba atışı
Urfa çetelerinin şaha kalkışı
De yürüyü yürü kumandalarım yürü
Kumandanlar gidiyor dönmüyor geri
De yürüyü yürü kahramanlarım yürü
Kahramanlar gidiyor dönmüyor geri.

Söz: Anonim
Müzik: Anonim


14-UĞURLAR OLA

Ey sürüden arkaya kalmış yiğit
Arkadaşın gitti haydi sen de git
Bak ne diyor ceddi şehidin işit
Haydi git evladım uğurlar ola
Haydi git evladım açıktır yolun
Zalimlere karşı bükülmez kolun
Bayrağı çek ön safa geçmiş bulun
Uğurun açık olsun uğurlar ola.

Eşele bir yerleri örten karı
Ot değil onlar dedenin saçları
Dinle şehit sesleridir rüzgarı
Haydi git evladım uğurlar ola
Haydi git evladım açıktır yolun
Zalimlere karşı bükülmez kolun
Bayrağı çek on safa geçmiş bulun
Uğurun açık olsun uğurlar ola
Haydi levent asker uğurlar ola

Yerleri yırtan sel olup taşmalı
Dağ demeyip taş demeyip aşmalı
Sende ki coşkunluğa er şaşmalı
Kahraman askerim uğurlar ola
Haydi git evladım açıktır yolun
Zalimlere karşı bükülmez kolun
Bayrağı çek ön safa geçmiş bulun
Haydi levent asker uğurlar ola
Haydi git evladım uğurlar ola.


Söz: Mehmet Akif Ersoy
Müzik: Ahmet Kaya...

Asi_isyankar
01-28-2008, 21:21
1-AMENNA

Yaşayanlar bir gün ölür,
Bir gün ölür elbette.
Ağaçlarla balıklarla,
Kuşlarla ben amenna.

Ağlayanlar bir gün güler,
Bir gün güler elbette.
Uyanmakla anlamakla,
Bilmekle ben amenna.

Kısa çöp uzun çöpten
Hakkını alır elbette.
Direnmekle kurtulmakla
Barışla ben amenna.

Söz: H.Hüseyin Korkmazgil
Müzik: Ahmet Kaya


2-ÖYLE BİR YERDEYİM Kİ

Öyle bir yerdeyim ki
Ne karanfil ne kurbağa
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım mavi yosun çalkalanır sularda

Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne cıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe.

Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım çığlık çığlığa
Öyle bir yerdeyim ki
Anam gider Allah Allah kızım düşmüş sokağa
Anam gider Allah Allah dölüm düşmüş sokağa.

Söz: H.Hüseyin Korkmazgil
Müzik: Ahmet Kaya


3-ACILARA TUTUNMAK

"Kavuşmak özgürlükse özgürdük ikimizde,
Elleri çığlık çığlık yan yana iki dünya.
İkimiz iki dağdan iki hırçın su gibi akıp gelmiştik,
Buluşmuştuk bir kavşakta,
Unutmuştuk ayrılığı, yok saymıştık özlemeyi
Şarkımıza dalmıştık.
Mutluluk, mavi çocuk oynardı bahçemizde."

Acı çekmek özgürlükse,
Özgürüz ikimizde
O yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya

O dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizelere.

Aramakmış oysa sevmek
Özlemekmiş oysa sevmek
Bulup bulup yitirmekmiş
Düşsel bir oyuncağı.
Yalanmış, hepsi yalan
Yalanmış, hepsi yalan
Sevmek diye bir şey varmış
Sevmek diye bir şey yokmuş.

Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konuklukta
Deprem kargaşasında.

Yaşadım bir kaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürdük ikimizde.

Acılardan arta kalan
İşte şu bakışlarmış
Buğu diye gözlerimde
Gün batımı bulutlarmış.
Yalanmış, hepsi yalan
Yalanmış, hepsi yalan
Savrulup gitmek varmış
Ayrı yörüngelerde.

Söz: H.Hüseyin Korkmazgil
Müzik: Ahmet Kaya


4-YUSUF YUSUF

Hey hey hey hey hey hey,
Anamın karnında bir sancı var
Ta şu göğüslerinin alt yerinde
Doğ doğ doğ doğ doğ doğ,
Doğ Yusuf doğ Yusuf doğ Yusuf
Kan ile gel, revanla gel, sıkıntıyla gel
Barikatlar yıktı geçti peh
Şu dağları aştı geçti
Kim kim kim kim
Kim olacak Yusuf Yusuf

Hey hey hey hey hey hey
Anamın karnında bir sancı var
Ta şu göğüslerinin alt yerinde
Hey hey hey hey hey hey,
Doğ Yusuf doğ Yusuf doğ Yusuf
Kan ile gel revanla gel sıkıntıyla gel
Bendleride yıktı aştı peh
Şu dağları deldi geçti
Kim kim kim kim
Kim olacak Yusuf Yusuf

Zaman akar zaman geçer
Zaman zindan içinde
Biz mahpusta yatardık
Dosta düşman içinde
Zaman akar zaman geçer
Zaman zaman içinde
Getirdiler getirdiler bir yiğit
Ayak çıplak ak bir mintan içinde.

Söz: Enver Gökçe
Müzik: Ahmet Kaya


5-GAYRİ GİDER OLDUM

Gayri gider oldum gardaşlar
Ve de gız kardaşlar.
Gayri haram bu can bana
Bu toprak damlar bu sevda bana
Bu ağaçlar, bu caddeler haram bana
Oğul uşak bir de karım
Kurt bana hastir çeker
Yılan bana çıyan bana
Hastir çeker yılan bana
Lan gardaş bu nasıl yara
Lan gardaş bu nasıl yara
Kanar her yerimden
Sövülmüşüm dövülmüşüm kovulmuşum ben
Hastir çekilmişim yani kendi öz yurdumdan
Çeker giderim.

Söz: Enver Gökçe
Müzik: Ahmet Kaya


6-KADINLAR

Üç etekli ak puşulu türkü bakışlı
Kadınlar yürüyor dağlara doğru
Leylak moru gül kurusu dağlara doğru
Özlemlerle acılarla bir Anadolu
Sivaslı mı Urfalı mı bilemem gayri
Kadınlar kadınlar dağlara doğru
Çalı çırpı sıla gurbet dağlara doğru
Sarı sıcak ak cibinlik dağlara doğru
Ordu ordu çekip gider ay çiçekleri.

Bakma turaç bakma bana bakma el gibi
Bilemezler avcının kim olduğunu
Sezmişler düşmanın kokusunu
Kadınlar kadınlar dağlara doğru
Özlemlerle acılarla bir Anadolu
Bu sıtmalı gecelere bu beşikleri
Bakma turaç bakma bana bakma el gibi.

Söz: H.Hüseyin Korkmazgil
Müzik: Ahmet Kaya


7-MACERA

Küçüktüm,küçücüktüm,
Oltayı attım denize,
Bir üşüşüverdi balıklar,
Denizi gördüm.

Bir uçurtma yaptım, telli duvaklı;
Kuyruğu ebemkuşağı renginde,
Bir salıverdim gökyüzüne;
Gökyüzünü gördüm.

Büyüdüm işsiz kaldım, aç kaldım,
Para kazanmak gerekiyordu
Girdim insanların içine,
İnsanları gördüm.

Söz: Orhan Veli
Müzik: Ahmet Kaya


8-NEDEN

Bir adım bir adım bir adım
Üç adımda biter bu odam
Neden neden neden neden neden neden neden neden
Daracık yaparlar bu evleri
Pencereden görünen gökyüzüne inat

Bu evde bir çocuk, bir çocuk, bir kadın ve ben yaşardık
Neden neden neden neden neden neden neden neden
Bırakıp çekip, çekip gittiler
Uzaklarda görünen güzel günlere inat

Bir adım bir adım bir adım
Üç adımda biter bu odam
Bir adım bir adım bir adım
Takılır düşüncelerim
Takılır düşüncelerim
Takılır düşüncelerim
Takılır düşüncelerim
Takılır takılır takılır takılır...

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


9-BU DERT BENİ ADAM EDER

Eğri büğrü bakar oldum
Şaşkın oldum,sakar oldum
İkide bir yüreğimi dağa taşa diker oldum
Şunca yıldır karanlıkta göz kırpmaktan bıkar oldum.

Benim annem şeker annem gençlik elden gitti gider
Gece gündüz dolaşırım tenhalarda menhalarda
Benim annem güzel annem beni beni beni koyver

Sağ yanımda bir sızı var sol yanımda dağlar duman
Altı patlar, altı patlak bu dert beni bu dert beni verem eder.

Dama çıktım damdan düştüm
Kılıç kestim rakı içtim
Şahin oldum, keloğlanın külahını kaptım kaçtım
Yare ağlar, güler uçtum
Yarı yolda yorgun düştüm.

Benim annem kadın annem bu nasıl iş bana de hele
Gece gündüz düşünürüm tenhalarda menhalarda
Aman annem güzel annem beni beni beni koyver

Sağ yanımda bir sızı var sol yanımda yandım Allah
Altı patlar altı patlak bu dert beni bu dert beni adam eder.

Söz: Ataol Behramoğlu
Müzik: Ahmet Kaya


10-GÜZEL GÜNLER

Dalgındım dağlar gibi
Türkülüydüm çınar çınar
Ne kızarıp giden sarı
Ne kızarıp gelen yeşil
Dikilmiş dikmeninde
Hoşçakal köprüsünün
Tam da mendil sallıyordum güzel günlere

Güzel günler güzel günler hey güzel günler
Gözlerinde gidenimin hey güzel günler
Güzel günler güzel günler hey güzel günler
Ellerinde gelenimin hey güzel günler

Balık attım olta tuttum
Yaşadım gençliğimi
Masal oldu çocukluğum
Gençliğim bahar seli
Ve bir akşam birdenbire
Bir bulvar otelinde
İnce bir dal değdi alnıma
Koptu sazımın teli

Güzel günler güzel günler hey güzel günler
Gidenimin gözlerinde hey güzel günler
Güzel günler güzel günler hey güzel günler
Ellerinde gelenimin hey güzel günler

Güzel günler güzel günler hey güzel günler
Gözlerinde gidenimin hey güzel günler
Heey günler hey hey günler hey güzel günler
Ellerinde gelenimin hey güzel günler
Heey günler hey hey günler hey güzel günler
Gözlerinde gidenimin hey güzel günler...

Söz: H.Hüseyin Korkmazgil
Müzik: Ahmet Kaya


11-SİVASTAPOL MARŞI

Söz: Anonim
Müzik: Anonim


12-ORTADOĞU

Yarın yine yapraklar canım oy
Yarın yine yağmurlar canım oy
Ardından yine soğuk
Ardından yine tipi
Yine palto, yine gocuk, yine odun, yine kömür,
Yine sövgü kara kışa yine bahara selam.

Ederler yine tombul tombul canım oy
Gelirler yine cılız canım oy
Kiralar yine azgın
Kuyruklar yine dilsiz
Yine mız mız sıkıntı, yine hep vıdı vıdı
Yine hep televizyon, yine hep ortadoğu.

Uykular da beter canım oy
Uykular da kara kuru canım oy
Yine bezgin sabahlar
Yine yılgın akşamlar
Yine hep dalavera, yine hep o kuruntu
Yine umut, yine düş, yine hep bekleroğlu.

Söz: H.Hüseyin Korkmazgil
Müzik: Anonim
Derleme: Ahmet Kaya...

Asi_isyankar
01-29-2008, 10:01
1-ŞAFAK TÜRKÜSÜ

Beni burada arama
Arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama.

”Kaç zamandır yüzüm tıraşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim kulağım kirişte
Ölümü özledim anne
Yaşamak isterken delice
Ah... verebilseydim keşke
Yüreği avucunda koşan her bir anneye
Tepeden tırnağa oğla
Ve kıza kesmiş bir ülkeye armağan
Düşlerimle sınırsız diretmişliğimle genç
Şaşkınlığımla çocuk devrederken sırdaşıma
Usulca açılıverdi yanağında tomurcuk
Pir Sultan'ı düşün anne,Şeyh Bedrettin'ni,Börklüce'yi
İnsanları düşün anne
Düşün ki yüreğin sallansın
Düşün ki o an güneşli güzel günlere inanan
Mutlu bir Yusufcuk havalansın.”

Beni burada arama
Arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama.

”Yani benim güzel annem
Ala şafağında ülkemin yıldız uçurmak varken
Oturup yıldızlar içinde kendi buruk kanımı içtim
Ne garip duygu şu ölmek
Öptüğüm kızlar geliyor aklıma
Bir açıklaması vardır elbet...
Geride masa üstünde boynu bükük kaldı kağıt kalem
Bağışla beni güzel annem
Oğul tadında bir mektup yazamadım diye kızma bana
Elleri değsin istemedim
Gözleri değsin istemedim
Ağlayıp koklayacaktın
Belki bir ömür taşıyacaktın koynunda
Yaşamak ağrısı asıldı boynuma
Oysa türkü tadında yaşamak isterdim.”

Beni burada arama
Arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama.

“Kısacası güzel annem
Bir çiçeği düşünürken ürpermek yok
Gülmek umut etmek, özlemek
Ya da mektup beklemek
Gözleri yatırıp ıraklara
Ölmek ne garip şey anne
Baba olamayacağım örneğin
Toprak olmak ne garip şey anne
Beni burada arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne, ağlama
Bekle beni anne
Bir sabah çıkagelirim
Bir sabah anne bir sabah
Acını süpürmek için açtığında kapını...”

Söz: Nevzat Çelik
Müzik: Ahmet Kaya


2-KİMDİ BUNLAR

Ne çıramız ne lambamız
Karanlık yollarda kaldık
Kor kor ateşlerde yandık
Çok uslandık, usanmadık.

Bir rüzgar gibi tarihten geçtiler
Neler görüp neleri geçirdiler
Aç kaldılar yine dilenmediler
Kimdi bunlar, kimdi bunlar, kimdi.

Kara perçemleri türkü türküdür
Hiç değiller onlar insan gülüdür
Dediler ki düşünmenin günüdür
Kimdi bunlar, kimdi bunlar, kimdi.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


3-TUTUŞUR DİZELERİM

Yiğidim yiğit olmasına yar
Yanık türkülere vurmayın beni
Tutuşur dizelerim sonra
Her biri yıldız kendi halinde.

Geceleri inen sessizlik
Umarsız açan eski yaradır
İşte gene yükseldi duvarlar
Etme gözlerin koru kendini

Sayıklasam dizelerimden
Acıyı örtmüş duvar nemini
Kirli gömleğimi koklarmış annem
Koklasın şiirimi sıcak bir ekmek gibi.

Söz: Nevzat Çelik
Müzik: Ahmet Kaya


4-GELECEĞİM

Geçici ayrılık benimkisi
İlkyaz çiçeğine gebeyim
Ağıtlar yakmayın adıma
Ben ölmedim,
ölmeyeceğim.

”Sıcak saklayın gecelerimi
Karlar altından çıkıp geleceğim
Düşlerinizin ateşinden
Ilık bir rüzgar gibi eseceğim
Demlice bir çay koyun üstüne
Aç çocuk gibi besleyin
Nasıl tütüyorsanız gözlerimde
Öylece tütsün buhar.”

Uzunca serin yatağımı
Boyunca uzansın ayağım
El aman deyince gece
Usulca kıvrılır yatarım
Can canım
Hazır mı koynunuzda yerim
Gün olur gecikmiş çocuk gibi
Bağıra çağıra gelirim.

Söz: Enver Gökçe
Müzik: Ahmet Kaya


5-HARAMİLER

Yel eser yücelerden
Türküler hecelerden
Göz değil yaylım ateş
Sürmesi gecelerden.
"Olta attım ipi yok
Balta tuttum sapı yok
Nere gitmiş bu evler
Pencere var kapı yok."

Oy bahçeler bahçeler
Bahçede kuzu meler
Vura vura götürdü
Yavrumu haramiler

"Gelen gitti... Gelen gitti
Ağlayan gülen gitti
Yerle yeri toprak bozuk
Gül ektim diken bitti."

Soba kurdum tütüyor
Tütün gül tutuyor
Düştü düşman nalına
Taş zindanda yatıyor.

Söz: H.Hüseyin Korkmazgil
Müzik: Ahmet Kaya


6-SEL DAĞ

Bu hasretlik kalır gitmez teninden
Eksilmez acılar ezik yüreğimde
Alma başını nasırlı ellerinden
Sen istedin gültenimde yaralar
Bu ayrılık hem seni
Hem beni yaralar.

Sel dağda birleşince
Dağda güller ezilince
Yara açtı gültenimde
Ağlar dağlar
Dağlar ağlar
Yüreğimi sancı sarar.

Sel dağda kalır gitmez
Sel altında güller bitmez
Gültenimde yara geçmez.
Ağlar dağlar
Dağlar ağlar
Yüreğimi sancı sarar.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


7-KORE DAĞLARI

Yol parası veremedim diye
Bu dağları bana deldirdiler
Bu yolları bana açtırdılar
Hacizlere gitti suna gibi geçimine oy meri kekliğim
Oy meri kekliğim nedir çektiğim
Nedir çektiğim nedir çektiğim nedir çektiğim.

Kore dağlarında tabakam kaldı
Mahpus damlarında özgürlüğüm
Of meri kekliğim nedir çektiğim
Oy meri kekliğim nedir çektiğim
Nedir çektiğim.

Dut kurusu süpürge tohumu yediğimiz
Ve bir godik arpa için
Sivas kapılarından geri döndüğümüz
Günleri defledik hey
Meri kekliğim
Oy meri kekliğim
Nedir çektiğim.

Söz: Enver Gökçe
Müzik: Ahmet Kaya


8-ZEYTİN KARASI

Gül diyorum
Yoksul acıların gölgesinde
Gültenin solsun istemiyorum
Ay diyorum sonra
Ay n'olur
Bir vaktinde gecenin
Yaraların açsın istemiyorum

Hangi sevda vurmuş seni
Hangi delikanlı gönlüne
Salvo bakışlarla...
Soramam
Zeytin karası gözlerini
Yoluma yatırma
Dayanamam.

Söz: Nevzat Çelik
Müzik: Ahmet Kaya


9-HAYDİ GİT

Haydi git güle güle
Güle güle sana
Acılara yeten gücüm
Mektuplara yetmedi
Demirlere yeten gücüm
Mektuplara yetmedi

Bu ne biçim sevgi
Nasıl kardeşlik
Bu nasıl dostluk
Bu ne beter sevda
Benim aklım ermedi.

Haydi git güle güle
Güle güle sana
İçli mektuplar gelmesin
Kavuşmaz uzaklardan
Yanık mektuplar gelmesin
Kavuşmaz dostluklardan.

Haydi git güle güle
Güle güle sana
Zincirlere yeten gücüm
Mektuplara yetmedi
Demirlere yeten gücüm
Mektuplara yetmedi.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


10-POTPORİ (Fabrika Kızı, Cama Çıkma, Fabrika Önü)

Bir mavi otobüs gelirdi
Seni alır giderdi
O mavi otobüs var ya
Seni alır giderdi
Kaldırımlar kaldırımlar var ya
Seni alır giderdi
O mavi otobüs var ya
Seni alır giderdi.

Fabrikada tütün sarar sanki kendi içer gibi
Oturmuş da hayal kurar bütün insanlar gibi
Cama cama
Cama çıkma sevdiğim.

O fabrikanın önü var ya
O kalabalık insanlar var ya
Seni alır giderdi.
Saat 6’yı 10 geçe var ya
O mavi otobüs var ya
O insanlar var ya
Seni alır giderdi.

Fabrikada tütün sarar sanki kendi içer gibi
Oturmuş da hayal kurar bütün insanlar gibi
Cama cama
Çıkma cama sevdiğim.

Söz: B.Ayanoğlu / A.Kaya
Müzik: B.Ayanoğlu / A.Kaya


11-HAYDİ GÜL

Gel gör beni gör içerden
Bak ne haldeyim
Duvarda resmin elimde sigaram
Gör ne haldeyim
Haydi haydi haydi gül
Haydi haydi haydi sende
Haydi haydi haydi gül
Haydi haydi haydi gül
Üzülme

İşte görüş günündeyiz
Gör ne haldeyim
Yürekte yangın yürekte sevdan
Gör ne haldeyim
Haydi haydi haydi git
Haydi haydi haydi git
Haydi haydi git
Haydi sende
Haydi durma git
Bakma öyle git
Haydi haydi git
Haydi sende.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya...

Asi_isyankar
01-30-2008, 10:51
1-AN GELİR

an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski, o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet.
şarkılar susar heves kalmaz
şataraban ölür.

şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür.

an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan.
sehpada pir sultan ölür
son umut kırılmıştır
kaf dağı' nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar Baki
çeşmelerden akar Sinan
an gelir
-la ilahe illallah-
kanuni süleyman ölür.
görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatli bir bombadır patlar
an gelir
attila ilhan ölür.

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya


2-BÜYÜDÜN BEBEĞİM

Aklın ermez mahpusluğa
Bahçede sarı ışığa.
Onüç tane yaş döküldü
Ranzamdaki yastığa.

Büyüdün yavrum sende
Hasret sende sevgi bende
Akşamlar döner geceye
Geceler gebe gündüze.

Karanlığa bakıp durma
Beni orada arama
Ben güneşin içindeyim
Beni sabahlarda ara.

Geleceğim bir gün bende
Sevgi büyüt ellerinde
Akşamlar döndü geceye
Geceler gebe gündüze.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


3-LİLİ MARLEN TÜRKÜSÜ

Akşam olur mektuplar hasretlik söyler
Zagrep radyosunda Lili Marlen türküsü.
Siperden sipere ateş tokuşturanlar
Karanlıkta dem tutan ishak kuşu.

Biz insanlar/dünyalılar yemin ettik imanımız var
Hürriyet için, hürriyet aşkına
Savulacak dönem
Savulacak düşman
Dehrin cefasını çektik
Sefasını süreceğiz.

Akşam olur mektuplar hasretlik söyler
Zagrep radyosunda Lilimarlen türküsü
Dost ağlar karanfilim, dost ağlar karanfilim
Marş söylemeden ölmek bize yakışmaz.

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya


4-ÇİĞDEM ÇİÇEK

Aylar oldu yıllar oldu
Ben yüzünü görmedim.
Yüzüne hasret kaldım kız
Yüzüne yüzüm sürmedim.

Gülen aya sordum seni
Küstü yüzünü sakladı
Yıldızlara sordum seni
Yüzüme bile bakmadı
Yıldızlara sordum seni
Yıldızlar kan ağladı.

Aksam olur ay gecede
Çiğdem çiçek şenlenir
Vallah/Billah düşünmesem seni
Derdime dert eklenir.

Bıçak sapladım sineme
Eskidi yaralarım
Sabah olsun gelmeye eğer
Kendimi yaralarım.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


5-TEZKERE

Ay'ın altında kağnılar gidiyordu
Kağnılar gidiyordu
Akşehir üstünden Afyon' a doğru.
Toprak öyle bitip tükenmez,
Dağlar öyle uzakta,
Sanki gidenler hiçbir zaman
Hiçbir menzile erişmeyecekti.
Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle
Ve onlar; ayın altında dönen ilk tekerlekti, ilk tekerlekti.

Ayın altında öküzler
Başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
Ufacık kısacıktılar
Ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
Ve ayakları altından akan
Toprak, toprak ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak
Ve kağnılarda tahta yataklarında
Koyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar, birbirlerinden gizleyerek
Bakıyorlardı ayın altında
Geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar...
Bizim kadınlarımız;
Korkunç ve mübarek elleri
İnce, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
Anamız, avradımız, yarimiz
Ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
Ve soframızdaki yeri; öküzümüzden sonra gelen
Ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
Ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
Ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
Işıltısında yere saplı bıçakların
Oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan kadınlar,
Bizim kadınlarımız.
Şimdi ayın altında
Kağnıların ve hartuçların peşinde
Harman yerine kehribar başlı sap çeker gibi
Aynı yürek ferahlığı,
Aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde
İnce boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar yürüyordu
Akşehir üzerinden Afyon`a doğru."

Yürüdü tren de yolda inilmez
Derdim çoktur memlekete söylenmez
Tükendi cephanem, geriden gelmez
Tezkeremden evvel vurdular beni,
Sılama hasret koydular beni.

Aziz Abdal dağı ordugah yeri
Bir haftalık hayındır yenmiyor kuru
Hasretlik kaldı koca Kayseri
Tezkeremden evvel vurdular beni,
Sılama hasret koydular beni.

Ağır makineni de tepeden inmez
Tarıyor ırmağı kimse görünmez
Verilen parolar aklıma gelmez
Gözüm göre göre vurdular beni,
Sılama hasret koydular beni.

Derleme: Ahmet Kaya


6-METRİSİN ÖNÜNDE

Metrisin önünde durdum
Hasretim yerlere vurdum.
Ben dağlarda uçan kuştum
Kanatlarımdan vuruldum.

Yıllar var ki yorgunum ben
Gökyüzüne vurgunum ben
Mahpuslarda durgunum ben.

Metrisin önü kahveler
Kahvede can annem/dostalar bekler.
Dağlar köyler türkü söyler
Dağlar köyler yolum gözler.

Geze geze yoruldum ben
Gökyüzüne vuruldum ben
Mahpuslarda duruldum ben.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


7-ÜŞÜR ÖLÜM BİLE

Bir ormanda tutup onu bağladılar ağaca
Yumdu sanki gözlerini uyur gibi usulca
Bir soğuk yel eser üşür ölüm, ölüm bile
Anlatır akan kanı beyaz sesiyle.

Diz çöktüler karşısında sonra ateş ettiler
Parçalanan yüreğine yuva kurdu mermiler
Bir soğuk yel eser üşür ölüm, ölüm bile
Anlatır akan kanı beyaz sesiyle.

Gelip kondu bir güvercin ellerine o gece
Kırmızı bir çelenk oldu bileğinde kelepçe
Bir soğuk yel eser üşür ölüm, ölüm bile
Anlatır akan kanı beyaz sesiyle.

Söz: Ülkü Tamer
Müzik: Ahmet Kaya


8-SEN İNSANSIN

Yangınlar alevinden geçip de gelen dost
Yanar olmuş yüreğin, nar olmuş lilisan
Sen insansın, sen insansın, sen insansın sen insan
Sen insansın hey lilişan sen insansın sen insan.

Ağır başlı kitaplar senin adına
En yiğit besteler seni söyler
Dünyada şarkılar misali yaşayansın sen
Sen insansın, sen insansın iki milyar cansın
Sen insansın hey lilişan sen insansın sen insan
Sen insansın hey lilişan iki milyar cansın.

Yangınlar alevinden geçip de gelen dost
Yelken gibi açılmışsın zalim rüzgara
Hey lilişan hey lilişan
Gülmüşem ağlamışam
Bir tuhaflık olmuş olmuş
Dünyanın hali...

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya


9-ŞEYH BEDRETTİN

Yağmur çiseliyor, yağmur çiseliyor
Serezin esnaf çarşında
Yağmur çiseliyor.

Yağmur çiseliyor
Korkarak yavaş sesle
Bir ihanet konuşması gibi
Yağmur çiseliyor
Beyaz ve çıplak
Mürtet ayaklarının
Islak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.
Yağmur çiseliyor
Serezin esnaf çarsında
Bir bakırcı dükkanın karşında
Bedrettin’ in bir ağaca asılı
Yağmur çiseliyor
Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir
Ve yağmurdan ıslanan
Yapraksız bir dalda sallanan
Şeyhimin çırılçıplak etidir
Yağmur çiseliyor
Serez çarşısı dilsiz
Serez çarşısı kör
Havada konuşmamanın görmemenin
Kahrolası hüznü
Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü
Yağmur çiseliyor.

Şiir : Nazım Hikmet


10-NEYLEYİM

Canım benim güzel annem
Bir solukluk izin ver
Analık hakkınla bağlama beni.
Aşk dedim, sevda dedim, umut dedim, kavga dedim
Elimde gençliğim vardı
Onu verdim neyleyim.

Aman annem, canım annem
Bir solukluk izin ver
Analık hakkınla bağlama beni.
Aşk dedim, sevda dedim, umut dedim, kavga dedim
Elimde gençliğim vardı
Onu verdim neyleyim.

Söz: Nevzat Çelik
Müzik: Ahmet Kaya


11-HALAY HAVASI

Gökte bulut yerde kar
Seçilmez olmuş dağlar
Ne bir ses ne bir ışık
Oy lili, oy lili, oy lili
Ağamsın sen
Paşamsın sen karanlık
Namlular ışıtmaz geceyi, oy lili.

Çevirdiler gece vakti
Dağların gecesiydi
Aslan gibi bir yiğit
Oy lili, oy lili, oy lili
Ağamsın sen
Paşamsın sen karanlık
Kelepçe ışıtmaz geceyi, oy lili.

Vurun beni kemik kemik
Sökün beni tırnak tırnak
Deri deri yüzün beni
Oy lili, oy lili, oy lili
Aslan gibi bir yiğit
Sevdası da sevda ha
Ne bir ses ne bir ışık
Ağamsın sen
Paşamsın karanlık
İşkence ışıtmaz geceyi, oy lili.

Oy lili hayran sana
Yarınlar bayram sana
Karalığın devleri cüceleri
Aydınlığın oy lili oy lili
Gel sallana sallana bir oyana bir bu yana
Çocukça düşe kalka derlenip toparlana
Oy lili oy lili.

Söz: H. Hüseyin Korkmazgil
Müzik: Ahmet Kaya...

PaşavatBeşer
01-30-2008, 14:02
tesekkurler paylasım ıcın

Asi_isyankar
01-30-2008, 16:06
1-HANİ BENİM GENÇLİĞİM

Hani benim sevincim nerde
Bilyelerim, topacım
Kiraz ağacında yırtılan gömleğim
Çaldılar çocukluğumu habersiz.
Penceresiz kaldım anne
Uçurtmam tel örgülere takıldı
Hani benim gençliğim nerde.

Ne varsa buğusu genzi yakan
Ekmek gibi aşk gibi
Ah... Ne varsa güzellikten yana
Bölüştüm, büyümüştüm.
Bu ne yaman çelişki anne
Kurtlar sofrasına düştüm
Hani benim gençliğim nerde.

Hani benim sevincim nerde
Akvaryumum kanaryam
Üstüne titrediğim kaktüs çiçeği
Aldılar kitaplarımı sorgusuz.
Duvarlar konuşmuyor anne
Açık kalmıyor hiç bir kapı
Hani benim gençliğim nerde

Yağmurları biriktir anne
Çağ yangınında tutuştum.
Hani benim gençliğim nerde

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


2-ALNINDA DAĞ ATEŞİ

Alnını dağ ateşiyle ısıtan dostum
Yüzünü kanla yıkayan dostum
Senin uyurken dudağında gülümseyen, bordo gül
Benim yüreğimi harmanlayan isyan olsun.

Şimdi dingin gövdende büyüyen sessizlik
Ellerimde patlamaya sabırsız mavzer olsun.

Başını omzuma yasla
Göğsümde taşıyayım seni
Gövdem gövdene
Gövdem gövdene can olsun.

Söz: Arkadaş Z. Özger
Müzik: Ahmet Kaya


3-YORGUN DEMOKRAT

Karanlık yollardan geçtik
Zehir gibi sular içtik
Bir yanımızda ölüm
Bir yanımızda yar sevdik
Bir değil bin bir kere
Sırat köprüsünden geçtik
Cehennem denen illetin
Ta göğsünü deldik geçtik.

Bu yolda dönenler oldu
Mum gibi sönenler oldu
Yar göğsüne baş koymadan
Vurulup düşenler oldu.

Bir sen kaldın geride
Ah akıp gidiyor hayat
Yüreğim anlıyor seni
Artık susma Yorgun Demokrat.

Şarkılar küsmüş dudağa
Ömründe gecikmiş hasat
Karışmış çoluk çocuğa
Geçim derdinde demokrat
İçlenir hatırladıkça
İzlerini o günlerin
Düşe kalka bata çıka
Yaşadığı o depremin.

Bu yolda dönenler oldu
Mum gibi sönenler oldu
Yar göğsüne baş koymadan
Vurulup düşenler oldu.

Bir sen kaldın geride
Ah akıp gidiyor hayat
Yüreğim anlıyor seni
Artık susma Yorgun Demokrat.

Söz: Y. Hayaoğlu A. Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


4-KILIÇ BALIĞININ ÖYKÜSÜ

Bu bir kılıç balığının öyküsü
Yazılmasa da olurdu

Ama bizi yeni sulara götürecek akıntı durdu
Uskumrunun arkasından gidiyorduk
Sürünün içinde ben de vardım
Sırtımda bir zıpkın yarası
Mutlu olmasına mutluydum
Nedense gitmiyordu
Kulağımdan bir türlü o ağ var sesleri
Deniz kızı girmiş düşünceme ben iflah olmam
Dalyanları birbirine katmak orkinosların harcı
Dolanınca çok geçmeden küserim
Bir çocuk bile çeker sandal beni
Bu kadar ağır olmasam
Beni böyle koşturan yaşama sevinci
Kanal boyunca, bir o yana bir bu yana
Siz yok musunuz siz, derya kuzuları
Kestim kılıcımla karanlığın dibin
Yakamoz içinde bıraktığım suları
Ah aysız gecelerde olur ne olursa
Sırtımda bir zıpkın yarası
Atın beni mor kuşaklı bir takaya götürün
İri gözlerimde keder kılıcımda hüzün
Satın beni
Satın beni
Rakı için

Şiir: Halim Şefik Güzelson


5-HAÇAN ÖLESİM GELİR

Haçan demir dökende
Ateş yiyesim gelir
Gök sofraya çökende
Doruklardan sesim gelir.
Dağdan yürek sökende
Kurşun dökesim gelir
Çatal şimşek çakanda
Yağmur perde çekende
Derya göğe çıkanda
Haçan ölesim gelir.

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya


6-UNUTULMAYANLARA

Enstrümental

Derleme : Ahmet Kaya


7-TUT Kİ GECEDİR

Tut ki gecedir
Karanlık sıvaşır ellerine camlardan
Birden kırmızıya döner trafik ışıkları
Kükürtlü dumanlar yükselir
Korkuya batmış cam kırığı adamlardan
Tehlikeye büyür sakalları.

Tut ki gecedir
İhbarlar birer sansar
Bir telefondan bir telefona atlar
Yer altı örgütleri tetik üstünde
Adres değiştirmiş silah kaçakçıları
Fahişeler birbirinden kuşkulanıyor.

Tut ki gecedir
katiller huzursuz
hırsızlar sinirli.”

Hainler ürkekçedir
Elleri telefona kendiliğinden uzanıyor

ihanete gece müthiş bir gerekçedir
ihbarlar birer sansar
bir telefondan bir telefona atlar.”

İhanet bir bilmecedir...

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya


8-YÜREĞİM KANIYOR

Sakin göllerin kuğusuyduk
Salınarak suyun yanağında
Yarılan ekmeğin buğusuyduk.
Gözüm yaşarıyor,
Yüreğim yanıyor/kanıyor,
Olmasaydı sonumuz böyle.

Biri saksımızı çiğneyip gitti
Biri duvarları yıktı
Camları kırdı
Fırtına gelip aramıza serildi
Biri milyon kere çoğaltıp hüzünleri
Her şeyi kötüledi
Bizi yaraladı
Biri şarabımızı döktü
Soğanımızı çaldı
Biri hiç yoktan vurdu kafeste kuşumuzu
Ciğerim yanıyor, yüreğim kanıyor
Olmasaydı... olmasaydı sonumuz böyle”

Gözüm yaşarıyor
Yüreğim yanıyor /kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle

Dağlarda çoban ateşiydik
Dolanarak mavzer yatağında
Ceylanın pınara inişiydik
Göğsüm daralıyor,
Yüreğim kanıyor,
Olmasaydı sonumuz böyle.

Birer yolcuyduk aynı ormanda kaybolmuş
Aynı çıtırtıyla uyanan birer serçe
Hep aynı yerde karşılaşırdık tesadüf bu
Birer tomurcuktuk hayatın kollarında
Birer çiğ damlasıydık
Bahar sabahında gül yaprağında
Dedim ya;
Hiç yoktan susturuldu şarkımız
Yüreğim kanıyor yüreğim kanıyor
Bitmeseydi... bitmeseydi bizim öykümüz böyle

Göğsüm daralıyor
Yüreğim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


9-KATLİME FERMAN

Bir yürüyüş eylediler sabahtan
Ilgıt ılgıt kan gidiyor loy loy
Bir yürüyüş eylediler sabahtan
Ilgıt ılgıt kan gidiyor loy loy

Dayan dizlerim dayan
Ağla gözlerim ağla
Namlu puşt olmuş, at ayağı puşt

Vay anam vay vay,
bu belalı başınnan ben nere gidem
Vay anam vay vay,
bu belalı başınnan kime ne diyem
Ya derdime derman, ya derdime derman,
ya derdime derman, ya katlime ferman
Of anam of of
bu belalı başımla ben nere gidem
Vay anam vay vay,
bu belalı başınnan kime ne diyem
Ya derdime derman,
ya derdime derman, ya katlime ferman.

Ay bu nasıl devran, ay bu nasıl devran
28 Nisan di yavru hey
Ham meyvayı kopardılar dalıdan.

Vay anam vay vay,
bu belalı başınnan ben nere gidem
Vay anam vay vay,
bu belalı başınnan kime ne diyem
Ya derdime derman,
ya derdime derman, ya katlime ferman.

Of anam of of bu belalı başımla ben nere gidem
Vay anam vay vay, bu belalı başınnan kime ne diyem
Ya derdime derman, ya derdime derman,
ya derdime derman, ya katlime ferman.

Şiir: Enver Gökçe
Müzik: Ahmet Kaya


10-YAŞAMADIN SEN

Sensiz geçmiyor bu günler biliyor musun
Yüreğine beni, beni soruyor musun
Öyle yalnız, yalnız kaldım biliyor musun
Türküler söyledim sana duyuyor musun
Yıllar oldu oralardan çıkamıyorsun
Bağlanmış elin ayağın kaçamıyorsun.

Bir kuş oldun gökyüzünde, uçamadın sen
Nehir oldun ırmak oldun, taşamadın sen
Çocuk oldun sokaklarda, oynamadın sen
Doğdun da büyüdün ama yaşamadın sen
Yıllar oldu oralardan çıkamıyorsun
Bağlanmış elin ayağın kaçamıyorsun.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


11-BİR VEDA HAVASI

Vakit tamam seni terk ediyorum
Bütün alışkanlıklardan öteye
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum
Doymadım inan kanmadım sevgiye.

Korkulu geceleri sayar gibi
Birdenbire bir yıldız kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.

Aşksa bitti gül ise hiç dermedik
Bul kendine kuytularda hadi dal
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal.

Vakit tamam seni terk ediyorum
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklığı
İncinen bir hayatın yarasıdır.

Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında.

Ölümse korktun savaşsa hep kaçtın
Vur kendini korkularda hadi al
Sen bir suydun sen bir ilaçtın
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Sen bir suydun sen bir ilaçtin
Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal
Hoşçakal canımın içi, hoşça kal...

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


12-BU GALA DAŞLI GALA

Dağlar acem düşende
Bülbüle gam düşende
Ruhum bedenden oynar
Yanıma sen düşende.

Bu gala daşlı gala
Cıngıllı daşlı gala
Korkaram yar geç gele
Gözlerim yaşlı gala
Bu gala daşlı gala
Cıngıllı daşlı gala
Korkarım yar gelmeye
Gözlerim yaşlı gala.

Kızıl gül olmayaydı
Sararıp solmayaydı
Bir ayrılık bir ölüm
Heç beri olmamyaydı.

Bu gala daşlı gala
Her yanı daşlı gala
Korkaram yar geç gele
Gözlerim yaşlı gala
Bu gala daşlı gala
Cıngıllı daşlı gala
Korkaram yar gelmeye
Gözlerim yaşlı gala.

Derleme: Şenel Önaldı...

Asi_isyankar
02-02-2008, 10:32
1-BENİ TARİHLE YARGILA

"Titrek bir mum alevinin havaya bıraktığı bulanık bir is,
Ve göz gözü görmez bir sis değildik biz
Beni bilimle anla iki gözüm, felsefeyle anla,
Ve tarihle yargıla..."

Bal değildir ölüm bana,
İdam gül değildir bana,
Geceler çok karanlık,
Gel düşümdeki sevgilim,
Ay ışığı yedir bana...

”Ahh... Ben hasrete tutsağım,
Hasretler tutsak bana
Bıyığımdan gül sarkmaz,
Bıyık bırakmak yasak bana,
Mahpus bana, sus bana.
Yağlık ilmek boynuma...
Sevgili yerine
Koynuma idamlar alır, idamlar alır yatarım,
Ve sonra sabırla beklerim,
Bulutları çekersiniz üstümden,
Suçsuzluğumun yargılayıcılarını yargılarsınız,
Ve o güzel geleceği getirirsiniz bana...
Ölüm tanımaz işte o zaman sevgim,
Tırnaklarımı geçirip toprağın sırtına, doğrulurum,
Gözlerimde güneş koşar,
Ve çiçekler ekersiniz, çiçekler ekersiniz toprağıma...”

Duygu bana, öykü bana,
Roman gibi her an bana
Hücremde yalnızım gel,
Gel düşümdeki sevgilim,
Soyunup hazırlan bana.

“Biraz sonra asmaya götürecekler beni,
Biraz sonra dalımdan koparıp öldürecekler beni,
Hoşçakalın sevdiklerim;
Dört mevsim, yedi kıta, mavi gök...
Bütün doğa hoşçakalın...
Hoşçakalın sevdalılar,
Çocuklar, üniversiteliler, genç kızlar,
Sonsuz uzay, gezegenler ve yıldızlar,
Hoşçakalın...
Hoşçakalın senfoniler, oyun havaları,
Sevda türküleri ve şiirler.
Bildirilerimizin ve seslerimizin yankılandığı şehirler.
Dağlarında yürüdüğümüz toprak,
Yalınayak eylem adımlarıyla geçtiğimiz nehirler hoşçakalın...
Hoşçakalın ağız tatlarım;
Sıcak çorbam, çayım, sigaram...
Havalandırma sıram, banyo sıram, kelepçe sıram...
Parkamı, kazağımı, eldivenlerimi, ayakkabılarımı,
Ve kalemimi, ve saatimi,
Ve kavgamı bıraktığım sevgili dostlar
Hoşçakalın, hoşçakalın...”

Dostum bana, sevdam bana,
Soluğunu geçir bana,
Uyku tutmuyor gözüm,
Anılar sıraya girdi.
Gel anne süt içir bana.

”Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar,
Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar,
Yedi bölge, dört deniz,
Yedi iklim, altmış yedi şehir,
Okullar, mahalleler, köprüler, tren yolları...
Deniz kıyıları, balıkçı motorları, takalar,
Asfalt yolu boyu dizilmiş fabrikalar,
Ve işçiler ve köylüler...
Hoşçakal ülkem
Hoşçakal anne, hoşçakal baba, kardeşim,
Hoşçakal sevgilim, hoşçakal dünya,
Hoşçakalın dünyanın bütün halkları,
Sınırlı olmayan mekâna,
Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben;
En sevda halimle, en yaşayan halimle,
Gidiyorum dostlarım,
Hoşçakalın, hoşçakalın...
Beni yaşamımla sorgula iki gözüm,
Beni yüreğimle, beni özümle,
Bilimle anla beni, felsefeyle anla beni,
Tarihle anla beni,
Ve öyle yargıla.

Söz: Ersin Ergün
Müzik: Ahmet Kaya


2-BAŞKALDIRIYORUM

Cevap veriyorum:
Eli böğründe analardan
Mahpuslardan ve acılardan
Çokça bahsediyorum, çünkü;
Başını kuma saklayanlardan
Tiksindim, başkaldırıyorum.

Ve söz veriyorum:
Kırmızı rujlu sokakların
Aşağılık pazarlıkların
Adı anılmayacak benle
Bir çiçeğim halk ormanında
Fışkırdım, başkaldırıyorum.

Ben bir bıçak ucuyum
Kavga vermiş halkına
Başkaldırıyorum işte
Varın benim farkıma.

Yine söylüyorum:
Gözü bağlanmış korkulardan
Yasaklardan baskılardan
Asla irkilmiyorum, çünkü;
Kan emici yarasadan
Çıldırdım, başkaldırıyorum.

Yemin ediyorum:
Üç kağıtçının, pezevengin
Teslimiyetin ve mihnetin
Yolu uğramayacak bana
Bir dalgayım halk denizinde
Köpürdüm, başkaldırıyorum.

Ben bir namlu ağzıyım
Omuz vermiş halkına
Başkaldırıyorum hey
Herkes varsın farkına.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


3-ACI NİNNİ

Uyusun ay büyüsün
Camlar buğulanmasın
Sen uyu uyusun
Bulutlar uyanmasın
Işıklar uyanmasın
Camlar buğulanmasın

Sen uyu uyanmasın
İstanbul uyusun
Karagümrük uyusun
Fatih uyusun
Atatürk bulvarında
Rüyalar büyüsün

Sen uyu uyusun
İstanbul uyanmasın
Gemiler uyanmasın
Camlar buğulanmasın
Cibali uyanmasın
Kalbim buğulanmasın

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya


4-İÇERDEN ÇIKAN ADAM

İçerden çıkacak birazdan adam
Yılların tortusu çökmüş yüzüyle
Alnını güneşe serecek adam.

Uykusuz ranzalar suskun voltalar
Geride kalacak ve ah hüzünle
Bir kül gibi savrulup gülecek adam

Kar yağmıştır sardunyanın üstüne
Anılar toza toza bulanmıştır.
Kitaplar sobada yanmış
Ah sazlar duvarda kalmış
Güzelim şarkılar yağmalanmıştır.

İçerden çıkacak birazdan adam
Yıpranmış bavulu, hantal sesiyle
Kendini yollara vuracak adam.

Yüz çeviren dostlar sinsi tavırlar
Açığa çıkacak ve ah kendiyle
Bir ince hesabı görecek adam

Susamıştır tebessümün seyrine
Saçları hiçbir gün okşanmamıştır.
Bir ihtilal kadar yalnız
Ah… vefanız kadar yanlış
Mümkünse farz edin yaşamamıştır.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


5-HERKES KENDİ İŞİNE

Dağlar bize düz olur mu
Yar gelmezse ne olur
Bir yar gider bin yar gelir
Düşmanlar görür kör olur.

Hadi sen git işine de
Herkes kendi işine
Dağlarımda zulüm var lo
Düşemem yar peşine.

Güle baykuş kondurmayın
Küstürüp soldurmayın
Yare bir şeyler söyleyip
Kafamı bozdurmayın.

Hadi sen git işine de
Herkes kendi işine
Dağlarımda zulüm var lo
Düşemem yar peşine

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


6-GÜL DİKENİ

Uçakları nedeyim
Gökkuşağı gönder bana
Senin olsun süngülerin
Gül dikeni yeter bana.

Kan kurşundan silinince
Kardeş olur, kardeş olur eller bana
Kan kurşundan silinince
Kardeş olur, kardeş olur, kardeş olur eller bana.

Silahları nedeyim
Benim sevgim mavzer bana
Suya attığım çiçekler
Bir gün olur döner bana.

Kan kurşundan silinince
Kardeş olur, kardeş olur eller bana
Kan kurşundan silinince
Kardeş olur, kardeş olur, kardeş olur eller bana

Söz: Ülkü Tamer
Müzik: Ahmet Kaya


7-SORGUCULAR

Kimileri hep suçluyor
Kimileri sorguluyor
Yaralı yüreğime kara çalıyor.

İhanet zincirini tutan utansın
Dönüp arkasına bakan utansın
Dost diye bağrıma bastığım insanlar
Arkamı dönünce vuran utansın

Durmadan hep soruyorlar
Aç bırakıp gülüyorlar
Emekleyen yüreğime usta diyorlar

Usta değil acemi bir işçiyim ben
Onurlu bir kavganın neferiyim ben
Dostun dostu, düşmanımın eveliyim ben
Bilip de söylemeyen diller utansın.


Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


8-KORU KENDİNİ

Kaldırınca tabancasını
Nişan almak için sarı saçlıya
Parıldayıverdi gözleri
Koru kendini
Kırlangıçlar uçuştular
Korkudan çığrışıp
Kanat çırparak koru kendini.

Hadi söyle bana müziği seversin sen
Nasıl çalar insan hapishanede
Ağrılardan, sızılardan sonra
Romatizmanın zincirleri kemirdi elleriyle.

İşte nişan aldı tam
Kemanının üstüne
Iskalamaz iyi nişancıdır
Koru kendini
Ama teller gene şakıdılar
Doldular havayı titrek titrek hiç umursamadan.

Hadi söyle bana müziği seversin sen
Nasıl çalar insan hapishanede
Ağrılardan, sızılardan sonra
Romatizmanın zincirleri kemirdi elleriyle.

"Havasız bir delikte
Gıcırdayan somya üstünde yatakta
Yakalanmışsın berbat bir öksürüğe
Hih gel de şarkı söyle.
Ama yine de sarı saçlı adam
Devam etti kemanı çalmaya
Dirildi içimizde ölü düşler."

Söz: Georgi Svejin
Müzik: Ahmet Kaya


9-UÇUN KUŞLAR UÇUN

Uçun kuşlar uçun doğduğum yere
Şimdi dağlarımda mor sümbül vardır
Ormanlar koynunda bir serin dere
Dikenler içinde sarı gül vardır.

Uçun kuşlar uçun burda vefa yok
Öyle akar sular, öyle hava yok
Feryadıma karşı aksi seda yok
Bu yangın yerinde soğuk kül vardır.

Söz: Rıza T. Bölükbaşı
Müzik: Ahmet Kaya


10-DENİZİN ARDI ÖZGÜRLÜK

Ne demeli şimdi
Bir çiğdemin toprağı yırtışını seyredişim
Göğe mi dokunmalı, ucuna mi körpe filizin
Öyleyse karanlık sokaklarda koştuğumu düşün
Ay gene bir kadın gibi sarkıyorken denize
Dirseklerimle böğrüme gömdüğüm titremeyi düşün
Oradan göğsümü kaplayışını soğuk bir terin
İlk sözcüğü anlamla birleştiren çocuğu düşün
Onun kavradıkça derinleşen şarkısını
Vay perçemle günün huysuzluğu dolaşan kısrak
Vay acemi öpüşlerden gövdeme boşalan acımtırak haz
Telaş, kıvranış parıltılı gözlerdeki atılganlık
Ya görevin ne senin görevin
Oynaşmak değil mi içimdeki savaşmak duygusuyla
Ve benim nevresimim kararmışsa kirden, rutubetten
Sarhoşsam gülümseyişlerden ağlayışlardan
Ve kaynak sularıyla üstüme yağan aydınlık hulyaları
Senden gelen ısıyla koruyorsam
Ne demeli simdi
Ey serçelerin sabahlarla doluştuğu cıvıltı
Ey bir romanın olur olmaz yerinde dikkatti çeken hayal
Kalbimi çevreleyen sevda gözeneyi
Acıyış, şefkat, umursayış, hırçınlık seli
Beni düşün öyleyse
Beni hayretin ve karanlığın eşiğinde
Beni fitillerde başlayan bir fısıltı
Anında ilk satırı yazarken bir bildirinin
Kulaktan kulağa dolaşan haberlerin bağrında
Beni dar camlarda değil
Bir bulutun seyrinde düşün
Burada ortasında sıçraya sıçraya kabaran alevlerim."

Şiir: Nihat Behram
Müzik: Ahmet Kaya...

Asi_isyankar
02-03-2008, 12:29
1-ÖNCE DİŞLERİMİZ DÖKÜLDÜ

Önce dişlerimiz döküldü
Sonra saçlarımız
Ardından birer birer arkadaşlarımız
Şu canım dünyanın orta yerinde
Bir başına yapayalnız
Kırılmış kolumuz kanadımız
Tatlı canımızdan usanmışız.

Akşam olur mektuplar hasretlik söyler
Zagrep radyosunda Lilimarlen türküsü
Siperden sipere ateş tokuşturanlar
Karanlıkta dem tutan ishak kuşu.

Biz insanlar yemin ettik imanımız var
Özgürlük için özgürlük aşkına
Savulacak dönem
Savulacak düşman
Deprin cefasını çektik
Sefasını süreceğiz.

Akşam olur mektuplar hasretlik söyler
Zagrep radyosunda Lilimarlen türküsü
Dost ağlar karanfilim, dost ağlar karanfilim
Marş söylemeden ölmek bize yakışmaz.

Söz: Anonim
Müzik: Anonim


2-LİLİ MARLEN TÜRKÜSÜ

Akşam olur mektuplar hasretlik söyler
Zagrep radyosunda Lilimarlen türküsü
Siperden sipere ateş tokuşturanlar
Karanlıkta dem tutan ishak kuşu.

Biz insanlar yemin ettik imanımız var
Özgürlük için özgürlük aşkına
Savulacak dönem
Savulacak düşman
Deprin cefasını çektik
Sefasını süreceğiz.

Akşam olur mektuplar hasretlik söyler
Zagrep radyosunda Lilimarlen türküsü
Dost ağlar karanfilim, dost ağlar karanfilim
Marş söylemeden ölmek bize yakışmaz.

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya


3-ODAM KİREÇTİR BENİM

Odam kireç tutmuyor kumunu karmayınca
Sevda baştan gitmiyor yar ile yatmayınca
Oy lümünüm ey canım oy lümünüm ey.

Odam kireçtir benim yüzüm güleçtir benim
Soyun da gir koynuma terim ilaçtır benim
Baba ben derviş miyem kürkümü geymiş miyem
Ben sevdim eller aldı, niye ben ölmüş müyem
Oy lümünüm ey canım oy lümünüm ey.

Söz: Anonim
Müzik: Anonim


4-AĞLAMA BEBEĞİM

Ağlama bebek, ağlama sende
Umut sende yarın sende
Yağmur gibi gözlerinden akan yaş niye
Bu suskunluk, bu küskünlük, dargınlık niye.

Çok uzakta öyle bir yer var
O yerlerde mutluluklar
Bölüşülmeye/paylaşılmaya hazır
Bir hayat var.

Ağlama bebeğim ağlama sende
Umut sende hasret/yarın sende
Dalıp dalıp derinlere düşünmen niye
Bu kızgınlık, bu durgunluk, küskünlük/sıkıntın niye.

Söz : Ahmet Kaya
Müzik : Ahmet Kaya


5-KARA YILAN

Kara yılan der ki harbe oturak
Kilis yollarından kelle getirek
Nerde düşman varsa orda bitirek
Vurun Antepliler namus günüdür.

Sürerim sürerim gitmez gadana
Fransız kurşunu da geçmez Adana
Varın söyleyin garip anama
Analar da böyle yiğit doğurur.

Söz: Anonim
Müzik: Anonim


6-AMENNA

Yaşayanlar bir gün ölür
Bir gün ölür elbette
Ağaçlarla, balıklarla
Kuşlarla ben amenna.

Ağlayanlar bir gün güler
Bir gün güler elbette
Uyanmakla, anlamakla
Bilmekle ben amenna.

Kısa çöp uzun çöpten
Hakkını alacak elbette
Direnmekle, güvenmekler/kurtulmakla
Barışla ben amenna.

Söz: H.Hüseyin Korkmazgil
Müzik: Ahmet Kaya


7-HANİ BENİM GENÇLİĞİM

Hani benim sevincim nerde
Bilyelerim, topacım
Kiraz ağacında yırtılan gömleğim
Çaldılar çocukluğumu habersiz
Penceresiz kaldım anne
Uçurtmam tel örgülere takıldı
Hani benim gençliğim anne/nerde.

Ne varsa buğusu genzi yakan
Ekmek gibi aşk gibi
Ah... ne varsa güzellikten yana
Bölüştüm, büyümüştüm
Bu ne yaman çelişki anne
Kurtlar sofrasına düştüm
Hani benim gençliğim anne/nerde.

Hani benim sevincim nerde
Akvaryumum, kanaryam
Üstüne titrediğim kaktüs çiçeği
Aldılar kitaplarımı sorgusuz
Duvarlar konuşmuyor anne
Açık kalmıyor hiçbir kapı
Hani benim gençliğim anne/nerde.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


8-GEÇMİYOR GÜNLER

Burda çiçekler açmıyor
Kuşlar süzülüp uçmuyor
Yıldızlar ışık saçmıyor
Geçmiyor günler geçmiyor.

Avluda volta vururum
Kah düşünür otururum
Türlü hayaller görürüm
Geçmiyor günler geçmiyor.

Dışarıda mevsim baharmış
Gezip dolaşanlar varmış
Günler su gibi akarmış
Geçmiyor günler geçmiyor.

Gönülde eski sevdalar
Gözümde dereler bağlar
Aynada hayalim ağlar
Geçmiyor günler geçmiyor.

Yanımda yatan yabancı
Her söz zehir gibi acı
Bütün dertlerin en gücü
Geçmiyor günler geçmiyor.

Söz: Sebahattin Ali
Müzik: Ahmet Kaya


9-KATLİME FERMAN

Bir yürüyüş eylediler sabahtan
Ilgıt ılgıt kan gidiyor loy loy
Dayan dizlerim dayan
Ağla gözlerim ağla
Namlu puşt olmuş, at ayağı puşt.

Vay anam vay vay, bu belalı başınnan ben nere gidem
Vay anam vay vay, bu belalı başınnan kime ne diyem
Ya derdime derman, ya derdime derman, ya derdime derman, ya katlime ferman
Of anam of of bu belalı başımla ben nere gidem
Vay anam vay vay, bu belalı başınnan kime ne diyem
Ya derdime, derman ya, derdime derman ya, derdime derman ya, katlime ferman.

“Ayağı değince Yılmaz’ ın
Baktı atacak taşı yoktu
Eli durmuş, ayağı durmuştu
Çıkardı yüreğini kan içinde
Vurdu kötülüğün kafasına kafasına.”

Ay bu nasıl devran, ay bu nasıl devran
28 Nisan’ di yavru hey
Ham meyvayı kopardılar dalıdan.

Vay anam vay vay, bu belalı başınnan ben nere gidem
Vay anam vay vay, bu belalı başınnan kime ne diyem
Ya derdime derman, ya derdime derman, ya derdime derman, ya katlime ferman.
Of anam of of bu belalı başımla ben nere gidem
Vay anam vay vay, bu belalı başınnan kime ne diyem
Ya derdime derman, ya derdime derman, ya derdime derman, ya katlime ferman.

Şiir: Enver Gökçe
Müzik: Ahmet Kaya


10-ŞAFAK TÜRKÜSÜ

Beni burada arama, arama anne
Kapıda adımı, adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama.

”Kaç zamandır yüzüm traşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim kulağım kulağım kirişte
Ölümü özledim anne
Yaşamak isterken delice
Ah.... verebilseydim keşke
Yüreği avucunda koşan her bir anneye
Tepeden tırnağa, oğula
Ve kıza kesmiş bir ülkeye armağan
Düşlerimle sınırsız
Diretmişliğimle genç
Şaşkınlığımla çocuk devrederken sırdaşıma
Usulca açılıverdi yanağımda tomurcuk
Pir Sultanı düşün anne, Şeyh Bedrettin’i
Börklüce’ yi, insanları düşün anne
Düşün ki yüreğin sallansın
Düşün ki o an güneşli güzel günlere inanan
Mutlu bir yusufcuk havalansın.”

Beni burada arama, arama anne
Kapıda adımı, adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama.

“Ne garip duygu şu ölmek
Öptüğüm kızlar geliyor aklıma
Bir açıklaması vardır elbet giderken darağacına
Geride masa üstünde boynu bükük kaldı kağıt kalem
Bağışla beni güzel annem
Oğul tadında bir mektup yazamadım diye
Kızma bana
Elleri değsin istemedim
Gözleri değsin istemedim
Ağlayıp koklayacaktın belki bir ömür taşıyacaktın koynunda
Yaşamak ağrısı asıldı boynuma
Oysa türkü tadında yaşamak isterdim
Gecenin kıyısında durmuşum
Kefenin cebi yok koynuma yıldız doldurmuşum
Koşun çocuklar, koşun
Sabah üstüme üstüme geliyor.”

“Kısacası güzel annem
Bir çiçeği düşünürken ürpermek yok
Gülmek, umut etmek, özlemek
Yada mektup beklemek
Gözleri yatırıp ıraklara
Ölmek ne garip şey anne
Artık duvarları kanatırcasına tırnağımla
Şaşkın umutlu şiirler yazamayacağım
Mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağım
Baba olamayacağım örneğin
Toprak olmak ne garip şey anne.”

Beni burada arama, arama anne
Kapıda adımı, adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama.

“Beni burada arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama
Her kavgada ölen benim
Bayrak tutan, çarpışan
Özlem benim, hasret benim
Bekle beni anne
Bir sabah çıka gelirim
Bir sabah anne bir sabah
Acını süpürmek için açtığında kapını
Adı başka, sesi başka nice yaşıtım
Koynunda çiçekler
Çiçekler içinde bir ülke getirirler...”

Söz: Nevzat Çelik
Müzik: Ahmet Kaya


11-DERSİM DÖRT DAĞ İÇİNDE

Dersim dört dağ içinde
Gülüm var dağ içinde
Dersimi halk saklasın
Bir yarim var içinde.

Ne oldu, ağlama ne oldu
Sarardı benzin soldu
Ağam burdan gidelim
Bu yerler viran oldu.

Harput’ un altı kelek
Dersime gidek gelek
Elin elimde olsun
Kapı kapı dilenek.

Söz: Anonim
Müzik: Anonim


12-YÜREĞİM KANIYOR

Sakin göllerin kuğusuyduk
Salınarak suyun yanağında
Yarılan ekmeğin buğusuyduk
Gözüm yaşarıyor
Yüreğim yanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle.

“Biri saksımızı çiğneyip gitti
Biri duvarları yıktı
Camları kırdı
Fırtına gelip aramıza serildi
Biri milyon kere çoğaltıp hüzünleri
Her şeyi kötüledi
Bizi yaraladı
Biri şarabımızı döktü
Soğanımızı çaldı
Biri hiç yoktan vurdu kafeste kuşumuzu
Ciğerim yanıyor, yüreğim kanıyor
Olmasaydı... olmasaydı sonumuz böyle.”

Gözüm yaşarıyor
Yüreğim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle.

Dağlarda çoban ateşiydik
Dolanarak mavzer yatağına
Ceylanın pınara inişiydik
Göğsüm daralıyor
Yüreğim yanıyor/kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle.

“Birer yolcuyduk aynı ormanda kaybolmuş
Aynı çıtırtıyla ürperen birer serçe
Hep aynı yerde karşılaşırdık tesadüf bu
Birer tomurcuktuk hayatın kollarında
Birer çiğ damlasıydık
Bahar sabahında gül yaprağında
Dedim ya;
Hiç yoktan susturuldu şarkımız
Yüreğim kanıyor, yüreğim kanıyor
Bitmeseydi... bitmeseydi bizim öykümüz böyle.”

Göğsüm daralıyor
Yüreğim yanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


13-METRİSİN ÖNÜNDE

Metrisin önünde durdum
Hasretim yerlere vurdum.
Ben dağlarda uçan kuştum
Kanatlarımdan vuruldum.

Yıllar var ki yorgunum ben
Gökyüzüne vurgunum ben
Mahpuslarda durgunum ben.

Metrisin önü kahveler
Kahvede can annem/dostalar bekler.
Dağlar köyler türkü söyler
Dağlar köyler yolum gözler.

Geze geze yoruldum ben
Gökyüzüne vuruldum ben
Mahpuslarda duruldum ben.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


14-ACILARA TUTUNMAK

Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
O yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya.

O dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizelere.

Aramakmış oysa sevmek
Özlemekmiş oysa sevmek
Bulup bulup yitirmekmiş
Düşsel bir oyuncağı
Yalanmış, hepsi yalan
Yalanmış, hepsi yalan
Sevmek diye bir şey vardı
Sevmek diye bir şey yokmuş.

Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konuklukta
Deprem kargaşasında.

Yaşadım bir kaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde.

Acılardan arta kalan
İşte şu bakışlarmış
Buğu diye gözlerimde
Gün batımı bulutlarmış
Yalanmış, hepsi yalan
Yalanmış, hepsi yalan
Savrulup gitmek varmış
Ayrı yörüngelerde.

Söz: H. Hüseyin Korkmazgil
Müzik: Ahmet Kaya


15-BACALAR / KARA TOPRAK (MAMOŞ)

Bizim evin bacaları aman aman kader
Yanmaz oldu sobaları aman aman kader
Yarim gitti gelmez oldu aman aman kader
Bu da bana bin dert oldu aman aman kader.


Bahçelerde yeşil yaprak
Mamoş giyer kara kaban
Gel ikimiz sarılalım
En sonumuz kara toprak
Eyvah eyvah Mamoş eyvah
Doktor getir yarama bak.

Ben kapıyı araladım
Ben bahtımı karaladım
Eyvah eyvah eyvah eyvah
Ben Mamoşu yaraladım
Uyan Mamoş uyan uyan.

Pencereden bir taş geldi
Ben zannettim Mamoş geldi
Uyan Mamoş uyan uyan
Başımıza neler geldi
Eyvah eyvah Mamoş eyvah
Doktor/tabip getir yarama bak.

Derleme: Ahmet Kaya


16-KADINLAR

Üç etekli ak puşulu türkü bakışlı
Kadınlar yürüyor dağlara doğru
Leylak moru gül kurusu dağlara doğru
Özlemlerle acılarla bir Anadolu
Sivaslı mı Urfalı mı bilemem gayri
Kadınlar kadınlar dağlara doğru
Dağlara, dağlara, dağlara doğru
Çalı çırpı sıla gurbet dağlara doğru
Sarı sıcak ak cibinlik dağlara doğru
Ordu ordu çekip gider ay çiçekleri
Bakma turaç bakma bana bakma el gibi.

Bilemezler avcının kim olduğunu
Sezmişler düşmanın kokusunu
Kadınlar kadınlar dağlara doğru
Özlemlerle acılarla bir Anadolu
Bu sıtmalı gecelere bu beşikleri
Bakma turaç bakma bana bakma el gibi
Dağlara, dağlara, dağlara doğru
Çalı çırpı sıla gurbet dağlara doğru
Sarı sıcak ak cibinlik dağlara doğru
Ordu ordu çekip gider ay çiçekleri
Bakma turaç bakma bana bakma el gibi.

Söz: H. Hüseyin Korkmazgil
Müzik: Ahmet Kaya...

RaJoNNN
02-03-2008, 12:32
eline sağlık kardeş paylaşımın için teşk

mardinlisalih
02-03-2008, 12:48
paylaşım için teşekürler

Asi_isyankar
02-05-2008, 12:58
Tüm Şarkı Sözleri ahmetkaya.com Resmi Web Sitesinden Alınmıştır...

1-KOD ADI BAHTİYAR

Geçiyor önümden sirenler içinde
Ah eller üstünde, çiçekler içinde
Dudağında yarım bir sevdanın hüznü
Aslan gibi göğsü, türküler içinde

Rastlardım avluda hep volta atarken
Cıgara içerken yahut coplanırken
Kimseyle konuşmaz dal gibi titrerdi
Çocukça sevdiği çiçeğini sularken

Diyarbakırlıymış, adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül güzlü Bahtiyar
Yaralıyım, yerde kalan sazı kadar.

Beni tez saldılar o kaldı içerde
Çok sonra duydum ki Yozgat' ta sürgünde
Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
Mavi gökyüzünü ona dar etmişler.

Gazete de çıktı üç satır yazıyla
Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
Birileri ona “ölmedin” diyordu
Ölüm ilanında hüzünle gülüyordu.

Diyarbakırlıymış, adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül güzlü Bahtiyar
Yaralıyım, yerde kalan sazı kadar.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


2-İYİMSER BİR GÜL

Uyandım seni düşündüm
Birden bire duvar birden bire gece yarısı
Uyandım seni düşündüm ay yar
Ay göğsümün sol yarısı.

Su bulanınca
Meydanlarda sesin yırtılınca
Hiç dostun kalmayınca
Sarsılmış bir ömrün basamaklarından
Görüşmeye gel ne olur
İyimser bir gül olsun dudaklarında

Dert etme iyiyim ben
Ara sıra mahşer ara sıra yaşama hırsı
Dert etme iyiyim ay yar
Ay hüznümün tütün sarısı

Kan bulaşınca
Yangınlarda yüzün harlaşınca
Saçların tutuşunca
Zorlanmış bir hükmün tutanaklarından
Görüşmeye gel ne olur
İyimser bir gül açsın yanaklarımda

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


3-BİRAZDAN KUDURUR DENİZ

Birazdan kudurur deniz
Birazdan dalgaların sırtından
Üst-üste fışkıran rüzgarlar
Bir intikam gibi saldırınca üstüne
Yüzüne şarkılar çarpar
Yüzüne şiirler çarpar, ağlarsın
Sen artık buralarda duramazsın.

"Artık sazın bağrı mı olur
Kimsenin bilmediği bir ağrı mı
Gider kendine gömülürsün
Yoksa bu şehir, bu sokaklar
Seni alır kullanır, seni alır kullanır
Santim-santim çürürsün."

Bazen bir uçurum kalır
Bazen de martıların ardından
Velvele koparan bir leş kalır
Bir intihar gibi puşt olunca sevdalar.
Sırtını duvara yaslar
Sırtını ağaca yaslar, susarsın
Sen artık hiçbir sözü kaldıramazsın.

"Şimdi bir yeni sevda mı olur
Kimsenin kapını çalmadığı bir inziva mı
Tutar sıfırdan başlarsın
Yoksa bu ilişkiler, bu zaaflar
Seni yiyip bitirir, seni yiyip bitirir
Dirhem-dirhem azalırsın."

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


4-BU YALNIZLIK BENİM

Sana bir gün bu mektubum ulaşır
Açarsın ah eline kan bulaşır
Çürür bir yerlerde çırılçıplak cesedim
Sedyeyle taşınır kan çiçekleri
Adımların birbirine dolaşır.

Nazlı ırmak boylarından, ılık rüzgarlarla geldim
Çiçek istediler verdim, şarkı dediler söyledim
Ömrümün yarısı kavgayla geçti
Ben böyle yalnızlık görmedim.

Beni bir gün bu şarkıyla anarsın
İçinden kopar bir tel ağlarsın
Gecikmiş bir vefa kalıntısıyla
Polis kaydından sildirip adımı
Pencerenin buğusuna yazarsın

Darmadağın bir evden sabah ezanıyla çıktım
Denizler üstüme gelmeyin
Kuşlar ne olur didişmeyin
Şarkımı esmer bir hasrete sundum
Bu yalnızlık benim ilişmeyin

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


5-ÇEK MUSTAFA ÇEK

Genç kadınları kültürümüzle etkiledikten sonra
Vesta kızlarına, rahibelere saldırdıktan sonra
Leylakları yaktıktan bulutları gömdükten sonra
Elimize ne geçti
Akademide bir koltuk ve bir de çek defteri
Çek Mustafa çek çek
Çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle çekmekle mi geçecek
(Senin ömrün hep böyle ahkam kesmekle mi geçecek)

Müzeleri havaya uçurduktan sonra
Ün peşinde koşup
O kadınla yattığımızı düşledikten sonra
Gazetelere geçsin diye adımız
Yalvar yakar olduktan sonra
Elimize ne geçti
Akademide bir koltuk ve bir de çek defteri
Çek Mustafa çek çek
Çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle çekmekle mi geçecek
(Çek bir de benim için akademik rakı çek)

Söz: Pedro Shimose / A. Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


6-EVLERİNİN ÖNÜ

Evlerinin önü mersin
Ah sular akar gadınım tersin, tersin
Allah seni bana versin
Al hançeri gadınım vur ben öleyim
Ah kapınızda bir danem
Kul ben olayım
Hayda efeler of

Evlerinin önü susam
Ah su bulsamda gadinim
Çevremi bulsam
Açsam yüzünü baksam doysam
Al hançeri gadinim vur ben öleyim
Ah kapınızda bir danem
Kul ben olayım
Hayda efeler of

Söz: Anonim
Müzik: Anonim


7-DOĞUM GÜNÜ

İnsanların yüzlerini göremiyorum
Boğazım düğüm-düğüm çözemiyorum
İstesen de yanına gelemiyorum
Tutsam şu karanlığı
Tutsam da yırtsam
Ah elim tutuşmasa, elini tutsam
Susmasan konuşsan sesini duysam
Tutsam güzel yüzünü bağrıma bassam.

Doğum günüm bugünüm
Doğum günüm gülüm
Doğum günüm diyorsun.

Doğum günün kutlu olsun
Mutlu ol senelerce
Sana boncuktan kuş yaptım
Konacak pencerene
Karakollar beni alır sorgular gecelerce
Hiç bekleme belki gelmem, gelemem senelerce.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


8-KAÇAK VE ANNE

Uçtum ateş üstüne, dağlansın diye sızım
Sorma halim ne olur, yoruldum anlamsızım.
Yağmur doldu içime, açım sigarasızım
Uyuyor musun anne ben geldim, vefasızım.

Suç oldu suç üstüne, her şarkım her yazım
Vuruştum türkülerle, kanla beslendi sazım.

Bir rüzgarın önünde, kaçağım kuralsızım
Duyuyor musun anne, yalnızım çok yalnızım.
Ah dalsam dizine, uyusam doymaksızın
Sabah olmasa gece, kaçmasam dermansızım.

Sür beni gül yüzüne, gitsem de kalsın sızım
Ağlıyor musun anne, gidiyor hayırsızım.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


9-KARDELENLER AÇINCA

”Bayrakları göndere çeken çocuklar
Aç bir destandır kan gölü gruplarda
Bir çocuk ağlar ağlar durur
Bir ana tandıra düşer kavrulur
Bir gelin parmağıyla deşer rahmini
Radyoda ince saz, ney taksim
Büyür çetelerin hıncı
Kent ince ince susar
Ve korku bir kahpe yaradır içerden işler
Vurur hançerini şah damardan ihanet
Satarsın ulan satarsın
Açılmamış gonca gülünü.”

Gökte yıldız kayınca, için yanınca
Gözlerin ıslanınca, akşam olunca
Dön yüzünü dağlara, bir mavzer gibi
Sabır zorlayınca, sel kabarınca.

Kar tanesi uçunca, çiğ tükenince
Kardelenler açınca, otlar bitince
Avucumda ateşle, dönerim sana
Toprak uyanınca, bahar gelince.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya
Şiir: Orhan Kotan


10-KAÇAKÇI KURBAN

Lele kurban ben olayım
Ah göğsünde ben olayım
Senin yerin sıcak kalsın
Ah yine giden ben olayım.

Lele kurban zor gelir
Dağlara giden zor gelir
Avcı yaralar kekliği
Altum' a giden zor gelir.

Lele kurban boşa gider
Ne söylersen boşa gider
Çiğnenir ektiğin güller
Ah emeklerin boşa gider.

Lele kurban gülü verin
Dönemsem de gülü verin
Mayın tarlasına düştüm
Kan kırmızı gül verin.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


11-YOLLARINA BAKA BAKA

Beni attın ay kız ataşa
Ağlamaksız her zaman beni ataşa
Atacaksan meni sevdin söyle bezm içim
Doldur eşkin şerbet gibim ver için
Söyle söyle sana böyle ne oldu yar
Yalvarıram/Çağırıram gel gel gel aralarda kalırsan
Beni incitme yalvarıram yar beni atma terk etme.

Gözüm yolda kaldı kaldı al güzel
Bahar bitti yapraklar oldu gazel
Yollarına baka baka kaldı gözlerim
Sene çattı yüreğimde sözlerin
Söyle söyle sana böyle ne oldu yar
Yalvarıram/Çağırıram gel gel gel aralarda kalırsan
Beni incitme yalvarıram yar beni atma terk etme.

Söz: Anonim
Müzik: Anonim


12-AMANIN MİNNOŞ

Dağda keklik avlarım
Tabancamı yağlarım
Ben bir öksüz oğluyam
Gençliğime yanarım
Amanım minnoş, minnoş
Yaktın beni minnoş.

Yine oldu akşamlar
Eğleniyor gagoşlar
Vay benim deli gönlüm
Nerelerde akşamlar
Amanım minnoş, minnoş
Yaktın beni minnos

Zalım ağlattı beni
Derde bağlattı beni
En yoksul/kötü günlerimde
Bıraktı gitti beni
Amanım minnoş, minnoş
Yaktın beni minnoş.

Söz: Fethi Perilioğlu
Müzik: Fethi Perilioğlu...

Asi_isyankar
02-08-2008, 20:25
1-ÖLÜREM KARDEŞ

Mahsus mahal dedikleri zindanda
Kalıram, kalıram kardaş
Dostlar yandadır
İkellerim kızı kandadır, kanda
Ölürem ölürem gardaş
Aklım sendedir.

Artar eksilmeyiz zindanlarında
Kolay değil derdin ucu derinde
Kumhan ırmağında hey dost kara burnunda
Vururam vururam gardaş
Öfkem kındadır.

Dirliğim düzenim umudum canım
Solum, sol tarafım hey dost
Cümle varlığım
Benim beyaz unum ak güvercinim
Bilirem bilirem gardaş
Gelen gündedir.

Söz: Anonim
Müzik: Anonim


2-DAĞLARDA KAR OLSAYDIM

Şu dağlarda kar olsaydım olsaydım
Bir asi rüzgar olsaydım olsaydım
Arar bulur muydun beni beni
Sahipsiz mezar olsaydım olsaydım.

Şu yangında har olsaydım olsaydım
Ağlayıp bizar olsaydım olsaydım
Belki yaslanırdın bana bana
Mahpusta duvar olsaydım olsaydım.

Şu bozkırda han olsaydım olsaydım
Yıkık perişan olsaydım olsaydım
Yine sever miydin beni beni
Simsiyah duman olsaydım olsaydım.

Şu yarada kan olsaydım olsaydım
Dökülüp ziyan olsaydım olsaydım
Bu dünyada yerim yokmuş yokmuş
Keşke bir yalan olsaydım olsaydım.

Söz : Yusuf Hayaloğlu
Müzik : Yusuf Hayaloğlu


3-KOD ADI BAHTİYAR

Geçiyor önümden sirenler içinde
Ah eller üstünde, çiçekler içinde
Dudağında yarım bir sevdanın hüznü
Aslan gibi göğsü, türküler içinde.

Rastlardım avluda hep volta atarken
Cigara içerken yahut coplanırken
Kimseyle konuşmaz dal gibi titrerdi
Çocukça sevdiği çiçeği sularken.

Diyarbakırlıymış adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül güzlü Bahtiyar
Yaraldığım yerde kalan sazı kadar.

Beni tez saldılar o kaldı içerde
Çok sonra duydum ki Yozgat' ta sürgünde
Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
Mavi gökyüzünü ona dar etmişler.

Gazete de çıktı üç satır yazıyla
Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
Birileri ona; ölmedin, diyordu
Ölüm ilanında hüzünle gülüyordu.

Diyarbakırlıymış adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül güzlü Bahtiyar
Yaraldığım yerde kalan sazı kadar.

Söz : Yusuf Hayaloğlu
Müzik : Ahmet Kaya


4-YEMEN TÜRKÜSÜ

Havada bulut yok bu ne dumandır
Mahlede ölüm yok bu ne figandır
Şu yemen elleri nede yamandır.

Anu Yemendir
Gülü çemendir
Giden gelmiyor
Acep nedendir.

Burası Muştur
Yolu yokuştur
Giden gelmiyor
Acep ne iştir.

Mızıka çalınır düğün mü sandın
Al yeşil bayrağı gelin mi sandın
Yemene gideni gelir mi sandın.

Anu Yemendir
Gülü çemendir
Giden gelmiyor
Acep nedendir.

Burası Muştur
Yolu yokuştur
Giden gelmiyor
Acep ne iştir.

Kışlanın önünde redif sesi var
Bakın çantasında acep nesi var
Bir çift kundurayla bir de fesi var.

Anu Yemendir
Gülü çemendir
Giden gelmiyor
Acep nedendir.

Burası Muştur
Yolu yokuştur
Giden gelmiyor
Acep ne iştir.

Söz : Anonim
Müzik : Anonim


5-TURNA SEMAHI

Gitme turnam gitme, nerden gelirsen
Sen nazlı canana benzesin turnam
Her bakışta beni, mecnun edersin
Tabibe lokmana benzesin turnam
Has nenni nenni, dost nenni nenni
Pir Abdal Sultan'a benzesin turnam
Yürü turnam yürü canana yürü

Havayı hey deli gönül havayı
Bir kız katarlamış da atı deveyi
Ay doğmandan şavkı tuttu
Yürüyelim, yürüyelim bundan sonra dost nenni
Hey dost, hey dost

Yedi kardeş idik biz bu ovada
Kimi saz çalardı kimi dönende
Bakmaz mısın gözlerimin yaşına
Bakmaz mısın mezarımın taşına
Hey dost, hey dost

Eğlen dur, eğlen dur, sarı/telli turnam eğlen dur
Sallan dur, sallan dur, sarı turnam sallan dur

Söz: Âşık Daimi
Müzik: Âşık Daimi


6-DOĞUM GÜNÜ

İnsanların yüzlerini göremiyorum
Boğazım düğüm düğüm çözemiyorum
İstesen de yanına gelemiyorum
Tutsam şu karanlığı
Tutsam da yırtsam
Ah elim tutuşmasa, elini tutsam
Susmasan konuşsan sesini duysam
Tutsam güzel yüzünü bağrıma bassam.

Doğum günüm bugün/gülüm
Doğum günüm gülüm/bugün
Doğum günüm diyorsun;

Doğum günün kutlu olsun
Mutlu ol senelerce
Sana boncuktan kuş yaptım
Konacak pencerene
Karakollar beni alır sorgular gecelerce
Hiç bekleme belki gelmem, gelemem senelerce.

Söz : Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


7-DİYARBAKIR TÜRKÜSÜ

Diyarbakır etrafında tanklar var
Kuşatmışlar dört bir yandan kenti ordular
Kalkacak neredeyse ayağa surlar, surlar
İstemezler gün görmeden ölesem aman.

Namlular göğsümüze dayandı, dayandı
Gece bastı gene zulum dadandı vay vay
Yağlı ilmik boynumuza dolandı, dolandı
İsterler ki gün görmeden ölesem aman.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Anonim


8-HEY GÖKLERE

Hey göklere duman durmuş dağlar hey
Değirmenin üstü her gün yel olmaz
Dinle ağa, dinle paşa, dinle bey
Sen söylersin o susmaz mı bel olmaz

Kızılırmak akar suyun içerler
Aç kalırlar yurttan yurda göçerler
Tarifeylen köprüsünü geçerler
Öldüler mi kaldılar mı bel olmaz

Ummam artık olanlar böyle olsun
Yeni çağda mızrak çuvala girsin
Vergi dersin, ümük dersin, can dersin
Verirler mi alırlar mı bel olmaz

Söz: F.Hüsnü Dağlarca
Müzik: Tahsin İncirci


9-DEĞİRMEN BAŞINDA - DUMAN ÇÖKMÜŞ MUNZUR'A

Değirmen başında vurdular beni oy
Kilimli çarşafa oy sardılar beni
Vurma zalım vurma
Nar danesiye oy
Anamın, babamın oy bir danesiyem

Atımı bağladım nar ağacına
Yar götürdü beni oy darağacına
Vurma Ragıp vurma
Nar danesiye
Anamın, babamın bir danesiyem.

Şiir : Anonim/Abuzer Karakoç
Müzik: Anonim/Abuzer Karakoç


10-NE YANDASIN

Sürüler içinde sürmeli koyun
Şafaklar atıyor gel yarim soyun
Gencecikken ettiler bana bir oyun
Ne yandasın sürmeli palazım
Ne yanda a canım, ne yanda
Ellerim saz çalar göğnüm
Ne yanda a canım, ne yanda

Aşağıdan gelir gelinin göçü
Gelin mi ettiler canımın içi
Koynumda sakladım verdiğin saçı
Ne yandasın sürmeli palazım
Ne yanda a canım, ne yanda
Ellerim saz çalar göğnüm
Ne yanda a canım, ne yanda

Söz : Anonim
Müzik: Anonim


11-BAŞKALDIRIYORUM

Cevap veriyorum;
Eli böğründe analardan
Mahpuslardan acılardan çokça bahsediyorum
Çünkü başını kuma saklayanlardan tiksindim
Başkaldırıyorum.

Yine söylüyorum;
Kırmızı rujlu sokakların aşağılık pazarlıkların
Adı anılmayacak benle
Bir dalgayım halk denizinde köpürdüm
Başkaldırıyorum.

Ben bir namlu ağzıyım
Omuz vermiş halkına
Başkaldırıyorum hey
Varın benim farkıma.

Yine söylüyorum;
Gözü bağlanmış korkulardan
Yasaklardan baskılardan asla irkilmiyorum
Çünkü kan emici yarasadan çıldırdım
Başkaldırıyorum.

Ve söz veriyorum;
Üç kağıtçının pezevengin
Teslimiyetin ve milletin yolu uğramayacak bana
Bir çiçeğim halk ormanında fışkırdım
Başkaldırıyorum.

Ben bir bıçak ucuyum
Kavga vermiş halkına
Başkaldırıyorum hey
Varın benim farkına
Herkes varsın farkına.

Söz : Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


12-HERKES KENDİ İŞİNE

Dağlar bize düz olur mu
Yar gelmezse ne olur
Bir yar gider bin yar gelir
Düşmanlar görür kör olur.

Hadi sen git işine de
Herkes kendi işine
Dağlarımda zulüm var lo
Düşemem yar peşine.

Güle baykuş kondurmayın
Küstürüp soldurmayın
Yare bir şeyler söyleyip
Kafamı bozdurmayın.

Hadi sen/çek git işine de
Herkes kendi işine
Dağlarımda ölüm/zulüm var lo
Düşemem yar peşine.

Söz : Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


13-ÜŞÜR ÖLÜM BİLE

Bir ormanda tutup onu bağladılar ağaca
Yumdu sanki uyur gibi gözlerini usulca
Bir soğuk yel eser üşür ölüm, ölüm bile
Anlatır akan kanı beyaz sesiyle.

Diz çöktüler karşısında sonra ateş ettiler
Parçalanan yüreğine yuva kurdu mermiler
Bir soğuk yel eser üşür ölüm, ölüm bile
Anlatır akan kanı beyaz sesiyle.

Gelip kondu bir güvercin ellerine o gece
Kırmızı bir çelenk oldu bileğinde kelepçe
Bir soğuk yel eser üşür ölüm, ölüm bile
Anlatır akan kanı beyaz sesiyle.

Söz : Ülkü Tamer
Müzik: Ahmet Kaya


14-HALAY HAVASI

Gökte bulut yerde kar
Seçilmez olmuş dağlar
Ne bir ses ne bir ışık
Oy lili, oy lili, oy lili, oy lili
Ağamsın sen
Paşamsın sen karanlık
Namlular ışıtmaz geceyi, oy lili.

Çevirdiler gece vakti
Dağların gecesiydi
Aslan gibi bir yiğit
Oy lili, oy lili, oy lili, oy lili
Ağamsın sen
Paşamsın sen karanlık
Kelepçe ışıtmaz geceyi, oy lili.

Kırın beni kemik kemik
Sökün beni tırnak tırnak
Deri deri yüzün beni
Oy lili, oy lili, oy lili, oyy
Aslan gibi bir yiğit
Sevdası da sevda ha
Ne bir ses ne bir ışık
Ağamsın sen
Paşamsın sen karanlık
İşkence ışıtmaz geceyi, oy lili.

Oy lili hayran sana
Yarınlar bayram sana
Karalığın devleri cüceleri
Aydınlığın oy lili oy lili
Gel sallana sallana bir o yana bir bu yana
Çocukça düşe kalka derlenip toparlana
Oy lili oy lili.

Söz : H. Hüseyin Korkmazgil
Müzik: Ahmet Kaya


15-GAYRI GİDER OLDUM

Gayri gider oldum gardaşlar
Ve de kız kardaşlar
Gayri haram bu can bana
Bu sevda bu insanlar bana
Bu toprak, damlar bu caddeler haram bana
Oğul uşak bir de karım
Kurt bana hastir çeker
Kuş bana yılan bana
Hastir çeker çiyan bana
Lan gardaş bu nasıl yara
Kanar her yerimden
Dövülmüşüm, sövülmüşüm, kovulmuşum ben
Siktir çekilmişim yani kendi öz yurdumdan
Çeker giderim.

Söz : Enver Gökçe
Müzik: Ahmet Kaya...

siwan
02-08-2008, 21:29
ellerine sağlık kardeş

Asi_isyankar
02-11-2008, 21:14
1-DARDAYIM

Daradayım yalanım yok
Baskın yedim gün gece...
Örselendi aşklarım üstelik
Bir uzak diyardayım...

Günaydın anneciğim, günaydın babacığım
Yine sabah oluyor
Evde sabah olmaz deme
Orda günler geçmez deme
İçime sancı doğuyor...

"Yüreğimi bir kalkan bilip, sokaklara çıktım
Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum
Sıkıldım dertlendim dostlarımla buluştum
Bugün de ölmedim anne.

Kapalıydı kapılar, perdeler örtük
Silah sesleri uzakta boğuk boğuk
Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük
Bugünde ölmedim anne.

Üstüme bir silah doğruldu sandım
Rüzgar beline dolandığımda bir dal
Korktum, güldüm, kendime kızdım
Bugünde ölmedim anne.

Bana böylesi garip duygular
Bilmem neye gelir nereye gider
Döndüm işte
Acı yüreğimden beynime sızar
Bugünde ölmedim anne.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya
Şiir: Ahmet Erhan


2-EYLÜL'E İSYAN GİBİ

Sen betonlar içinde ben senin özleminde
Sen yangınlar içinde ben mazlumun türküsünde
Aydınlığı aradık karanlıklar içinde
Sen dünün hasretinde ben yarınların derdinde.

Sen bir yana ben bir yana dostlarımız bir yana,
Bölünsek de, çözülsek de başkaldırdık zamana.

Güneşte kavruluruz kıraç topraklar gibi
Hazanda savruluruz serseri yapraklar gibi
Yalnızlığı yaşarız geride kalan gibi
Düşer düşer kalkarız her Eylül' e isyan gibi.

Sen bir yana ben bir yana dostlarımız bir yana,
Bölünsek de, çözülsek de başkaldırdık zamana.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


3-SEVGİ DUVARI

Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi.

Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde; altınbaş, altın zincir fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler hızır paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
Çöpçülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı, bir uçak
Bol çelik, bol yıldız, bol insan
Bir gece sevgi duvarını aştık
Düştüğüm yer öyle açık seçik ki
Başucumda bir sen varsın bir de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi.

Söz: Can Yücel
Müzik: Ahmet Kaya


4-KENDİNE İYİ BAK

Yan yana geçen geceler unutulup gider mi
Acılar birden biter mi
Bir bebek özleminde seni aramak var ya
Bu hep böyle böyle gider mi.

Suya hasret çöllerde beyaz güller biter mi
Dikenleri göğü deler mi
Bir menekşe kokusunda seni aramak var ya
Bu hep böyle böyle gider mi.

Kendine iyi bak beni düşünme
Su akar yatağını bulur
Kendine iyi bak beni düşünme
Su akar yatağını bulur.

İçimdeki fırtına, kör kurşunla diner mi
Kavgalar kansız biter mi
Bir mavzer çığlığında seni aramak var ya
Bu hep böyle böyle gider mi

Şu kahpe dünya seni bana düşman eder mi
Dostluklar birden biter mi
Bir kardeş selamında seni aramak var ya
Bu hep böyle böyle gider mi

Kendine iyi bak beni düşünme
Su akar yatağını bulur
Kendine iyi bak beni düşünme
Su akar yatağını bulur.

Söz: Ali Çınar
Müzik: Ahmet Kaya


5-GAŞ GABAH

Gaş gabaran yerle gedur
Be görün neylemişem
Yüreğim güp güpedir
Be gönül neylemişem

Bir bene bak naz eyleme
Bir bene bak naz eyleme
Naz eyleme naz eyleme
Gas gabah tökme bene
Be görün neylemisem
Gelme be naz etme böle
Be görün neylemişem

Bir günahım yoktur inan
Varsa de oğum gurban
Gözlerem bu hale ben
Ölurem az kala ben

Bir bene bak naz eyleme
Bir bene bak naz eyleme
Naz eyleme naz eyleme
Gaş gabah tökme bene
Be görün neylemişem
Gelme be naz etme böle
Be görün neylemişem.

Söz: Anonim
Müzik: Anonim


6-KARAR VERMEK ZOR

Malatya’ dan çıktım yola, yollar yanıyor
Düşman sarmış dört yanımı, kurşun saçıyor
Düşmüşüm bir çukura, canım yanıyor
Yaşasam mı ölsem mi
Karar vermek zor.

Beyler deresinde kardaş pusu kurdular
Dağda çadır çadır açtılar tüfek çaktılar
İlker kardeşi canımdan, canımdan vurdular
Yaşasak mı ölsek mi
Karar vermek zor.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


7-ŞİDDET

Ya dinle, ya dinle, ya dinle ya dinle yada git
Bu şiddet olmazsa hiç olmaz,
Ya dinle ya git
Ya dinle ya dinle ya dinle ya dinle ya git
Bu şiddet olmazsa hiç olmaz
Ya dinle ya git
Ya dinle ya dinle ya dinle ya dinle yada git
Bu şiddet olmazsa hiç olmaz

Kokun burda rengin burda yüzümde saçlarımda
Kanım kanımda akıyor ey Bağdat biz hep sizleyiz

Ya dinle ya dinle ya dinle ya dinle ya da git
Bu şiddet olmazsa hiç olmazsa
Ya dinle ya git

Bağdatlım, emekçim,
Kardeşim ha, kardeşim ha
Tuttuğum zafer olsun hep böyle
Güzel kardeşim güzel Bağdatlım
Tuttuğum zafer olsun hep böyle

Ya şimdi, ya şimdi, ya şimdi ya hiç
Ya şimdi, ya şimdi, ya şimdi ya hiç

Gözüm kardeşim canım kardeşim
Benim kardeşim, benim kardeşim
Yarın geç olur, yarın geç olur,
tuttuğun zafer olsun hep böyle
Yarın geç olur, yarın geç olur,
tuttuğun zafer olsun hep böyle

Ya dinle ya dinle ya dinle ya dinle ya da git
Bu şiddet olmazsa hiç olmaz
Ya dinle ya git
Ya dinle ya dinle ya dinle ya dinle ya git
Bu şiddet olmazsa hiç olmaz
Ya dinle ya git.

Söz: H.Hüseyin Korkmazgil
Müzik: Marcel Halef / A.Kaya


8-HEP SONRADAN

Ne sen Leyla’ sın ne de ben Mecnun
Ne sen yorgun ne de ben yorgun
Kederli bir akşam içmişiz sarhoşuz hepsi bu.

Hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan
Hep sonradan gelir aklıma hep sonradan, sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan.

Ne sen bulutsun ne de ben yağmur
Ne sen mağrur ne de ben mağrur
Hüzünlü bir akşam susmuşuz durgunuz hepsi bu.

Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan, sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan
Hep sonradan gelir aklıma, hep sonradan, sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan.

Söz: Ali Çınar
Müzik: Ahmet Kaya


9-ŞİİRE GAZELE

Senin eşkin meni düşürdü dile
Neçe aşık olur bülbüller güle

Hasret çektim könül verdim
Seni sevdim men

Böyle bir güzele eşkimi tezele
Şiire gazele könül verdim

Eğer menden ayrı gezip dolansan
Menim bu eşkime bigane kalsan

Alışaram od tutaram
Hem yanaram ben

Buna da bilmeden Sensiz ben gülmerem
Könlümü veremem heç kesemem
Könlümü veremem

Şiir: Anonim
Müzik: Anonim


10-DORUKLARA SEVDALANDIM

Filiz filiz harelendim dağlara uymak için
Kan gölünde kurulandım hayatı duymak için
Kavgalara kuyulandım sabaha varmak için
Kavgalara kuyulandım sabaha varmak için.

"Kekik kokusu duydum
Kekik kokusu koynunda huysuz gecenin
Uyandım birdenbire
Haydi dedim yüreğim gidelim bu şehirden
Bu şehir koparmak istiyor beni özlemlerimden
Yorgunum;
Çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var
Yine de yaşamaktan duyduğum mutluluğun tadına
Düşmanlarım ulaşamazlar..."

Katarlar gelir geçer bir geceden bir geceye
Yüreğim yare yare iz bırakır bin acıya
Gün olur şafaklanır karanlıklar bin parçaya
Gün olur şafaklanır karanlıklar bin parçaya.

Denizlerde dalgalandım taşları oymak için
Doruklara sevdalandım ışığa doymak için
Irmaklarda durulandım dağları duymak için
Irmaklarda durulandım dağları duymak için.

"Bir kuş çiz yavrum yüzüme gözyaşınla
Bir kuş tel tel kirpiklerim kanat olsun
Bir kuş çırpınan kalbi dudağımda
Bir kuş yavrum sıcaklığın beni bulsun.
Bahar gelmiş balam benim
Bahar gelmiş dayanmış
Dalda yaprak bebeciğim
Suda köpük uyanmış
Kuzulara özenmiş kızım benim
Körpe sesler dinlenmiş
Ay ışığında yanmış yavrucuğum
Onun için beyazmış."

Şarkılar gelir geçer bir heceden bir heceye
Yüreğim yare yare yankılanır bin acıya
Gün olur ufalanır karanlıklar bin parçaya
Gün olur ufalanır karanlıklar bin parçaya

Söz: Nihat Behram
Müzik: Ahmet Kaya...

Asi_isyankar
02-14-2008, 22:44
1-BAŞIM BELADA

Bugün düşünemeyeceğin kadar başım belada
Köşe başları tutulmuş üstelik yağmur yağmada
İler-tutar yani yok
Fişlenmişim adım-eşkalim bilinmekte
Üstelik göğsümde yani tam şuramda
Kirli sakalıyla bir eşkiya gezinmekte

Başım belada
Adamın biri vurulmuş sokakta
Cebinde adresim bulunmuş
Başım belada
Tabancamı unutmuşum helada
Nerden baksan tutarsızlık
Nerden baksan ahmakça

Sevdim inanamayacağın kadar seni esmer kız
Kirpiklerimde çırpınan şu tuzlu gözyaşımda
İhanetin adı yok
Neylersin ki çember daralmakta
Şimdilik hoşçakal yaban çiçeğim
Yasal mermisiyle bir komser yaklaşmakta.

Başım belada
Adamın biri vurulmuş sokakta
Cebinde adresim bulunmuş
Başım belada
Tabancamı unutmuşum helada
Nerden baksan tutarsızlık
Nerden baksan ahmakça

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


2-TEZGAHTAR NEBAHAT

Tezgahtar bir kızdı o permalı saçlarıyla
Herkese gülümserdi süzgün bakışlarıyla
Anasının elinden kaçırıp birkaç kuruş
Konserlere giderdi çılgın gözyaşlarıyla.

Kırmızı hırkasıyla resimler çektirirdi
Keşfedilmek için hep Beyoğlu’ nda gezerdi
Her akşam o şarkıcı, duvardaki posterden
Uzanıp rüya gibi dudağından öperdi.

Ah, Nebahat Nebahat
Bir gün görmedi rahat
Düşünür bulamazdı
Kimdeydi bu kabahat.

Tezgahtar bir kızdı o evi Sağmalcılar’ da
Altı kardeş bir ana birde kötürüm baba
İçki kumar peşinde boş vermiş bir abisi
Devlete karşı gelmiş bir ablası mahpusta.

Kırmızı hırkasını ah seneler eskitti
Sonunda rüyasını sandığına kilitledi
Mahalleden biriyle heveslendi sevmeye
Hayırsız çıktı oğlan zengin bir dula çıktı.

Ah, Nebahat Nebahat
Ona gülmedi hayat
Sonunda anladı ki
Kendindeydi kabahat.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


3-HİÇBİR ŞEYİMSİN

Sen benim hiç bir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın anlaşılmaz
Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok cığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykum arasında cağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak
Sen benim hiçbir şeyimsin.

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya


4-KALAN KALIR

Vur sirtina, vur sirtina
Dostun oldum vur sirtina
Madem ki ben kaldiramam
Derdimi al vur sirtina

Duman kalir, duman kalir
Ocak tüter duman kalir
Ben yanarim hic tükenmem
Benden sonra duman kalir

Ah ne fayda, ah ne fayda
Kefen beyaz ha ne fayda
Bir hayina yas dökersin
Kadrin bilmez ah ne fayda

Kalan kalir, kalan kalir
Giden gider kalan kalir
Ben giderim geri gelmem
Benden sonra kalan kalir

Meydan kalir, meydan kalir
Yigit ölmez meydan kalir
Yere vurma hatirimi
Sana kahpe meydan kalir.

Söz : Yusuf Hayaloğlu
Müzik : Ahmet Kaya


5-BİR ACAYİP ADAM

Suphi Suphi bir acayip adam
Suphi Suphi benim canım ciğerim
Kimse bilmez nereli olduğunu
Suphi Suphi bir acayip adam
Suphi suphi susar akşam oldumu
Bir cebinde das Kapital
Bir cebinde das Kapital
Bir cebinde kenevir tohumu
Suphi Suphi bir acayip adam
Suphi Suphi benim canım ciğerim.

“Fırtınadan arta kalmış bir teknede
Tevekkül içinde, görkemli sakalı
Ve iğreti parkasıyla
Gizlediği macerasıyla
Bir acayip adam yaşardı
Akşamları susardı
Ben konuşsam kızardı
Bir sürgün kasabasıydı
Bir eski zamandı, Hazirandı
Çocuktum evden kaçmıştım
Gelip ona sığınmıştım
Küçücük bir koydu sığdı
Burayı keşfeden belki oydu
Uzaktan kasabanın ışıkları yanardı
İçim anneyle dolardı ağlardım
Suphi şöyle bir göz atardı
Gizli bir cigara sarardı ağlardı
Sonra barışırdık ben flüt çalardım
Cigara sönerdi ağlardık
Nerden geldiğini bilmezdim
Kimsesizdi belki kimliksizdi
Onun macerası onu ilgilendirirdi
Kimseye ilişmezdi
Bir şeylere küfrederdi hep
Tedirgin bir balık gibi uyurdu
Bazen kaybolurdu arardım
Yağmurun altında dururdu
Bir kalın kitabı vardı cebinde dururdu
Hergün okurdu ben birşey anlamazdım
Kapağını seyreder duymazdım
Sakallı bir resimdi kimdi
Ne kadar mütebbessimdi
Sordum birgün Suphi’ ye
Söylediklerini niye anlamıyorum diye;
Bildiklerini, dedi, yüzleştir hayatla
Ve sınamaktan korkma,
Doğruyla yanlışı o zaman ayırabilirsin
Ve onu anlayabilirsin
Sonra gülerdi
Günlerim yüzlerce ayrıntıyı merak etmekle geçerdi
Sonra yine akşam olurdu Suphi susardı
Ben konuşsam kızardı tekneye martılar konardı
Yüreğim Suphi’ ye yanardı ağlardım
Suphi denize tükürürdü gökyüzünü tarardı ağlardı
Sonra barışırdık ben flüt çalardım
Yıldız kayardı ağlardık.”

Suphi Suphi bir acayip adam
Suphi Suphi benim canım ciğerim
Kimse bilmez nereli olduğunu
Suphi Suphi bir acayip adam
Suphi Suphi susar akşam oldumu
Bir cebinde das Kapital
Bir cebinde das Kapital
Bir cebinde kenevir tohumu
Suphi Suphi bir acayip adam
Suphi Suphi benim canım ciğerim.

“Bir sürgün kasabasıydı
Bir eski zamandı hazirandı
Çocuktum evden kaçmıştım
Gelip ona sığınmıştım
Bir gün aksilik oldu annem beni buldu
Suphi kaçıp kayboldu
Kasaba çalkalandı olay oldu
Ben sustum kanım dondu
Polisler onu bulduğunda tekti felaketti
Herkes meydanda birikti
Karakoldan içeri girerken sanki mağrur bir tüfekti
Ansızın dönüp bana baktı,
Anladın mı, dedi
Anladım dedim, anladım
Ve o günden sonra;
Hiç bir zaman, hiç bir yerde, hiç ağlamadım...”

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


6-ENTEL MAGANDA

Piposu ağız kenarında
Bodrum' un entel barında
Herkesin yargılamaktan
Kimse kalmamış yanında.

Sakalları şarap tasında
Dikilmiş barın ortasında
Tanınsın diye bekliyor
Sanırsın dev aynasında.

Behey sanat hırsızı
Behey üretme kabızı
Birazcık efendi ol
Bırak elinden şu sazı.

Bir eli televizyonda
Öteki eli basında
Bir şeylerin tadı kalmış
Dişlerinin arasında.

Başkalarına hümanist
Karısına karşı dayı
Nasıl beceriyor bilmem
İkisi birden olmayı.

Behey sanat hırsızı
Behey üretme kabızı
Birazcık efendi ol
Bırak elinden şu sazı.

Konuşurken solcusun
Yaşarken karambolcusun
Oportinizme bulaşmış
Tipik bir orta yolcusun.

Bir Allah’ çı bir kulcusun
Bir davulcu bir pulcusun
Ne kadar inkar etsen de
Hem jigolo hem dulcusun.

O yandasın bu yandasın
Hovardasın hep bardasın
Artık rol yapmayı bırak
Sen bir entel magandasın.

Behey sanat hırsızı
Behey üretme kabızı
Birazcık efendi ol
Zehir etme şu yazı.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


7-AYRILIĞIN HEDİYESİ

Şimdi saat sensizliğin ertesi
Yıldız doğmuş gökyüzü ay aydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Birben kaldım tenhasında...
Gecenin avutulmamıs ben.

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar utangaç boynunun
kolyesi olsun
Buda benim sana
ayrılırken hediyem olsun.

"Soytarılık etmeden
güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan doyurabilmek
Ve haksızlık etmeden
doğan güneşe
Bütün aydınlıkları içine
sezebilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu
arasıra biliyorsun
Şimdi iyi niyetlerimi bir bir
yargılayıp asiyorum
Bu son olsun, son olsun."

Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın
İşi gücü olanlar çoktan gitti
Bir ben kaldım voltasında gecenin
Hic uyumamış ben.

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar utangaç
boynun kolyesi olsun
Bu da benim sana
Ayrılırken hediyem olsun.

"Kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
Beyninin icindekileri anlıyabilmek ve
Yitirmeden yüzündeki anlık
tebessümü
Bütün saatleri öyleyce
Dondurabilmek için
Çıldırasıya paraladım kendimi
Lanet olsun
Artık sigarayı üç pakete
çıkarttım günde
Olsun gözüm olsun,
ne olacaksa olsun..."

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik:Ahmet Kaya


8-YANGIN GECESİ

Yangın gecesinde giyinmiştim
Ateş İstanbul’ a bulaşmıştı
Yalnızdım, zehirdim, zehirliydim
Bütün köprülerim atılmıştı.

Gemileri ellerimle batırmıştım
İstanbul nefes nefes yanıyordu
Sen tutuşmuştun yanıyordun
Çığlıkların kulağımdan gitmeyecek.

Saçların tutuşmuştu yanıyordu
Ateş dudaklarına bulaşmıştı
Kimsecik yangını görmüyordu
Bir damlacık su vermiyordu.

Sen bir cehennemdin yanıyordun
İstanbul bir cehennemdi yanıyordu
Ben eski cehennemdim yanıyordum
Şiirlerim haykırmaya başlamıştı.

Duman beni boğmasa kör etmezse
Gözlerim kör olmasa ölmezsem
Seni görsem suçlu gözlerini görsem
Yangın gecesinde kaybolduğunu.

Başıma taş yağmasa düşmezsem
Gemiler ateş almasa gitmezse
İstanbul yanmasa sen yanmasan
Ben kendi kendimi yakacaktım.

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya


9-O VAHŞİ AT

Bizi güllerin iklimi tüketti
Toprağı yaran filize vurulduk
O vahşi beyaz at alıp başını gitti
Bir yaz yağmuru gibi unutulduk.

Sığ yanlarımız oldu ara sıra
El yordamıyla dalarken hayata
Bir parça telaş, bir parça ümittik
Hiç yetişemedik o vahşi ata.

O vahşi atlarla beraber
Ah şu içimizdekiler
Sanki sökülürcesine, sanki sökülürcesine,
Sanki sökülürcesine
Gitti gider.

Bize bir gün çelişkisi yetti
Dudağı yoran bir söze kırıldık
O vahşi beyaz at tutuştu yelesinden
Kaldığı yerden başlanır mı artık.

Hiç ayrılmayız derken bir ucundan
Aşk doğa yitirdiğimiz ilan aşktı
Ben sana kıydım, sen bana gücendin
Ve durduramadık o vahşi atı.

O vahşi atın ardından ah şu aramızdakiler
Hiç yaşanmamışçasına, hiç yaşanmamışçasına,
Hiç yaşanmamışçasına
Uçtu gider.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


10-GEL HAYDİ GEL

Güller solmadan önce gel
gecenin yarısında gel
gizli gizli gel sessiz gel
ay pencereden aşmadan
karanlık yoldan şaşmadan
yavaş yürü koşmadan gel
kimselere sataşmadan
ekiplere dalaşmadan
belaya bulaşmadan gel
bak ben gelmeden önce gel
ben sana gel demeden gel
işte şimdi gel hadi gel

uykulara karışmadan
yastığımız buruşmadan
rakımız mayışmadan gel
gün sabaha kavuşmadan
ayaklarım dolaşmadan
arzular savuşmadan gel
ay pencereden aşmadan
karanlık yoldan şaşmadan
yavaş yürü koşmadan gel
kimselere sataşmadan
ekiplere dalaşmadan
belaya bulaşmadan gel

ateş sönmeden önce gel
sabahın serininde gel
ıslak ıslak gel titre gel
ay pencereden aşmadan
karanlık yoldan şaşmadan
yavaş yürü koşmadan gel
kimselere sataşmadan
ekiplere dalaşmadan
belaya bulaşmadan gel
şarkım bitmeden önce gel
söyleyince gel çabuk gel
hadi hadi gel şimdi gel

uykulara karışmadan
yastığımız buruşmadan
rakımız mayışmadan gel
gün sabaha kavuşmadan
ayaklarım dolaşmadan
arzular savuşmadan gel
ay pencereden aşmadan
karanlık yoldan şaşmadan
yavaş yürü koşmadan gel
kimselere sataşmadan
ekiplere dalaşmadan
belaya bulaşmadan gel.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


11-HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM

Ard-arda bilmem kaç zemheri geçti
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarıda gürül- gürül akan bir dünya
Bir ben uyumadım, kaç bahar leylim
Hasretinden prangalar eskittim
Karanlık gecelerde kendimden geçtim
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yandan bir bu yandan
Elma yanaktan

Açar kan kırmızı yedi verenler
Kar yağıyor bir yandan
Savrulur Karaca dağı savrulur Zozan
Bak bıyığım buz tuttu, üşüyorum ben
Zemheri de uzadıkça uzadı
Seni baharmışsın gibi düşünüyorum
Seni Diyarbekir gibi düşünüyorum.

Söz: Ahmed Arif
Müzik: Ahmet Kaya

12-OY HAVAR

Yangınlar
Kahpe fakları
Korku cığlıkları
Ve irin selleri aç yırtıcılar
Suyu zehir bıçaklar ortasındasın
Bir cana bir başa kalmışsın vay vay
Pasatsız duldasız üryan
Bir cana bir de başa
Seher vakti leylim leylim
Cellat nişangahlar aynasındasın
Oy sevmişem ben seni
Üsküdar'dan bu yana lo kimin yurdu
He canim
Çiçek dağı kıtlık kıran
Gül açmaz çağla dökmez
Vurur çakmaktaşı kayalarıyla
Küfrünü medetsiz Munzur
Şahmurat suyu kan akar
Ve ben şairim...
Namus işçisiyim yani
Yürek işçisi
Korkusuz pazarlıksız
Kül elenmemiş
Ne salkım bir bakış
Resmin çekeyim
Ne kinsiz bir rüzgar
Mısra dökeyim
Oy sevmişem ben seni!
Ve sen daha demincek
Yıllarda geçse demincek
Bıcaklanmış dal gibi ayrı düştüğüm
Ömrümüm sebebi ustam, sevgilim
Yaram derine gitmiş
Fitil tutmaz bilirim
Ama hesap dağlarladır
Umut dağlarla
Düşün uzay cağında bir ayağımız
Ham carık kıl çorapta olsa da biri
Düşün olasılık, atom fiziği
Ve bizi biz eden amansız sevda
Atıp bir kıyıya bir zamanı
Yarının çocukları gülleri için
Herbirinin ayva tüyü için çilleri için
Koymuş postasını
Görmüş restini
He canım
Sen getir üstünü
Oy Havar
Muhammed, İsa aşkına
Yattığım ranza aşkına
Deeey dağları un eder ferhadın gürzü
Benim de boş yanım hançer yalımı
Ve zulamda kan ter içinde asi
He desem koparacak dizginlerini
Yediveren gül kardeşi bir arzu
Oy sevmişem ben seni.

Şiir: Ahmed Arif
Müzik: Ahmet Kaya...

Asi_isyankar
02-16-2008, 17:45
1-İÇİMDE ÖLEN BİRİ

Bana birşeyler anlat
Canım çok sıkılıyor
Bana birşeyler anlat
İçim içimden geçiyor.

Yanımdasın susuyorsun
Susuyor konuşmuyorsun
Bakıyor görmüyorsun
Dokunsan donacağım
İçimde intihar korkusu var
Bir gülsen ağlayacağım
Bir gülsen kendimi bulacağım.

Depremler oluyor beynimde
Dışarda siren sesi var
Her yanımda susmuş insanlar
İçimde ölen biri var.

Vay, vay, vay, vay, vay...

Hadi birşeyler söyle
Çocuk gözlerim dolsun
İçinden git diyorsun
Duyuyorum gülüm
Gideceğim, son olsun
İçimde soluyorsun
İki can var içimde
Korkular salıyorsun üstüme korkular
Her an başka biçimde.

Yanımdasın susuyorsun
Susuyor konuşmuyorsun
Bakıyor görmüyorsun
Dokunsan donacağım
İçimde intihar korkusu var
Bir gülsen ağlayacağım
Bir gülsen kendimi bulacağım.

İçimde soluyorsun
İki can var içimde
Korkular salıyorsun üstüme korkular
Her an başka biçimde.

Depremler oluyor beynimde
Dışarda siren sesi var
Her yanımda susmuş insanlar
İçimde ölen biri var.

Vay, vay, vay, vay, vay...

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


2-DOKUNMA YANARSIN

“Çocukluğum çıraklıkta geçti kir pas içinde
Gençliğim korsan yürüyüşlerde eylemlerde
Hapse erken düştüm, copla erken tanıştım
Küçük voltalardan bıktım usandım
Şimdi uçsuz bucaksız ovalarda
Adımlarımı saymadan
Geriye dönüp bakmadan, usanmadan, bıkmadan
Deli taylar gibi koşmak istiyorum
Ve görüyorsun ki aşkı beceremiyorum
Beni kendi halime bırak yavrucum
Ben yolumu nasıl olsa bulurum”

Upuzun cayırlarda yalınayak koşmak istiyorum
Saçlarım rüzgara konuk yüzüm dağlara dönük
Göğsümün çeperini ölümle sınayan esaret
Ve yüreğimi yararcasına zorlayan cesaret
Kıyasıya vurşsun, vuruşsun istiyorum
Koşmak... koşmak istiyorum sevgilim, koşmak istiyorum
Dönemezsem beni affet...
Kıyasıya vursun, vursun istiyorum
Koşmak istiyorum sevgilim, koşmak, koşmak...
Dönemezsem beni affet...

Firarilerin uzmanı olmuşum
Bütün istasyonlarda afişim durur
Beni bir çocuk bile vurur
Dokunma bana fişlenirsin
Dokunma bana ellerin tutuşur
Dokunma bana çıldırırsın
Dokunma bana sende yanarsın.

“Koşmak egzozların molozların yağmaların kıyısından
Onca insafsızlıkların, onca haksızlıkların
Manzarasızlıkların, parasızlıkların, Allahsızlıkların kıyısından
Kimseye ve hiçbir şeye değmeden
Ciğerlerimi yok edercesine koşmak istiyorum.
Yerken içerken, meşk ile kendinden geçerken birileri
Namlunun ucunu görünce sıvışırken birileri
Birileri ölüp, birileri nutuk atarken köşe yazılarında
Kavga etmeden, bir daha tutuklanmadan
Ve küfür etmeden
Kafamı kırarcasına koşmak istiyorum”

Avucunu son bir defa ağlamadan tutmak istiyorum
Gözlerim yüzüne küskün sazım sevgine suskun
Saatti ayrılığa kurmuşum olmaz teslimiyet
Ziyan aklımı senle bozmuşum
İçerim felaket
Kurşunlara geleyim, geleyim istiyorum
Ölmek, ölmek istiyorum, ölmek istiyorum sevgilim
Sağ kalırsam affet...
Kurşunlara geleyim, geleyim istiyorum
Ölmek istiyorum sevgilim, ölmek, ölmek...
Sağ kalırsam affet...
Firarilerin uzmanı olmuşum
Bütün telsizlerde adım okunur
Beni bir çocuk bile bulur
Dokunma bana çıldırırsın
Dokunma bana ellerin tutuşur
Dokunma bana fişlenirsin
Dokunma bana sende yanarsın...

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


3-TIKA BASA PASTIRMA

Yokluğunun nedeni alfa silindir canım
Antibiyotikler ve saatler ne kadar dakiktirler
İçmesem olmaz
Yokluğunun tünelinden dört gün, dört gece geçtim
Rüyalarımda yanımdaydın hep seni içtim
Kaç şehir geçtim ama olmuyor ki!
Sigaramda seni istiyor annem nerde diyor
Ağlıyorum sesli sesli hem de çok sesli.

Ağzı tıka basa dolu pastırma
İçe dışa başa kıça kar yağıyor
Ona buna şuna bana laga luga etme
Buralara oralara ar yağıyor

Bak akşam oldu yine içime bir kurt düştü
Atsam kendimi barlara
İçi dolu bardaklara bir içsem, bir içsem
Seni görsem
Bahanemsin zaten tek bahanemsin
Sığındığım yoksul hanemsin
Sanki annemsin olmasam ölecek misin?

Pazar, pazartesi, salı sondu
Piyongo başıma boktur başıma bir güvercin kondur
İşe, işe boşver işe çalış malış koştur.

Meyhaneci Memo etrafı çok acayip kesiyor
Dikran gene aşk kendinden geçiyor
İnsanlarda bu akşam ne biçim içiyor
Hadi sende iç
Sende iç
Piç...

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


4-BÖYLE BİR SEVMEK

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Bıraksam korkudan gözleri sislenir.
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular,
Böyle bir sevmek görülmemiştir.

Hayır sanmayın ki beni unuttular
Hala ara sıra mektupları gelir
Gerçek değildiler birer umuttular
Eski bir şarkı, belki bir şiir.
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular,
Böyle bir sevmek görülmemiştir.

Yalnızlıklarımda elimden tuttular
Uzak fısıltıları içimi ürpertir
Sanki gökyüzünde bir buluttular
Nereye kayboldular şimdi kim bilir.
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular,
Böyle bir sevmek görülmemiştir.

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya


5-BİR ANKA KUŞU

Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi
Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi
Anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular
Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi.

Üşüştü birer birer çakallar üzerime,
Üşüştü her bir yandan göğsüme, ciğerime.
Anne, beni leş gibi yiyip talan ettiler,
Teşhis edilmek için savurdular önüne.

"Yeryüzündeki acıların
Hepsini, hepsini tattım
Heder oldum, ekmeğime tütün kattım
Beni milyon kere yaktılar üst üste
Bir Anka kuşu gibi anne
Kendimi külümden yarattım.”

Geceler tanır beni; konarım göçerim ben
Geceler tanır beni; kan damlar içerim ben
Anne, sen beni unut karanlığın bağrında
Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben.

Suçüstü yakalandım bölüşürken kalbimi
Suçüstü, kelepçeyle yardılar bileğimi
Anne, ben diyar diyar umudun savaşçısı
Bir tutam sevgi için dağladım gözlerimi.

”Promethus' tum, çiviyle çakılırken taşlara
Ciğerimi kartallara yedirdim
Spartaküs'tüm, köleliğin çığlığında
Aslanlara yem oldum, tükendim
Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum
Kerbela çölünde Hüseyin
Zindanlarda Cem Sultan, sehpada Pir Sultan
Kaçıncı ölmem, kaçıncı dirilmem bu
Tanrılardan ateş çaldım
Yüzyıllarca tutuştum, üst üste yandım.
Bir Anka kuşu gibi anne, bir anka kuşu gibi
Kendimi külümden yarattım.”

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


6-RİNNA RİNNAN NAY

Melengecin dalında çifte sığırcık diley, çifte sığırcık
Ciğerime ateş değdi öley diley, öley gencecik
Zehir pamuk ırgatlığı gavur gündelikcilik
Rinna-rinna-nay-nay, yüreğim bölündü lay
Damarlarım delindi kan gider kan gider.

Melengecin dalında cifte saksağan diley, cifte saksağan
Boynumda dönüp batır öley diley şol kahpe devran
Ağlarım bir yandan, kan kusarım bir yandan
Rinna-rinnan-nay-nay, ellerim kırıldı lay
Gözüm seli duruldu kum gider kum gider.

Melengecin dalında çifte güvercin diley, cifte güvercin
Eğnimde göynek yok öley diley, ayağım yalın
Ölürsem kahrımdan ölduğüm bilin
Rinna-rinnan-nay-nay, yollarım kapandı lay
Bulutlar parcalandı gün gider gün gider.

Melengecin dalında cifte ispinoz diley, cifte ispinoz
Azıktan yetimim öley diley, katıktan öksüz
Dirliksiz düzensiz hanidir hürriyetsiz
Rinna-rinnan-nay-nay, künyemiz yazıldı lay
Kervanımız dizildi can gider can gider.

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya

7-BİZ ÜÇ KİŞİYDİK

Biz üç kişiydik; Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek...
Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara
Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek.

El tetikte kulak kirişte ve sırtımız toprağa emanet
Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık
Deniz çok uzaktaydı ve dokunuyordu yalnızlık.

Gece uçurum boylarında, uzak çakal sesleri
Yüzümüze, ekmeğimize, türkümüze çarpar geçerdi
Göğsüne kekik sürerdi Nazlıcan, tüterdi buram buram
Gizlice ona bakardık, yüreğimiz göçerdi.

Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan' ı,
Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.
Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,
Kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi...

Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı
Nazlıcan saçları fırtınayla taralı
Sen de böyle gider miydin yıldızlar ülkesine
Oy Nazlıcan... oy canevinden yaralı.

Nazlıcan serin yayla çiçeği
Nazlıcan deli dolu heyecan
Göğsümde bir sevda kelebeği
Nazlıcan ah Nazlıcan...

Artık yenilmiş ordular kadar eziktik, sahipsizdik
Geçip gittik, parka ve yürek paramparça
Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,
Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda.

Bedirhan'ı bir gedikte sırtından vurdular
Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları
Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca
Titredi ve iki yana düştü kolları.

Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
Devrilmiş bir ağaçtı ay ışığında gövdesi
Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi.

Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,
Birazdan ateşi karıştırıp bir cigara saracaktı
Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah
O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı.

Ey Bedirhan; katran gecelerin heyulası,
Ey Bedirhan; kancık pusuların belası
Sen de böyle bitecek adam mıydın, konuşsana...
Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası.

Bedirhan mor dağların kaçağı
Bedirhan mavi gözleri şahan
Zulamda suskun gece bıçağı
Bedirhan ah Bedirhan.

Biz üç kişiydik
Üç intihar çiçeği
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Suphi...

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


8-SÜRGÜN ACISI

Tarifi imkansız acılar içindeyim
Gurbette akşam oldu yine rüzgar peşindeyim
Yurdumdan uzak yağmurlar içindeyim
Akşam oldu sürgün susuyor.

Dönecekler bir gün
Alkırlara, bozkırlara güneşi sunacaklar
Yanacaklar, yanacaklar ama
Bir daha yalnız kalmayacaklar
İki gözüm kör olsun.

Tarifi imkansız sancılar içindeyim
Gurbette akşam oldu yine rüzgar peşindeyim
Yurdumdan uzak yangınlar içindeyim
Akşam oldu sürgün ağlıyor...

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


9-MERHABA

Yağmur yağsın isterdim bu sabah
Merhaba soylu sevdam, merhaba
İpil ipil düşsün betona
Merhaba sevgili vatan, merhaba.

Ve üç gece güvercini
Nazlı nazlı uçsun buluta merhaba
Bütün sabahların bu saati
En fazla sevdiğim vakit
Son kez; merhaba...

Şiir: A. Hülya Özzümrüt
Müzik: Ahmet Kaya


10-KENAR MAHALLELİ

Bir kenar mahalleliyim
Mecburen parasızdır ceplerim
Fabrikada satılık sendika
Ağzımı açsam sokaktayım.

Bir kenar mahalleliyim
Mecburen kavga ederim
Markette köpek öldüren şarabı
Bekçilerle naralı gecedeyim.

Bir kenar mahalleliyim
Mecburen kılıksız gezerim
Beyoğlu’ nda pupa yelken polisler
Rüzgarına değer sopa yerim.

Bir kenar mahalleliyim
Mecburen uzaktan severim
Ev önlerinde babalar
Kızlarına baksam cinayet sebebiyim.

Söz: Süha Tuğtepe
Müzik: Ahmet Kaya


11-NEVROZ ATEŞİ

Bir acemi düşte gördüm
Ağlayan gülüşte gördüm
Güller açmıştı yeni ülke
Bayram yeriydi çarşılar
Ölüleri halayda gördüm.

Devasa ateşler yanmış
Çadır kurulmuş dağlara
Külleri savrulur durur
Karışıyor yıldızlara.

Aylar boyu yollar gittik
Kanal boyunca sınır boyunca
Ay ışığı şamdan değil
Ölüm olunca, ölüm olunca

Devasa ateşler yanmış
Çadır kurulmuş dağlara
Külleri savrulup durur
Karışıyor yıldızlara.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


12-BİR MİNİK KIZ ÇOCUĞU

Ona her gün rastlardım, kuyruğun bir ucunda
Bir minibüs parası, sımsıkı avucunda

Uykusuna doymamış, kırpışan gözleriyle
Anlarsa baktığımı, başı inerde öne.

Bildiğim kadarıyla ölmüş anne babası
Okulundan koparıp işe koymuş ablası

Ne rüyalar görürdü kim bilir yol boyunca
Hep gülümserdi yüzü ansızın uyanınca.

Bir minik kız çocuğu, saçları darmadağın
Yollarda yalın ayak üşür.. üşür... üşür elleri...

Meraklandım bir kaç gün durakta görmeyince
Tanıyanlar söyledi inanmadım ilk önce.

Dalmış bir gün rüyaya mavi önlük içinde
Fabrika değil sanki, bir okul bahçesinde.

İşte o an dişliler kapmış iki elini
Böyle ödemiş yavrum rüyanın bedelini.

Tebessüm donup kalmış ağzının kenarında
Solu vermiş minik kız henüz ilk baharında.

Bir minik kız çocuğu, bir minik kuş yüreği
Ölümün kucağında üşür... üşür... üşür elleri...

Söz:Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya...

Asi_isyankar
02-18-2008, 15:39
1-MUNZURLU

Munzurdan bir kuş indi, karalı, karalı
Gittim baktım kanatları, yaralı, yaralı
Kirvem belli dersim dağlarının, maralı, maralı, maralı
Kirvem, kirvem, kirvem, kirvem
Hey avcı vurmuştur kaç gündür yaralı.

Munzurdan bir tas su verin de ölem diyor
Hem ağlıyor hem bir türkü söylüyor
Biz de söyleyelim birlikte ölelim
Munzur benim kirvem olur kime vereyim.

Kirvem yine bela, kirvem yine bela
Duman olmuş dağlar yolum karanlık
Kirvem yine bela, kirvem yine bela
Kör olmuş dağlar yolum karanlık.

Ah... diz çökmüş de ille de
Anam, anam, anam diyor
Burna haber salında dayı dayı dayı
Ah... dönüp gitsem şu dağlara diyor
Kirvem dağlarda nerde olduğunu bilem
Ah dağlara git ateş yak orda olduğunu bilem
Ah kirvem uzat uzat ayağının altını öpem.

Munzurdan bir tas su verin de ölem diyor
Hem ağlıyor hem bir turlu söylüyor
Biz de söyleyelim birlikte ölelim
Munzur benim kirvem olur, kime vereyim.

Kirvem yine bela, kirvem yine bela
Duman olmuş dağlar yolum karanlık
Kirvem yine bela, kirvem yine bela
Kör olmuş dağlar yolum karanlık.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


2-TEDİRGİN

Sarı sıcak yazılar uzak
Dost uzanan eller uzak
Karanlıklar kurmuş tuzak
Benim sonum dünden belli.

Haramiler sarmış yolumu
Güvercinler muhbir uçar
Telden tele fermanım gider
Benim sonum dünden belli.

Gözlerim dolar kan sanırım
Betonlar boğar nefessiz kalırım
Şahidim yoktur, perdeler örtük
İnanamazsın, ağlarsın...

Geceler mi sen, ben mi yorgunum
Mermiler mi sen, ben mi yangınım
Düşlerim tutsak, yüreğim sürgün
İçimde bir çocuk tedirgin.

Suskunum, vurgunum, tedirginim ben
Haylanmaz, uslanmaz, tedirgin...

Dağlarda kar yollar uzak
Yar belinden kollar uzak
Hasımlarım kurmuş tuzak
Benim sonum dünden belli.

Müfrezeler sarmış yolumu
Menekşeler solgun açar oy
Dilden dile fermanım gider
Benim sonum dünden belli.

Gözlerim dolar kan sanırım
Betonlar boğar nefessiz ağlarım
Şahidim yoktur, perdeler örtük
İnanamazsın, ağlarsın...

Söz: Ali Çınar
Müzik: Ahmet Kaya


3-MAHUR

Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
O mahur beste çalar müjganla ben ağlaşırız.
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımız da sıralı sırasız
O mahur beste çalar müjganla ben ağlaşırız.

Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı
O mahur beste çalar müjganla ben ağlaşırız.

Bitmez sazların özlemi daha sonra, daha sonra
Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
Geceler uzar hazırlık sonbahara
O mahur beste çalar müjganla ben ağlaşırız.

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya


4-LAYLA

Saçların savrulur türkülerime
Deli rüzgar eser gecelerime
Hüzünler dolar boş kadehime
Yüreğim tutuşur geceler boyu.

Aman be Layla, can Layla
Boşver bu aşka
Aman Layla, can Layla
Son ver bu aşka.

Çıkmaz sokaklarda, kapına düştüm
Gölgem peşi sıra ayak sesleri
Yağmur altında ateşe düştüm
Başımda savrulur sevda külleri.

Söz: Ali Çınar
Müzik: Ahmet Kaya


5-GREV (DİLEKÇE)

Oy bilesen ki ben haa
Taş döven demir döven
Oy bilesen ki ben haa
Toz toprak içinde şanlı
Sıfatatım kat’ i çopur
Ellerim mağrur yağlı
Oy bilesen ki ben haa
Yerden cevahir söken
Zincirini yitirmiş dev
Erken üzredir feryadım
Grev hakkımı isterim
Grev hakkımı isterim
Grev hakkımı isterim
Grev!..

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya


6-DERİN BİR AH ÇEKTİM

Derin bir ah çektin içim yandı
Kıyamaz gözüm gözlerine
Rüyalarımdan gelip geçersin
Varamaz elim ellerine.

Tren yolunda raylar uzar
Uzar da nereye gider
Ay' a gider, suya gider
Yola gider, yar gider
Benim de başıma gelenler
Adamı / insanı kanser eder.

Derin ah çektin içim yandı
Dayanmaz gönlüm hasretine
Arzularımdan gelip geçersin
Yaslanmaz başım dizlerine.

Gurbet olunca yollar uzar
Uzar da nere gider
Dağa gider, taşa gider
Aşka gider, yar gider
Benim de başıma gelenler
Adamı / insanı kanser eder.

Derin bir ah çektin içim yandı
Yetişmez ömrüm gençliğine
Son nefesimden gelip geçersin
Yağmaz gözüm ellerine.

Darağacında ipler uzar
Uzar da nere gider
Cana gider, kana gider
Sona gider, yar gider
Benim de başıma gelenler
Adamı / insanı kanser eder.

Söz: Ahmet Kaya - Ali Çınar
Müzik: Ahmet Kaya


7-YAZAMADIM

Uzak geçen baharları
Hüzün satan hazanları
Gence kalem kıranları
Yazamadım, yazamadım.

Kırık dökük umutları
Sakıncalı tutkuları
O çocuksu korkuları
Yazamadım, yazamadım.

Solgun suskun resimleri
Göğe yoldaş denizleri
Ömrüme göz dikenleri
Yazamadım, yazamadım.

Ses vermeyen geceleri
Tanımı zor acıları
Tek kişilik sancıları
Yazamadım, yazamadım.

Gün öksüzü odaları
Uygun adım voltaları
Ah zamansız sorguları
Yazamadım, yazamadım.

Yitip giden anıları
Katledilmiş duyguları
Yarım kalmış sevdaları
Yazamadım, yazamadım.

Söz: Ali Çınar
Müzik: Ahmet Kaya


8-YALANCI AYRILIK

Yoksun... umurumda bile değil
Başucumda resmin hala duruyor
Yoksun... defterimdeki yazın hiç silinmedi
Eşiğimdeki ayak izin, hergün gelişin
Gözlerimce gidişin hiç bilinmedi.

Varsın böyle geçsin yabancı günler
Varsın canımı yaksın yine yalnızlık
Seninle doluyken baktığım dünler
Yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık.

Yoksun... umurumda bile değil
Dudağımda adın şiir oluyor
Yoksun... ezberimdeki sevdan hiç okunmadı
Eşiğimdeki ayak izin, hergün gelişin
Yüreğime gidişin hiç dokunmadı.

Varsın böyle geçsin yalancı günler
Varsın canımı alsın yine yalnızlık
Kokunu verirken vazomda güller
Yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık.

Söz: Seda Akay
Müzik: Ahmet Kaya


9-SEVEMEZSİN

Deli dolu bir akşam vakit ayrılık
Saatler yalnızlığa dönüyor mağrur
Yabancı düşler kalmış dünden geriye
Yürekler pişmanlığa çarpıyor mağrur.

Adımı anamazsın, yoluma çıkamazsın
Gönülden sevemezsin sen
Geçmişi silemezsin, rüyama giremezsin
Gerçekten sevemezsin sen.

Beklenen ölümlerin kaçışı olmaz
Bir yıldız bilinmeze kayıyor mağrur
Ben sürgünüm sen durgun kaçak bu sevda
Dilim hep elvedaya dönüyor mağrur.

Haykırsam duyamazsın, çağırsam gelemezsin
Yürekten sevemezsin sen
Zor günde aramazsın hiç yalnız kalamazsın
Korkusuz sevemezsin sen.

"Öyle bir küsüp gidişin vardı ki
Seni vicdansız, insafsız, kitapsız..."

Söz: Ali Çınar
Müzik: Ahmet Kaya


10-AH!..

Yüzünün yarısı göz kadife yansımalı
Bulutlu siyah ah bulutları eflatun
O boy aynasından çıktı fransızın malı
Vişne asidi vardı tadında rujunun
Ah sinema yıldızı filan olmalı
Ağızlığı kristal son derece uzun.

Ellerinde ruh gibi ah portakal kokusu
Kırkmaları morsalkım göz kapakları saydam
Çok vapurun battığı bir liman orospusu
Bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam
Ay ışığında deniz akordiyon solosu
Pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam.

Bir kibrit çakıldı mı ah yağmurluklu kız
Alevinden anlamlı dumanlar üfürüyor
Ah çocuk yüzünde gül goncası ağız
Saçlarından incecik su tozu dökülüyor
Sığınak gibi derin ağaçlar gibi yalnız
Karartma başlamış ışıklar örtülüyor

Tavana asılmış sosyalist saçlarından
Ah sabah sabah omuzları kan içinde
İşkence sonrası genç bir kadın militan
Yığınlar uğulduyor hummalı gençliğinde
Adı bile çıkmamış dudaklarından
Doğru yaşadığının sımsıkı bilincinde...

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya


11-ELEKTRO ŞOK

Çocuksu korkuları senle bastırdım
Yanında sofra kurdum kaşık salladım
Kana kana içtim seni ağustosta
Rakımda buz oldun, şişemde buğu.

Karanlık sokakları sahipsiz mezarları
Seninle geçtim sensiz bir hiçtim
Üşüdüm sobamda senle kavruldum
Acıktım, aşımı senle pişirdim.

Elektrik... elektrik
Bir acayip şoktayım, yüreğim bitik
Elektrik... elektrik
Yay gibi gerilmişim, sigortam atık.

Geçit vermez dağları seninle aştım
Uzaktaki dostlara senle ulaştım
Tak fişi bitir işi dedikleri bu
Hep rahat yaşamaya senle alıştım.

Şimdi loş odalarda tutsağın oldum
Yasal koridorlarda damgalı puldum
El kelepçe, kol kırık, gönül çaresiz
Her bir dokunuşunda titredim durdum.

Elektrik... elektrik
Bir acayip şoktayım yüreğim bitik
Elektrik... elektrik
Yay gibi gerilmişim sigortam atık.

Söz: Ali Çınar
Müzik: Ahmet Kaya...

Asi_isyankar
02-19-2008, 22:42
1-KUM GİBİ

Martılar ağlardı çöplüklerde
Biz seninle gülüşürdük
Şehirlere bombalar yağardı her gece
Biz durmadan sevişirdik

Acımasız olma şimdi bu kadar
Dün gibi dün gibi çekip gitme
Bırakta sarılayım/dolanayım ayaklarına
Kum gibi kum gibi ezip geçme

Sonbahar damlardı damlalarımıza
Biz seninle sararırdık
Aydınlansın diye şu kirli yüzler
Biz durmadan şavaşırdık

Acımasız olma şimdi bu kadar
Dün gibi dün gibi çekip gitme
Bırakta sarılayım/dolanayım ayaklarına
Kum gibi kum gibi ezip geçme

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


2-CİNAYET SAATİ

Haliç’te bir vapuru vurdular dört kişi
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu

Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
Maktulün onbeş yıllık arkadaşı
Üç kamarot öteki ahçıbaşı
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi

Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben gördüm kulaklarım gördü
Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
Hiç biriniz orada yoktunuz

Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Onüç damla gözyaşı saydım
Alllahına kitabına sövüp saydım
Şafak nabız gibi atıyordu
Sarhoşdum kasımpaşa’daydım
Hiç biriniz orada yoktunuz

Haliç’te bir vapuru vurdular dört kişi
Polis katilleri arıyordu
Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
Üzerime yüklediler bu işi
Sarhoşdum kasımpaşa’daydım
Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben vursam kendimi vuracaktım.

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya


3-GURURLA BAKIYORUM DÜNYA'YA

Birer birer, biner biner ölürüz
Yana yana, döne döne geliriz
Biz dostu’da düşmanıda bilriz
Vurulup düşenler darda kalmasın

Çünkü isyan bayrağıdır böğrüme saplanan sancı
Çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum
Ve kederin
Ve solgun yüzlü işçilerin üzerine
Dağ başlarının hırçınlığı savruluyor benden
Çünkü beni ateşiyle dimdik tutan kin
Çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak
Miting afişleri cesur pankartlar
Ve binlerce militan
Derin denizlerin aydınlığı
Zorlu sabahlar
Gökyüzü ve lale
Sıkılmış bir yumruk gibi giriyoruz hayata

Çünkü ben sevdigim kızı
Yaşamak gibi halkım gibi sevdiğim kızı ki şiirini yazamayan
Ve türküsünü söyleyemeyen halkım gibi
Binlerce ve binlerce kurşunlanan halkım gibi
Zincire vurulan
Şavaşlara yollanan
Vergilere bağlanan halkım gibi
Felç olmuş yalnızlıklara bırakarak
Büyük acıların ve göz yaşlarının içine bırakarak
Şiirlerimin bir bıçak gibi ışıldadığı
Devrim türkülerini
Ve baş kaldırmayı öğreten dudaklarını
Bir kere olsun öpmeden
Bir kere olsun tutamadan kaygısızca
Serin bir yaz gecesi gibi ürperen ellerini
Hatta boynunu ve ayak bileklerini
Bilemeden , Bilemeden, Bilemeden
Vurdum yüreğimi şanlı kavgaya
Barışın ve özgürlügün dağlarına yürüyorum işte
Yiğitsen uslandır beni
Ey yasakların, kahpeliğin
Ve soygunların koruyucusu
Türkü çağıran kızlarımı sustur
Ve kahraman oğullarımı mezar kaza kaza kederli, kızgın
Tohum serpe serpe hünerli
Ve sömürüle sömürüle bomboş
Ve açlığın ve zulmün izlerini
Derin uçurumlarında taşıyan ellerimi
Naçaklara ve tırpanlara sarılan ellerimi
Mavzerlere sarılan ellerimi
Zincirlere vur gücün yeterse
Ama adına yaşamak dersen
Re-zil-ce

Çatlayan tomurcuğun
Doğan çocugunü çığlığını duymadan
Gül benizli sevgilinin
Titreyen gögüslerini öpmeden doyasıya
Korka korka, yana yana
Hergün biraz daha derinden
Hergün biraz daha kapkara duyarak ölümü
Aç ve arkasız
Köpekleşerek yaşamak dersen
Bu yürek
Çat diye çatlasın Ulan!

Kirsiz passız
Arı duru özümüz
Namussuza kanlı hançer sözümüz
Çok uzaktır dostlar bizim yolumuz
Durana yürüyene bin selam olsun.

Gel gelelim parlayan güneşi
Emekçi kalkların
Kahraman halkların güneşini
Şehvetle içine dolduran toprak
Şimdi sımsıcak şimdi ulaşılmaz
Şimdi olgun meyvalarla dolu
Bahar bahçelerini sarmaktadır dünyaya
Ve gülbenizli sevgilinin dudaklarında hayat
Bizi aşka ve kavgaya çağırmaktadır
Bıçak kemiğe dayandıgı
Ok yaydan fırladığı için degil
Bu bezirgan saltanatı
Bu zulüm bitsin diye
Ağaran günler için
Yeni bir dünya uğruna
Yüzlerinde cesaretin onuru
Ve imanlı gücü döğüşen dünyanın
Ve ölüme
Gülerek koşan genç savaşçıların
Albayrakları dalgalansın
Dalgalansın, dalgalansın
Kinle boğuşan yorgun yüregi
Aydınlansın diye anamın
Dişleri sökülmüş kederli ağzı
Ağlamaya hazır gözleri
Safrası, ve sonsuz dağları eriten sabrı
Merhameti
Yani bir bütün halinde insanlığımız
Yunsun arısın diye durgun pınarlarda
Alınterinin namusu kurtulsun diye
Kurtulsun diye sıcak somun
Acı soğan ve çiçekli basmalar
Ahdettik, vefaettik
Kelle koyduk
Ölen ölür dostlar
Düşmanlar heyy
Kalan sağlar...

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


4-AĞLADIKÇA

Dağlarda öfkeli başım
Serhat’ta hep akşam oluyor
Nasipsiz kıştan mı, yamurdan mı yoksa aşktan mı

Ağladıkça, ağladıkça dağlarımız yeşerecek
Görecek, göreceksin
Ağladıkça, Ağladıkça
Geceyi tutacağız göreceksin, göreceksin

İlk yazda bitti telaşım
Alnımda hep kavga duruyor
Vakitsiz kırstan mı
Bahardan mı yoksa aşktan mı

Ağladıkça, ağladıkça bozkırlar yeşerecek
Görecek göreceksin
Ağladıkça, Ağladıkça
Güneşi tutacağız göreceksin, göreceksin.

Söz: Gülten Kaya Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya / Ara Dinkçiyan


5-MAVİ'NİN TÜRKÜSÜ

Şu dağdaki gezene bak
Gözlerinin rengine bak
Mavi gözler kan kan olmus
Şu feleğin işine bak

Şu dağdaki gezene bak
Gözlerinin rengine bak
Seni vuran beni de vursun
Şu feleğin işine bak.

Dağlarda talan olur mu
Dosta hiç yalan
Ölürsem duyan olur mu
Şu feleğin işine bak.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


6-ÖLÜM DÖRTLÜĞÜ

Ölüm her aklına geldiğinde
Ah edip vah edip inleme
Bu halinle tanrıyı incitmiş olacaksın
Ecel kapını çaldığı zaman
Evi telaşa verme
O geldiği zaman
Sen gitmiş olacaksın.

Söz: Anonim
Müzik: Anonim


7-ÖZGÜR ÇAĞRI

Sana yalan söyleyemem
Darılırsın yavrucağım
Ağabeyin bir gün dağdan döner
Giden gelmez, geri dönmez
Bilmiyormusun yavrucağım
Sen üzülme, sıra bende
Gideceğim yavrucağım

Elverir ki çoşku
Haylaz çocuklarını boğazlamasın
Avunmak elbette kolaydır
Şehri yiğit bir türkü gibi dolaşmak
Dağlara destanlar, düşünmek kolaydır
Hapislere bir sevinç çığlığı gibi düşmek
Kızların diri gögüslerinde
Matbaalarda
Ve kongre zabıtlarında dünyayı tazelemek
Yeryüzüne depremler düşürmek
Çünkü binlerce militanın rüzgarlı macerası
Bir kurşun bile değildir namusun mavzerine
Gönlün kahpeliğine tutsaksın açıkçası
Asıl savaş alanı suskundur arkadaş
Sahipsizdir
Asıl savaşcılar afyonlu,mütevekkil
Öyleyse
Şehrin girdabında çalkalanan zulüm
Halkın şanlı isyanına işaret değil
Bodrum duvarlarına öfkeli yazıları
Tırnaklarınla kazıyorsan da

Sana yalan söyleyemem
Darılırsın yavrucağım
Ağabeyin bir gün dağdan döner
Giden gelmez, geri dönmez
Bilmiyormusun yavrucağım
Sen üzülme, sıra bende
Gideceğim yavrucağım

Bulvara dökülen bildiriler
Harcanan bunca emek,bunca değer
Fokurdayan ****l potası
İşleyen rotatifler
Cesetleri iğnelemek gibi birseydir
Ve zaman usulca göz kırpıp telaşına
Homurdanarak çekip gitmiştir
Yani bu
Aşağılık bir dramdır artık
Çünkü jarjuruna
Boş kovanları dolduran adam
En azından kendinden utanmalıdır
Yani yetsin diyorum
Şarkılarınızı dağlarıma sürün diyorum
Uzatın ellerinizi diyorum
Uzatın tanışalım
HELALLAŞALIM....

Söz: Ahmet Kaya
Müzik:Ahmet Kaya
Şiir:-Orhan Kotan


8-SABIR KALMADI

Her şarkının içinde
Ben seni görürüm
Sevda nefes gibi
Çekmessem ölürüm

Sabır kalmadı içimde
Dertler yaş oldu gözümde
Bu yoksulluk denizinde
Boğulmadan gel

Sensiz isyan ettim her an
Dünyam kahır, dünyam zindan
Yine başım duman duman
Olmadan gel...

Yıllardır ne bir haber
Ne bir selamını aldım
Bu koskocaman dünyada
Sensiz yapayalnız kaldım.

Sabır kalmadı içimde
Dertler yaş oldu gözümde
Bu hasretlik denizinde
Boğulmadan gel

Sensiz isyan ettim her an
Dünyam kahır, dünyam zindan
Yine başım duman duman
Olmadan gel...

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


9-YALAN DA OLSA

Sokak ortasında bir kadın bar-bağırıyordu
Kendini arıyor, kendini soruyor bağırıyor
Sesi kulaklarımda bir kurşun gibi patlıyor
Yalan da olsa haklılar diyoruz ama
Bu da yetmiyor.

Gece yarısı vardiyada işçiler tedirgin üşümekte
İşten değil, güçten değil, içten üşümekte
Zaman geçmekte, zaman gecikmekte, zaman üşümekte
Yalan da olsa birleşiyorlar ama
Bu da yetmiyor.

Gece yarısı bir müzisyen evine yine geç dönüyor
Taksi parası bile yok cebinde ama evine dönüyor
İki damla yaş geliyor gözlerinden cigarası sönüyor
Yalan da olsa zenginiz / ya
Bu bize yetmiyor.

Yalnızım yalnızlığım beni dinlemekte
Yalan da olsa ne var ki bu şarkıyı / şarkıları söylemekte
Yalan da olsa içimden bir bulut akıp gidiyor
Yalan da olsa mutluyum / ya
Bu bana yetiyor.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


10-YETER

Bilmedigim bir şey söyle bana
Mutluluğu anlat mesela
Bilmedigim bir şey söyle
O çok duyduğum yalanlar olmasın
Bilmedigim bir şarkı söyle bana
Sözlerinde ayrılık olmasın

Yeter bu dünya’nın cefası derdi
Yeter boş yere kaç bahar tükendi
Yıllarca kendimi kahrettiğim yeti
Gel bana Bilmedigim bir şeyler söyle
Yıllarca dinlediğim aynı masallar yetti
Gel bana Bilmedigim bir şeyler söyle

Bilmedigim bir şey söyle bana
Gülmeyi anlat mesela
Bilmedigim bir şey söyle
Ezbere bildiğim dertler olmasın
Bilmedigim bir şarkı söyle
Gözlerimde hüzün bırakmasın.

Söz: Zeynep Talu
Müzik: Ahmet Kaya


11-BİZE NE OLDU

Gece düştüm sokaklara
Her yerde seni aradım
Birden karşıma çıktın
Seni gördüm ağladım.

Yine ne kadar iyiydin
Yine ne kadar sıcak
Oysa neler anlatıyordum içimden
Artık diyebilmem imkansız.

Söyle söyle yar bize ne oldu
Yine gönlüm derbeder oldu
İstedim gözünü öpeyim
Gözlerin düşmanım oldu.

Alışamadım yalnızlığına
Karanlığa çok uzağım
Ne olur södürme ışıkları
Karanlığa alışacağım.

Gitme bu gece, gitme, gitme
Ne olur kal benimle
Ağlatmasın şarkılarım ağlatmasın
Belki bu son gece.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


12-SAZA NİYE GELMEDİN

Saza niye gelmedin
Söze niye gelmedin
Gündüz belli işin var
Gece niye gelmedin

Üç gün dedin, beş gün dedin
Aylar oldu gelmedin
Geçen Cuma gelecektin
Haftalardır gelmedin

Çaldığım saza mı yanam
Ettiğin naza mı yanam
Alam yari koynuma
Kış yatam, yaz uyanam

Üç gün dedin, beş gün dedin
Aylar oldu gelmedin
Geçen Cuma gelecektin
Haftalardır gelmedin.

Söz:Anonim/Ahmet Kaya
Müzik: Anonim
Derleme: Ahmet Kaya...

Asi_isyankar
02-27-2008, 21:42
1-ARKA MAHALLE

Ağladım göz yaşlarım döndü denize
Ben derdimi kimseye söyleyemedim
Kurşunlara gelirken arka mahlede
Düştüm de yerlere bir of demedim

Başıma neler geldi sana diyemedim
Beni kaçkere dövdüler
Adını söylemedim of of of of
Yıkılsın evin

Ağladım gözyaşlarım düştü ateşe
Yine de bu yangını söndüremedim
Bağıra bağıra yazdım seni içime
Bir kez olsun yüzünü güldüremedim.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


2-DEMEDİM Mİ HAYDAR

Biz dağlarda keklik idik
Şimdi bu çöplükte karga olduk
Bizim de boyumuzu aştı bu şehir
Yerlere serildik madara olduk.

Demedim mi Haydar, demedim mi sana
Bu İstanbul yutar adamı
Demedim mi Haydar, demedim mi söyle
Bu şerefsiz geceler satar adamı.

Biz umutlar yolcusuyduk
Rakı sofrasında bir meze olduk
Bizim de harcımız değildi sevmek
Yosmalar içinde kepaze olduk.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


3-TELGRAFÇI AKİF

Hüseynik' ten çıktım şeher yoluna
Can ağrısı tesir etti koluma
Yaradanım merhamet et kuluna
Yazık oldu, yazık şu genç ömrüme
Bilmem şu feleğin bana cevri ne?

Telgrafın direkleri sayılmaz
Atik hanım baygın düştü ayılmaz
Böyle canlar teneşire koyulmaz
Yazık oldu, yazık şu genç ömrüme
Bilmem şu feleğin bana cevri ne?

Lütfü gelsin telgrafın başına
Bir tel vursun Musul'da gardaşıma
Yazık oldu, yazık şu genç ömrüme
Bilmem şu feleğin bana cevri ne
Yazık oldu yazık şu genç ömrüme
Bilmem şu feleğin bana cevri ne?

Söz: Anonim
Müzik: Anonim


4-BENİ BUL ANNE

Dün gece gördüm düşümde
Seni özledim anne
Elin yine ellerimde
Gözlerin ağlamaklı
Gözyaşlarını sildim anne.

Camlar düştü yerlere
Elim elim kan içinde
Yanıma gel yanıma anne
İki yanımda iki polis
Ellerim kelepçede
Beni bul beni bul anne.

Dün gece gördüm düşümde
Seni özledim anne
Gözlerinden akan bendim
Düştüm göğsüne
Söyle canın yandı mı anne.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


5-YETİŞ NERDESİN

Ne dağlar yıkılır, ne de duvarlar
Of çeker ağlarım, yetiş nerdesin
Kurumuş pınarlar, gelmez baharlar eyvah, eyvah...
Ah eder ağlarım, yetiş nerdesin.

Canım nerdesin sen, gülüm nerdesin sen
Bekle ben öleyim ki o zaman gelesen.

Beyaz mintanına, boş yastığına
Yüz sürer ağlarım, yetiş nerdesin
Yandım ataşına, kül oldum yana Allah, Allah...
Diz çöker ağlarım, yetiş nerdesin.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


6-CAN YOLDAŞIM

Yağmur yağar sel olurum
Toprak döner toz olurum hey
Seni sevdim gam çekmeden
Gün ortasında ölürüm hey.

Canım benim can yoldaşım
Gül tenimde kara benim hey
Gül tenimde belam benim hey.
Vah, vah...

Gün doğarken meyhanede
Bardağım da rakım benim hey
Çorbam da tuzum, közde biberim
Belim de silahım benim hey.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


7-BENİ VUR

Bir ince pusudayım
Yolumun üstü engerek
Bir garip akşamdayım
Sırtımı gözler tüfek.

Ben senin sokağına
Ulaşamam, dardayım
O mazlum gözlerine
Bakamam, firardayım.

Oysa ben bu gece, yüreğim elimde
Sana bir sırrımı söyleyecektim
Şu mermi içimi delmeseydi eğer
Seni alıp götürecektim.

Beni vur... beni onlara verme
Külümü al, uzak yollara savur
Dağılsın dağlara, dağılsın bu sevdamız / öykümüz
Ama sen ağlama dur.

Bir ince pusudayım
Bu gece zehir zemberek
Bir yolun sonundayım
Sessizce tükenerek.

Ah, senin ellerine
Uzanamam, yerdeğim
O masum hayallere
Varamam ölmekteğim.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


8-DİYARBAKIR TÜRKÜSÜ

Diyarbakır ortasında vurulmuş uzaırım
Ben bu kurşun sesini nerde olsa tanırım
Bu dağlarda gençliğim cayı cayır yanarken
Ay vurur gözyaşıma ben gecede kalırım.

Üzülme sen, üzülme başını öne eğme
Gün olur kavuşuruz, dert etme Diyarbakır
Ağlama sen ağlama kanlı bezler bağlama
Bu yangın söner bir gün, ağlama Diyarbakır.

Diyarbakır yolunda toz olmuş dağılırım
Bu hırçın depremlerle sarsılırım kanarım
Arkadaşların yüzü ağır ağır solarken
Gün doğar yaylalara, kahrımdan utanırım.

Ey fırtınalı bayır, ey mazlum Diyarbakır
Dağlarında kızıl ateş, alnımda kızıl bakır
Çiğdemler solar gibi, anneler yanar gibi
Dizlerine döküldüm, ağlama Diyarbakır.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


9-SEN YANMA DİYE (İLAHİ)

Ben çürümüş bir asayım
Zindanlara yol eyledi dert beni
Çarmıha gerilmiş bir İsa' yım
Çivilere zapteyledi dert beni.

Pir Sultanıda darda gördüm
Darağaca vur eyledi aşk beni
Hacı Bektaş' ı kırda gördüm
Bir ceylana pir eyledi aşk beni.

Her yangına, her ataşa
Köz eyledi dert beni
Bu dağlara, bu yollara
Toz eyledi aşk beni.

Ben yanarım aşk için
Ben yanarım gül için
Bu ateş sönmesin diye
Ben yanarım kim için
Ben yanarım sen için
Bari sen yanma diye.

Ben yakılmış bir ozanım
Yangınlara kül eyledi dert beni
Kerbela çölünde, bir Hüseyin' im
Damla suya kul eyledi dert beni.

Ben Yunus' u nurda gördüm
Dergahına gül eyledi aşk beni
O Mecnun' u firarda gördüm
Bir Leyla' ya deleyledi aşk beni.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


10-SENİN DERDİNDEYİM

Kapıyı vurdun ardımdan
Ölecektim ben kahrımdan
Beni vursalar anlımdan
Yine senin derdindeyim.

Geçip karşımda dursan
Hem bağırsan hem de kızsan
Beni kaleş / kaleşnikof ile vursan
Yine senin derdindeyim.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


11-KARLI DAĞLAR

Ilgaz dağlarında çocuk doğurdun sen
Memende süt yoktu
Karla doyurdun sen
Sardın sarmaladın anam
Sırtına vurdun anam, anam
Terketmedin karlı yolları.

Yolda çile çeker
Şerife bacım hey
Eller donmuş gözler çekilmez acı
Çocuğuna değil
Yurduna sancın
Terketmedin karlı yolları.

Söz: Salih Güngör
Müzik: Ahmet Kaya


12-SÜRYANİ

Bir alev çıktı kavından
Tutuşturdu her bir yani
Bir o yani, bir bu yani
Heyyo şavgan eğ bu yani
Mahlemizde hoş süryani
Öpeydim sol yanağıni.

Bir o yani, bir bu yani
Gel öpem sol / sağ yanağından
Koy çatlasın öbür yani.

Bu alev yandırdı cani
Kül etti caney cananey
Ne kül kaldı ne dumani
Heyyo şavgan eğ bu yani
Mahlemiz dolu süryani
Öpeydim sol yanağıni.

Derleme: Bedri Ayseli

Asi_isyankar
03-06-2008, 23:51
Tüm Şarkı Sözleri www.ahmetkaya.com Resmi Web Sitesinden Alınmıştır...

1-YAKAMOZ

Yağmur yağar ıslanırsın vay aman
Güneş doğar kaybolursun vay aman
Ay ışığı der durursun vay aman
Yakamozsun sen

Sessiz sessiz ağlar gibisin vay aman
Zaman geldi gideceksin vay aman
Bırak ay gitsin sen kal bu gece
Umudumsun sen.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


2-GAYRİ GİDER OLDUM

"Hepten suya verdik
Çünki suyu yoktu
Toprağı, gazı, tuzu, ışığı yoktu
Bu köyleri suya verdik

Eli ayağı tekerleği kanısı yoktu
Ve atı, arabası yoktu
Birkaç kıl keçi bir torba çökelik
Ve tulum peynirine hasrettiler
Ve de gavur içinde yesirdiler
Sanki çarıklarını yemiştiler
Gün olmuş ve dut kurusu süpürge tohumu
Haybedendi yaşamları
Ümmiydiler, gurbetciydiler gülmemişti hiç biri
Ve soğuk, asman, pulur, hıdır öz
Ve huni, su payniği, zalbar
Ve pul ve güci, kırani, haskini
Hesinik, hulmin, kara, pınar, ecüzlü
Vahşin, venk ve payamlı ve süderek
Haritadan silindiler bir sabah."

Gayri gider oldum gardaşlar
Ve de kız kardaşlar
Gayri haram bu can bana
Bu toprak damlar bu yollar bana
Bu sevdalar bu ağaçlar haram bana
Oğul uşak birde karım
Kurt bana hastir çeker
Yılan bana çiyan bana
Hastir ceker yılan bana
Lan kardaş bu nasıl yara
Lan kardaş bu nasıl yara

Kanar her yerimden
Dövülmüşüm, sövülmüşüm, kovulmuşum ben

Hastir çekilmişim yani kendi öz yurdumdan
Çeker giderim...

Söz: Enver Gökçe
Müzik: Ahmet Kaya


3-KADINLAR

Üç etekli ak pusulu türkü bakışlı
Kadınlar yürüyor dağlara doğru
Leylak moru gül kurusu dağlara doğru
Özlemlerle acılarla bir Anadolu
Sivas'lımı Urfa'lımı bilemem gayri
Kadınlar kadınlar dağlara doğru
Çalı çırpı sıla gurbet dağlara doğru
Sarı sıcak ak cibinlik dağlara doğru
Ordu ordu çekip gider ay çiçekleri
Bakma Turaç bakma bana bakma el gibi
Bilemezler avcının kim olduğunu
Sezmişler düşmanın kokusunu
Kadınlar kadınlar dağlara doğru
Özlemlerle acılarla bir Anadolu
Bu sıtmalı gecelere bu beşikleri
Bakma Turaç bakma bana bakma el gibi.

Söz: H.Hüseyin Korkmazgil
Müzik: Ahmet Kaya


4-ACILARA TUTUNMAK

Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
O yuvasız çalı kuşu
Bense kafeste kanarya

O dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Baş kaldıran dizelere

Aramakmış oysa sevmek
Özlemekmiş oysa sevmek
Bulup, bulup yitirmekmiş
Düşsel bir oyuncağı

Yalanmış hepsi yalan
Yalanmış hepsi yalan
Sevmek diye bir şey varmış
Sevmek diye bir şey yokmuş

Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konuklukta
Deprem kargaşasında

Yaşadım birkaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı cekmek özgütlükse
Özgürüz ikimizde

Acılardan arta kalan
İşte bu bakışlarmış
Buğu diye gözlerimde
Gün batımı bulutlarmış.

Söz: H.Hüseyin Korkmazgil
Müzik: Ahmet kaya


5-ÖYLE BİR YERDEYİM Kİ

Öyle bir yerdeyim ki
ne karanfil ne kurbağa
Bir yanım mavi yosun
Dalgalanır sularda
Dostum dostum
Güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe

Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım çığlık çığlığa
Öyle bir yerdeyim ki
Anam gider Allah Allah
Öyle bir yerdeyim ki ne karanfil, kurbağa
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım mavi yosun çalkalanır sularda
Bir yanım mavi yosun çalkalanır sularda

Dostum, dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe

Öyle bir yerdeyim ki bir yanım çığlık çığlığa
Öyle bir yerdeyim ki
Anam gider Allah, Allah kızım düşmüş sokağa
Anam gider Allah,Allah dölüm düşmüş sokağa.

Söz: H.Hüseyin Korkmazgil
Müzik: Ahmet Kaya


6-AĞLAMA BEBEĞİM

Ağlama bebek ağlama sende
Umut sende her şey sende
Yağmur gibi gözlerinden akan yaş niye
Bu kırgınlık bu dargınlık sıkıntın niye

Çok uzakta öyle bir yer var
O yerlerde mutluluklar
Bölüşülmeye hazır
Bir hayat var

Ağlama bebek ağlama sende
Yarın sende her şey sende
Dalıp, dalıp derinlere düşünmen niye
Bu suskunluk bu durgunluk kırgınlık niye.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


7-TURUNCU GEMİ

Gülüm, gülüm, gülüm, gülüm
Akşam oldu bugün yine
Gülüm, gülüm, gülüm, gülüm
Hava bozdu birden bire

Turuncu gemide yoldaşlar gidiyor
Tüfekleri ellerinde
Kalk gidelim evimize karlar yağacak
Bu günde böyle geçti sanma
Yarın neler olacak.

Gülüm, gülüm, gülüm, gülüm
Hava bozdu birden yine
Gülüm, gülüm, gülüm, gülüm
Gözündeki bu yaş niye
Turuncu gemi dönmeyecek geri
Gözündeki bu yaş niye

Deniz kenarı soğuk
Hem de karanlık basıyor
Havada tam kar havası ha
Gidilmesi zor yerler var gidilmesi gereken
Hadi gülüm toparlan gidiyoruz
Yaşamak için ölmek sırası bizde
Gitmeden yetişelim gemiye
Çabuk!...

Söz: Gülten Kaya Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


8-BEN BENİ

Seyyah oldum pazar pazar dolaştım
Bir tüccara satamadım ben beni
Koyun oldum kuzum ile meleştim
Bir sürüye katamadım ben beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü.

Dostlar beni bir kazana koydular
40 yıl yandım daha çiğsin dediler
Ölçeğimi gram gram yediler
Bir kantarada tartamadım ben beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü.

Deli gönlüm aktı gitti engine
Cok boyandım cok çiçekler rengine
Bir Mahzuni demiş oldum kendime
Olmaz olsun atamadım beni beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü.

Söz: Âşık Mahzuni
Müzik: Âşık Mahzuni


9-KARANLIKTA

Akşam olur karanlıklar çökende
Devriyeler adım, adım gezen de
Kar kaplamış solmuş güller gören de
Sarılıp dallarına öpesim gelir

San ki gökten kar yerine kan yağıyor
Kar altında üşümüş bir çocuk ağlıyor
Yaşlı gözler ile bana bakıyor
Akan gözyaşını içesim gelir

İşte böyle karanlıklar çökende
Devriyeler adım, adım gezen de
Yar uykuda ben yine pencerem de
Doğacak güneşi göresim gelir.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


10-KARA YAZI

Geçmedi yare sözümüz
Yollar da kaldı gözümüz
Yere sürüldü yüzümüz
Böyle imiş kara yazımız, hey.

Çiçekler açılmaz oldu
Pınarlar içilmez oldu
Yar bize gülmez oldu
Böyle imiş kara yazımız, hey.

Yalnız ona yar demiştik
Onda bir şey var demiştik
O bizi anlar demiştik
Böyle imiş kara yazımız, hey.

Hey, gönül gene bu gece
Kaderim geceden yüce
Gel susalım beraberce
Böyle imiş kara yazımız, hey.

Söz: Sebahattin Ali
Müzik: Ahmet Kaya


11-ŞAFAK TÜRKÜSÜ

Beni burada arama
Arama anne
Kapıda adımı
Adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama

Kaç zamandır yüzüm traşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim kulağım kirişte
Ölümü özledim anne
Yaşamak isterken delice
Ah.... verebilseydim keşke
Yüreği avucunda koşan
Her bir anneye
Tepeden tırnağa oğula
Ve kıza kesmiş
Bir ülkeye armağan
Düşlerimle sınırsız
Diretmişliğimle genç
Şaşkınlığımla çocuk devrederken sırdaşıma
Usulca açıverdi yanağımda tomurcuk
Pir Sultanı düşün anne,Şeyh Bedrettin'i
Börklüce'yi Torlak Kemal'i insanları düşün anne
Düşün ki yüreğin sallansın
Düşin ki o an güneşli güzel günlere inanan
Mutlu bir Yusuf'cuk havalansın

Yani benim güzel annem
Alaşafağın da ülkemin yıldız uçurmak varken
Oturup yıldızlar içinde kendi buruk kanımı içtim
Ne garip duygu şu ölmek
Öptüğüm kızlar geliyor aklıma
Bir açıklaması vardır elbet
Giderken dar ağacına
Geride masa üstünde boynu bükük kaldı kağıt kalem
Bagışla beni güzel annem
Oğul tadında bir mektup yazamadım diye
Kızma bana
Elleri değsin istemedim
Gözleri değsin istemedim
Ağlayıp kokluyacaktın belki bir ömür taşıyacaktın koynunda

Yaşamak ağrısı asıldı boynumda
Oysa türkü tadında yaşamak isterdim
Ölmek ne garip şey anne
Bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp bayramı
Sedef kakmalı bir kutu içinde
Vermek isterdim çocukların eline
Sonra benim güzel annem
Damdan düşer gibi vurulmak isterdim bir kıza
Gecenin kıyısında durmuşum
Kefenin cebi yok koynuma yıldız doldurmuşum
Koşun çocuklar koşun
Sabah üstüme üstüme geliyor
Kısacası güzel annem
Bir çiçeği düşünürken ürpermek yok
Gülmek ümit etmek özlemek
Yada mektup beklemek
Gözleri yatırıp ıraklara
Ölmek ne garip şey anne
Artık duvarları kanatırcasına tırnağımla
Şaşkın umutlu şiirler yazamayacağım
Mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağım
Baba olamayacağım örneğin
Toprak olmak ne garip şey anne
Uçurumlar ki sende büyür
Dağdır ki sende göçer
Ben bayrak derim çiçek derim
Çam diplerine açmış kanatlarını kozalak derim
Gül yanaklı çocuğa benzer
Yine de oğlunu yitirmek
Ne garip şey anne
Her kavgada ölen benim
Bayrak tutan çarpışan her kadın
Toprağı tırnaklayarak doğurur beni
Özlem benim, kavga benim, aşk benim
Bekle beni anne
Bir sabah çıka gelirim
Bir sabah anne bir sabah
Acını süpürmek için açtığında kapını
Adı başka sesi başka nice yaşıtım
Koynunda çiçekler
Çiçeller içinde bir ülke getirirler...

Söz: Nevzat Çelik
Müzik: Ahmet Kaya..

SonSuzluk
03-07-2008, 09:05
emegine ve yüregine sağlık kardeş

Asi_isyankar
03-19-2008, 21:31
1-GİDERİM

Artık seninle duramam
Bu akşam çıkar giderim
Hesabım kalsın mahşere
Elimi yıkar giderim

Sen zahmet etme yerinden
Gürültü yapmam derinden
Parmaklarım üzerinden
Su gibi akar giderim

Artık sürersin bir sefa
Ne cismim kaldı ne cefa
Şikayet etmem bu defa
Dişimi sıkar giderim

Bozar mı sandın acılar
Belaya atlar giderim
Kursun gibi mavzer gibi
Dağ gibi patlar giderim

Kaybetsem bile herşeyi
Bu aşkı yırtar giderim
Sinsice olmaz gidişim
Kapıyı çarpar giderim

Sana yazdığım şarkıyı
Sazımdan söker giderim
Ben ağlayamam bilirsin
Yüzümü döker giderim

Köpeklerimden kuşumdan
Yavrumdan cayar giderim
Senden aldığım ne varsa
Yerine koyar giderim

Ezdirmem sana kendimi
Gövdemi yakar giderim
Bettua etmem üzülme
Kafama sıkar giderim.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


2-ADI YILMAZ

Dalyan gibi bir çocuktu
Benim gözümde küçüktü
Küstüde dağlara cıktı
İner mi inmez mi bilmem

Şimdi dağların tozudur
Belki isyanın sazıdır
Halen kalbimde sızıdır
Diner mi dinmez mi bilmem

Adı Yılmaz kendi Yılmaz
Makamı yok dem tutulmaz
Dağlara soru sorulmaz
Döner mi dömez mi bilmem

Mavi gözleri boncuktur
Ölüm korkusu şuncuktur
Azrail atı kancıktır
Biner mi binmez mi bilmem

Parkasına kar yağmıştır
Bir kenarda ağlamıştır
Belki elleri yanmıştır
Söner mi sönmez mi bilmem

Adı Yılmaz kendi Yılmaz
Makamı yok dem tutulmaz
Dağlara soru sorulmaz
Döner mi dömez mi bilmem.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


3-NEREDEN BİLECEKSİNİZ

Üstüm başım toz içinde
Önüm arkam pus içinde
Sakallarım pas içinde
Siz benim nasıl yandığımı
Nerden bileceksiniz


Bir fidandım devrildim
Fırtınaydım duruldum
Yoruldum çok yoruldum
Siz benim neler çektiğimi
Nerden bileceksiniz


Taş duvarlar yıkıp geldim
Demirleri söküp geldim
Hayatımı yıkıp geldim
Siz benim neden kaçtığımı
Nerden bileceksiniz


Gökte yıldız söner şimdi
Annem beni arar şimdi
Sevdiğim var kanar şimdi
Siz benim niye içtiğimi
Nerden bileceksiniz


Bir pınardım kan oldum
Yol kenarı han oldum
Yanıldım ah ziyan oldum
Siz benim neden sustuğumu
Nerden bileceksiniz


Ben ardımda yaş bıraktım
Ağlayan bir eş bıraktım
Sol yanımı boş bıraktım hey
Siz benim kime küstüğümü
Nerden bileceksiniz.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


4-DOST

Benim sevdalarım yeni filizlenir
Doymasada toprak can, can içinde
Şu kara günlerim yeni beyazlanır
Doymasada yürek can, can içinde

Gül yüzlü gül destim
Pirim ben sana küstüm
İnan değil sana kastım
Cahille sohbeti kestim
Dost, dost

Filizlerim kokar gül deste gibi
Bülbül figan eder sanki yasta gibi
Benim deli gönlüm yine hasta gibi
Artar eksilmiyor can can içinde

Gül yüzlü gül destim
Pirim ben sana küstüm
İnan değil sana kastım
Cahille sohbeti kestim
Dost, dost.

Söz: Hüseyin Karakuş
Müzik: Hüseyin Karakuş


5-BİZE KALAN

"Bize kalan
İnsanlığa bırakmak istedidiğimiz değildi
Binlerce fidan ektik halkın çölüne
Su vermediler eğildi."

Bizim eskiden sevdalarımız vardı
Kızaran yanakları öpmelere utandık
Sonra suç olmak girdi araya

Bizim eskiden umutlarımız vardı
Yıkılan duvarların gövdesine yaslandık
Sonra yanılmak girdi araya

Bize kir bize pas
Bize tortusu kaldı
Dostlar tükenip düştüler
Yok olma korkusu kaldı

Bizim eskiden gülüşlerimiz vardı
Kırılan yüreklere öylesine dağıttık
Sonra ağlamak girdi araya

Bizim eskiden öfkelerimiz vardı
Tutuşan dağların seherine yar olduk
Sonra vurulmak girdi araya

Bize kir bize pas
Bize tortusu kaldı
Dostlar tükenip düştüler
Yok olma korkusu kaldı.

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


6-FOSSO NEJDAT

Elinde bir buzbağ şişe
Dolanıyor köşe köşe
Şimdi karakola düşe
Cop tirina nirinom da
Hop tirina nirnom

Sivri burun top yumurta
Nara basar ulu orta
Bekçileri tarta tarta
Tir tirina nirinom da
Tara tirina nirinom

Gene birgün böyle zirzop
Gece bekcesi demiş hop
Belinin ortasına cop
Cop tirina nirinom da
Hop tirina nirnom

Geçirmiş bir siyah şalvar
Poz kesiyor gaddar gaddar
Tesbihi sarı kehribar
Şık tirina nirinom da
Tık tirina nirinom

Gene birgün böyle yan yan
Hava basarak bir yandan
Karakolun sokağından
Pat tirina nirinom da
Pata küte de nirinom

Şapkası tam sekiz köşe
Zevkten olmuş dokuz köşe
Güveniyor on kardeşe
Hot tirina nirinom da
Zot tirina nirinom

Mahalleli bezmiş ama
Çıkamıyor kimse cama
Adam değil sanki kazma
Hoşt tirina nirinom da
Foşt tirina nirinom

Gene birgün böyle çalım
Yürüyorken zalım zalım
Demişler ki gel bakalım
Şak tirina nirinom da
Şaka suka da nirinom

Fosso Necdat demiş aman
Anlamış vaziyet yaman
Kafasından çıkmış duman
Fos tirina tirinom da
Fıs tirina nirinom

Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


7-DOSTA DÜŞMANA KARŞI

Zindanlardan taşa taşa kar beni
Mamak’lardan metris’lerden sor beni
Diyarbekre kanla bastım mührümü
Ceset ceset kefen kefen sar beni
Bu türkü mor dağların emanetidir
Firari mahpuslara bir avuç su
Bir türkü dilimi içerdekine
Çeyiz sandıgına oyalı yazma
Memeye süt
Ve baharın toprağa bereketidir
Sığmaz dört duvarın yanına, dikenli tele
Cesur mermidir, mavzer yatağında bu
Önü kıtlık kıran, zemheri
Ardı ateş külü, kızılcık
Ve menekşedir
Bir teli asuri vurur, bir keldani
Ve yeşile çalar her mevsim
Petrol mavisini
Kan kızılını
Kavruk dudakların tuzunda tadı
Fırat’ı
Dijle’yi vurur
Heyy bre
Şahin gagasında
Can suretidir
Kara saçlım
Gül benizlim
Sevdiğim
Bu türkü
Mor dağların emanetidir
Gün kar yanığı yüze vuranda
Debreşir gökçe yürek
Kasketi keder gömleği kan
Sevdası bir uçurumdur
Gözleri kor tanesi gözleri hançer
Gözleri cesarettir
Krizantem çiçegidir emegi gülüm
Elleri cesur vede hünerli
Mor dağların ardında
Üç koca destan üç koca dünya
Üç denklem
Üç şifre üç atom çekirdeği ve
Bir çakmak bir kıvılcım birde dinamit
Gün kar yanığı yüze vuranda
Mor dağların türküsü gelir
Onlar güneşin bağrında ateş
Yer yüzünde bir taze çiçektiler
Namluda namusun fişengi
İsyanda yürek kara düşte
Bembeyaz gerçektiler
Ben yılların sevdası
Nazlım
Sabır kıyısında
Kin köpüğü
Al almada
Başaklarda
Gül dudaklarda hasret

Söyle türkünü sen
Erinme nazlı bacım
Ağlamadan
Karalara bağlamadan
Kına gecelerinin sevincinde
Lurke’de Goven’de
Temirağa’da.

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


8-KORKARIM

"Gençlimi kimse bilmez
Sakallarımdan çocuk kokusu
Ağzımdan ay ışığı fışkırır benim
Ceketimi yağmurlara astığımdan beri
Tehlikeli şiir okur
Dünyaya sataşırım ben."

Güzüm baharlara
Yüzüm yağmurlara
Hüznüm dağlara küs

Gözüm sabahlara
Ömrüm topraklara
Hüznüm dağlara küs

Geceden karanlık sebebim
Geceden mülteci kederim
Korkarım dönmez yüreğim
Korkarım güzelim korkarım

Beni soracaklar
Beni bulacaklar
Beni yoracaklar yar

Beni tutacaklar
Beni yakacaklar
Bana kıyacaklar yar

Sorulur karanlık sebebim
Vurulur mülteci kederim
Korkarım dönmez yüreğim
Korkarım güzelim korkarım.

Söz: Gülten Kaya Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


9-SÖYLE

Söyle yağmur çamur
Değmedi yüreğime
Şimdi ben nerdeyim
Sen nerde

Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Şimdi ben nerdeyim
Sen nerde

Dışarıda kar yağıyor
Benim içime yağmur
Ağlama gözbebeğim
Biraz daha dur

Yüregime basa basa
İçimden yar gidiyor
Ağlama iki gözüm
Biraz daha dur

Ay ayy ay yanıyor ömrüm

Vallah yağmur çamur
Değmedi yüreğime
Söyle ben nerdeyim
Sen nerde

Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Söyle ben nerdeyim
Sen nerde


Söyle yağmur söyle
Değmeden yüreğime
Söyle gökyüzüne
O nerde

Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Söyle gökyüzüne
O nerde

Ay ayy ay yanıyor ömrüm

Söyle baksın gece
Dağlardan hasretime
Söyle bilmesen de
O nerde

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


10-AY GİDİYOR

Canım ey canım ey
Canım eylen ey
Evimi başıma yıkıp giden hey

Kapkara büyürken
Geceler derinden
Canımı içimden
Alıp giden hey

Ay gidiyor
Günlerim kanıyor
Gün yüzün dönüyor

Ay gidiyor
Günlerim kanıyor
Gül yüzün dönmüyor

Canım ey canım ey
Yanan ömrüm ey
İçime ateşi
Koyup giden hey

Sessizce büyürken
Avluda cehennem
Güneşi koluna
Takıp gelsen hey.

Söz: Gülten Kaya Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


11-MİCAN

Martinimin fuları
Gece geçtim yolları
Aslan Mican geliyor
Takmaz karakolları

Vay benim canım Micanım
Dünyalarda bir canım

Rakı koydum fincana
Helede bakın şu cana
Kör olasın Kel Sait
Nasıl da kıydın bu cana

Vay benim canım Micanım
Dünyalarda bir canım

Mican sen öleceksin
Tabuta gireceksin
Dokuz tahta altında
Ne cevap vereceksin

Vay benim canım Micanım
Dünyalarda bir canım.

Derleme: Ahmet Yamacı


12-YAZMALI GELİN

Yazmam yazmalı gelin
Gözler sürmeli gelin
Dağa taşa asumana
Adın yazmalı gelin.

Yazmalı gelin yaz mene
Bir bahar bir yaz mene
Aşkından deli oldum
Gel etme bunca yaz mene
Gel etme bunca naz mene

Yazmalı gelin naz mene
Yazmana yaz adını
Yağdıma sal yağdını
Men sözümden dönersem
Kır kolumu kanadımı.

Söz: Abdurrahman Kızılay
Müzik: Abdurrahman Kızılay

TACDİN
03-21-2008, 13:29
emeğine sağlık müthiş olmuş paylaşımların için tşkl asi

Asi_isyankar
03-21-2008, 16:41
Teşekkür Ettim..

Ahmet Kaya'yı dinlemeyen yada fazla dinlemeyen arkadaşlar O'nu
Mutlaka güzel bir şekilde dinlemeliler. Ondaki tat bambaşkadır!
Müzik benim en tepedeki Hobim olur, ve yeterince anladığımı düşünüyorum.

Ahmet Kaya'dır bana en çok anlam veren.
İnsanı çok ayrı dünyalara götürür gür sesiyle
müthiş besteleriyle...

daglar12
03-21-2008, 19:24
Teşekkür Ettim..

Ahmet Kaya'yı dinlemeyen yada fazla dinlemeyen arkadaşlar O'nu
Mutlaka güzel bir şekilde dinlemeliler. Ondaki tat bambaşkadır!
Müzik benim en tepedeki Hobim olur, ve yeterince anladığımı düşünüyorum.

Ahmet Kaya'dır bana en çok anlam veren.
İnsanı çok ayrı dünyalara götürür gür sesiyle
müthiş besteleriyle...


cok güzel yazmissin asi yüregine saglik :flowers:
ama ben ahmet kaya nin sesi yorumu besteleri bi yana düsüncelerine baskaldiran yönüne vurulmusum....harika bi insan bencede onu dinlemeye anlamaya kalbinizde yasatmaya baslayin arkadaslar onu gec tanidiginiza pisman bile olacaksiniz demedi demeyin....

Asi_isyankar
03-21-2008, 19:34
1-SİZ YANMAYIN (SÜRGÜN)

Ağlama bu günler gelir de geçer babam
Ağlama bu dertler elbet biter babam
Ocaksız köylerimde dumanlar tüter elbet
Ben yandım sen yanma allah aşkına

“Burda, bu şarkımı söylerken, benim Türkiye’de yaşadığım çok zor günlerde bir merhaba’sını istediğim, fakat o merhaba’yı benden esirgeyen, ulusal anlamda aynı kaderi paylaştığım bütün arkadaşlarıma ve dostlarıma ince bir sitemdir. Umarım bunu anlarlar”...

İki damla gözyaşımla
Satıldım pazarlarda
Kırdılar yüreğimi
Kırdılar azarlarla
Sürgünlere yolladılar
Sabah dörtte yağmurlarla
Ben yandım
Siz yanmayın allah aşkına

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


2-MEMLEKET HASRETİ

Giderim buralardan
Giderim bir gece vakti
Umurunda olmaz bilirim
Ya beni sararsa
Memleket hasreti

Bağırsan duyamam ki
İstanbul'da değilim ki
Çağırsan gelemem ki
Varna'da değilim ki
Uzaklardayım
Ben bende değilim ki
Ya beni sararsa
Memleket hasreti

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


3-AL ÖFKEMİ

Her sürgünün gözlerine
Bu sebepten ah geceye
Kanatlanmış güvercine
Kırılacağım,kırılacağım
Yeter ki bil sen

Yorgun alnımda şafaklar
Bir düş kursun arkadaşlar
Bırak iz sürsün şarkılar
Yeter ki bul sen

Mapushane duvarlarına
Hüznümü yazacağım
Her gün seni düşünüp
Yok olacağım

Al öfkemi koy yanına
Günü düşür dağlarıma
Haydi dokun göz yaşıma
Ağlayacağım,ağlayacağım
Yeter ki gül sen.

Söz: Gülten Kaya Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya


4-TELGRAFIN TELLERİ

Telgrafın tellerine kuşlar mı konar
İnsan sevdiğine canım böyle mi yanar
Yanıma gel yanıma,otur şöyle yanıma
Bu gençlikte neler geldi garip başıma

Telgrafın tellerini arşınlamalı
Yar üstüne yar seveni kurşunlamalı
Yanıma gel yanıma,otur hele yanıma
Şu gençlikte neler geldi garip başıma

Söz: Anonim
Müzik: Anonim


5-YAKARIM GECELERİ

Bu aşkın nüshası rüzgarlarda
Aslı bende kalacak
Bizi hasret saracak
Bulutlar çıldıracak

Ayrılık başımı döndürüyor
Kavuşmayı özlettin
İntiharlar kuşandım
Bu aşkı sen kirlettin

Geçtim borandan kardan
Yitirdim bahçeleri
Ellerimi tutmazsan gülüm
Yatamam geceleri

Bu aşkın nüshası rüzgarlarda
Kahrı bende duracak
Sende ihanet gülüm
Bende matem kalacak

Bu aşkın efkarı şarkılarda
Yüzün bende solacak
Bizi zaman yenecek
Ve anılar kalacak

Geçtim borandan kardan
Yitirdim bahçeleri
Ellerini tutmazsam gülüm
Yatamam geceleri.

Söz:Yılmaz Odabaşı
Müzik: Ahmet Kaya


6-KARWAN (KERVAN)

Kanî diherikîn
Karwan diçûn
Tişt nema li dû
Hêvî ar û dû
Û bayê gerok
Ji xew rakirin
Bîrhatinên kûr
Çavê te yî girî
Lêvê te yî gezo ax ax
Karwan diçe zû
Şarê min î dûr
Bêje bav û dê
Yara çav li rê
Ezê bêm, bêm û bêm
Wê bête ew roj

------

(Çeşmeler akıyor
Kervan gidiyor
Geride bir şey kalmadı
Umut,ateş ve duman
Ve gezgin bir rüzgar
Uykudan uyandırmışlar
Küllenmiş derin anıları
Ağlamaklı gözlerin
Ballı dudakların
Kervan hızla gidiyor
Uzaktaki kentime
Söyle anne ve babaya
Yol gözleyen sevgiliye
Geleceğim
O gün gelecek)

Söz: Xoşnav Tilli
Müzik: Xoşnav Tilli


7-ADA SAHİLLERİ

Ada sahillerinde bekliyorum
Her zaman yollarını gözlüyorum
Seni senden güzelim istiyorum
Beni şad et Şadiye başın için

Her zaman sen yalancı ben kani
Her zaman orta yerde bir mani
Her zaman sen uzakta ben müştak
Her tellakide bir hayalin berrak

Nerede o mis gibi leylaklar
Sararıp solmak üzere yapraklar
Bana mesken olunca topraklar
Beni yad et güzelim başın için.


Söz: Anonim
Müzik: Anonim


8-DİYARBAKIR HASRETİ

"Ne Diyarbakır anladı beni ne de sen
Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen."

Sevince ölesiye sevilir kalınırdı
Gidince kırılmış bir dal gibi gidilirdi
Sonra
Şehirler uyur kalbim örselenirdi.

Ne Diyarbakır anladı beni ne de sen
Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen.

"Ne aılar anladı beni yar ne de sen
Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen."

Gidince upuzun kırılmış dallar gibi
Üşürdü ömrümüz saçakta kuşlar gibi
Kederden
Geberten hasret ezberlenirdi.

Ne anılar anladı beni yar ne de sen
Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen.

Geliyorum köpekler gibi acı çekerek
Geliyorum hasretinin gözlerinden öperek.

Söz: Yılmaz Odabaşı
Müzik: Ahmet Kaya


9-HADİ BİZE GİDELİM

Yapma bana bu nazı
Kırarım şimdi sazı
Suratını asıpta
Kışa döndürme yazı
Cehennem etme yazı.

Hadi bize gidelim yar
Şişeleri dizelim yar, olmazsa
İçelim, içelim ölümüne içelim
Karakola düşelim yar.

Bakma öyle gözüme
İnanmadım sözüne
Ben ne hatunlar gördüm
Güvenilmez sözüne.

Gecelere gidelim yar
Ödülleri alalım yar
İçelim, içelim ölümüne içelim
DGM’ ye düşelim yar.

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


10-HOŞÇAKALIN GÖZÜM

Nedir bu başımdaki felaket
Kırk yıldır sefalette bu Ahmet
Kefenimi alın dikin bir zahmet
Gömün beni, gömün beni bir başıma.

Elimde değil, susamıyorum...

"Hele bir ışıklar sönsün
Hele bir kapansın kapılar
Sular durulsun
Bıçak atacağım daha 12'den.

Kısa devre yapsın kalbim
Ellerim inatla dökülsün cigaraya
Dağlarda ay büyüsün
Sular köpürsün
Sen beni o zaman gör.

Hele küssün meydanlar
Dehşetin oğlu gülsün
Ağır bir köpek karanlığı
Ve tüm mayınlar patlasın
Sen beni o zaman gör.

Kaldırımlara yağmur dökülsün
Dağılsın dişlerimde gülüşler
Kaybettiklerim bir dönsün
Sen beni o zaman gör.

Yalnızlık ne demek
Kül olsun uykular
Kuşlar silinsin gözlerimden
Sen beni o zaman gör.

Saçlarımda kırılsın kar
Baştan çizilsin uçurumlar
Kırılsın camlar
Sen beni o zaman gör."

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya
Müzik: Gülten Kaya Hayaloğlu

Asi_isyankar
04-15-2008, 21:52
CD1

Bırak Döneyim / Öyle Bir Yerdeyim ki - Ahmet Kaya/Koro

Mahur - Nazan Öncel

Üşür Ölüm Bile - Suavi

Başım Belada - Agirê Jîyan

Güzel Günler - Şükriye Tutkun

Beni Bul - Selda Bağcan

Ayrılığın Hediyesi - Yavuz Bingöl

Birazdan Kudurur Deniz - Deniz/Yılmaz Erdoğan

Ağlama Bebeğim - Banu

Beni Vur - Feridun Düzağaç

CD2

Giderim - Niran Ünsal

Bir Veda Havası - Servet Kocakaya

Kod Adı Bahtiyar - Naşide Göktürk

Mavi'nin Türküsü - Kardeş Türküler

İçimde Ölen Biri - Haluk Levent

Nereden Bileceksiniz - Kıvırcık Ali

Yakamoz - Melike Demirağ

Arka Mahalle - Murat Hasarı

Lili Marlen Türküsü - Onur Akın

Hani Benim Gençliğim - Sümer Ezgü

Asi_isyankar
04-15-2008, 22:26
1-KÜRTÇE AÇILIŞ

Çiyayê me ewê şînbibin, tû wê bibînî
Emê bi şevbigirin tû wê bibînî
Emê bi roj bigirin tû wê bibînî


(Dağlarımız yeşerecek göreceksin
Geceyi tutacağız göreceksin
Güneşi tutacağız göreceksin)

Söz: Gülten Kaya Hayaloğlu


2-BİR DE SEN GİTME

Akşamlar böyle biter
Hep böyle dertli biter
Evli evine gider
Kuşlar yuvaya döner

Bir de sen gitme
Bir de sen gitme içimden
Yaralıyım ben

Giden bu yolculardan
En çok ben şanssızım
Ne kadar çok yaşadıysam
O kadar çok yalnızım

Biraz da sen ağla
Ölürken bile hasretim sana
Bir tek sen anla

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


3-HALKLARIN KARDEŞLİĞİ ADINA

(Orhan Kotan ve Ahmet Kaya, bedenlerini sürgüne, şarkılarını ülkeye emanet attiler)


Yeni bir dünya için kardeşler
Yeni bir dünya için bu kavga
Bu kan
Bu zulum

Yeni bir dünya için kardeşler
Yeni bir dünya için bu sabır
Bu kin
Bu sancı

Bu dağlarda vuruldu boyunduruk
Kınalı türkülerin boynuna
Halkların kardeşliği adına
Bu dağlarda deşildi gebe kadınların karnı
Bu dağlarda boğazlandı istiklal-i tam
Oysa namlular daha soğumamıştı

Ekmeğimiz yoktu
Mermimiz yoktu
Bin can ile
Bir umut ektiğimiz
Toprağımız yok.
Dağlar gibi yığıldı ölüler
Ve ayaklar altında namusumuz

Lanetlenmiş
Aç çoluk çocuk
Kadınlarımız, davarlarımız

Haldan bilmez
Geçit vermez kanlı zilan
Of off offf be

Tifüs ve kanser
Ve siyatik
Difteri
Kalp yetersizliği, ülser vesaire
Ve cümle illeti muzır haşeratın
Bir de açlık
Bir de zulum
Bir de zindanlar.

Issız bir uğultudur doğanın padişahı
Fideler cılız
Dağlarda umudun hazin sancısı
Toprağın bağrında tohum
Kan revan içindedir.
Ve kan revan içindedir türkülerimiz;

"Kış günüdür güller açmaz
Dallarda bülbüller ötmez
Can arzular elim yetmez
Vahh lımın
Bırindarım
İçerden
İçerden yar içerden
Kes bağrım yar içerden"
İşte namus
İntiharı düşünür kederinden
Ve bu boş tencerenin onulmaz kahrı
Utanır kendikendinden
Birebir vermeyen toprak
Karasaban
Yaşlı öküz.
Sebisübyan
Aç-susuz
Ne giden
Ne beklenen var
Ve dağlarda
Çırılçıplak eşkiyalar

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


4-OY BENİM CANIM

Ay ışığı vurmuş
Toprak yanıyor
Toprağın üzerine
Kimler düşüyor
Kimse bu yangını
Görmüyor duymuyor
Onun için mi dağlar
Yıldızlar ağlıyor

Oy benim canım
Yaralı ceylanım
Henüz yolun başında
Solup giden baharım

Ay ışığı vurmuş
Toprak kanıyor
Dudağının kıvrımından
Gözüm nereye sızıyor
Bu kaçıncı baharım
Başlamadan bitiyor
Onun için mi dağlar
Yıldızlar ağlıyor

Söz: Çetin Oraner
Müzik: Çetin Oraner


5-ÇÖKERTME

Çökertme’den çıktım da Halilim
Aman başım selamet
Bitez de yalısına varmadan Halilim
Aman koptu kıyamet

Arkadaşım İbram Çavuş
Yoldaşlara emanet
Burası da Aspat değil Halilim
Aman Bitez yalısı
Yüreğime sancı saldı
Aman kurşun yarası

Gidelim gidelim Halilim
Çökertme’ ye varalım
Kolcular geliyor Halilim
Nerelere kaçalım

Teslim olmayalım Halilim
Aman kurşun saçalım
Burası da Aspat değil Halilim
Aman Bitez yalısı
Yüreğime ateş saldı
Aman kurşun yarası

Söz: Anonim
Müzik: Anonim


6-ÇİLLİ KEDİ

(1996 yılında Refahyol hükümetinin iki liderine taşlama olarak yazılmıştır...)

Bu yoksulluk beni delledi
Aldı aklım yaktı külledi

Bunu yapan iki kişi
Biri erkek biri dişi
Halden bilmez iki kişi
Vay!..

Çilli kedi, çilli kedi vay
Ciğerimi yedin kedi vay

Bunu yapan iki kişi
Biri erkek biri dişi
Halden bilmez iki kişi
Vay bee!..

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


7-DAĞLARDA ÖLMEK İSTERİM

Ömrümde nice sızı var
Kışların önü yazı var
Kalbim kuşatmalarda dar
Dağlarda ölmek isterim

Verilir hiç tutulmaz söz
Her yanımda bin namert göz
Gardaşlarım olmuş bir köz
Dağlarda ölmek isterim

Oy dağlar, oy dağlar
Uzaklarda yarim mi var
Oy dağlar, oy oy dağlar
Evde bekleyen yarim mi var

Ben ateşten hınçtan doğdum
Zamansız solan gül oldum
Üç-beş kuruşa kul oldum
Dağlarda ölmek isterim

Kaç bahar ağladım kaldım
Derin hasretlerde yandım
Kentler zalimdi dayandım
Dağlarda ölmek isterim

Oy dağlar, oy dağlar
Evde bekleyen yarim mi var
Oy dağlar, oy oy dağlar
Uzaklarda yarim mi var

Söz: Yılmaz Odabaşı
Müzik: Ahmet Kaya


8-NİYE BÖYLE ANNE

Yüzüne baktığımda
Neden yüzü gülmüyor
Tam sabah olacak derken
Birden gece oluyor

Öyle çok yalnızım ki
Sığmıyorum geceye
Ay bile bak kararmış
Hüzün çökmüş geceye

Niye böyle Anne
Niye başım dönüyor
Niye böyle Anne
Niye içim geçiyor

Yüzüne baktığımda
Neden yüzü gülmüyor
Tam sabah olacak derken
Birden gece oluyor

İnsanlar yalnızdırlar
Sığmıyorlar geceye
Ay bile bak kararmış
Hüzün çökmüş geceye

Niye böyle Anne
Yine başım dönüyor
Niye böyle Anne
Yine içim geçiyor

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


9-BENDEN SELAM SÖYLEYİN

Yağmurdan çıkar gelirdim
Başımı öne eğerdim
İşsizdim biliyordun
Çaresizdim biliyordun
Yine de çok seviyordun
Ya sonra?

Benden selam söyleyin,
O nazlı sevgiliye
Tutsakmış da ne olmuş
Demiş birisine
Benden selam söyleyin
O nazlı gözlerime
Unutamadım unutamadım


Acı tatlı günlerimiz
Oldu elbette (bizim de)
Anlatırdım gülerdin
Gözlerimden öperdin
Bu günler geçecek derdin
Ya sonra?

Benden selam söyleyin,
O nazlı sevgiliye
Hapismiş de ne olmuş
Demiş birisine
Benden selam söyleyin
O nazlı gözlerime
Unutamadım unutamadım

Söz: Ahmet Kaya
Müzik: Ahmet Kaya


10-JİLET YİYEN KIZ

O kızı nerde nasıl görsem
Aklımı başımdan alır ağzı
Saçları şıra köpüğü desem
Kaşları bıçak izi kırmızı

Yakut pulları mı bu ne görkem
Kanlı gözbebeklerindeki yazı
Beni nasıl büyüledi bilmem
Kirpikleri örümcek kırmızı

Kızıl demirden bir ünlem
Salınması yangın yalazı
Korkmasam öpmeye eğilsem
Dişleri elektrik kırmızı

Jilet yiyen kız Merih’li gecem
Birlikte bulacağız belamızı
Sonumuz kuşkusuz cehennem
Kırmızı kırmızı kırmızı

Çarpılmışım başım sersem
Sevdim jilet yiyen kızı
Göğsündeki kumrulara değsem
Gagaları zehirli kırmızı

İçerse kezzap içer hem
Sarhoş da olmaz azıp bazı
Yasak bölgelerine insem
Tüyleri ısırgan kırmızı

Gece gündüz tek düşüncem
Kasıklarımdaki ince sızı
Artık kimseyle sevişemem
Anladım sevişmek kırmızı

Jilet yiyen kız Merih’li gecem
Birlikte bulacağız belamızı
Sonumuz kuşkusuz cehennem
Kırmızı kırmızı kırmızı

Söz: Attilâ İlhan
Müzik: Ahmet Kaya


11-SENSİZ YAŞAYABİLMEREM

Güzelim yürekten bağlıyam sana
Eziyet eder mi seven sevene
Yandırdın kalbimi aman
Ay kaşları keman
Bu derdime inan yar
Sensiz yaşayabilmerem
Ey sevgili canan
Bu derdime inan

Seni görmeyende fenadır halim
İntizarda koyma gadan ben alım
Yandırdın kalbimi aman
Ay kaşları keman
Bu derdime inan yar
Sensiz yaşayabilmerem
Ey sevgili canan
Bu derdime inan

Söz: Şenel Önaldı
Müzik: Şenel Önaldı


12-NENNİ BEBEK

Bebeğin beşiği çamdan
Yuvarlandı düştü damdan
Beybabası gelir Şam’dan
Nenni nenni nenni
Nenni bebek hey (oy)

Bebek beni deleyledi
Yaktı yaktı kül eyledi
Elaleme kul eyledi
Nenni nenni nenni
Nenni bebek hey (oy)

Söz: Anonim
Müzik: Anonim


13-SELAM EDERİM HALKIMA

“Selam ederim halkıma
baş eğip
el bağlamasın”

Söz: Orhan Kotan

Asi_isyankar
05-15-2008, 22:18
1-GELDİM

Çıkıp gökyüzünde sökün eyleyen
Şam'da kul Yusuf'u görmeye geldim
Eğildim turaba yüzümü sürdüm
Hakkın divanına durmaya geldim

Nurdan kuşak kuşattılar belime
Hak Muhammed Ali geldi dilime
İnem gidem imamların yoluna
Yusuf'tan bir haber almaya geldim

Pir Sultan Abdal'ım dünyadan göçtü
İdris peygamber de donunu biçti
Suyu suya köpr'eyledi kim geçti
Yusuf'tan bir haber almaya geldim

Yapusu var usul ile yapulu
Hocası var kapusunda tapulu
Bir şar gördüm üç yüz altmış kapulu
Kimini açıp kimini örtmeye geldim

Söz: Pir Sultan Abdal
Müzik: Ahmet Kaya


2-GÖNÜL YARASINA LOKMAN OLAN ŞAH

Gel benim derdime bir derman eyle
Alemler derdine derman olansın
Özümün hükmüne bir ferman eyle
Alemler hükmüne ferman olansın

Bir ismin Hayder'dır bir ismin Ali
Hak Murtaza dedi sana ya veli
Cihanın ahırı hem de evveli
Vilayet mülküne sultan olansın

Pir Sultan Abdal'ım meydanda merdim
Her nereye baktımsa yarimi gördüm
Seherde tesbihim evradım virdim
Garip gönüllere mihman olansın

Söz: Pir Sultan Abdal
Müzik: Pir Sultan Abdal


3-KALSIN BENİM DAVAM (AÇILIN KAPILAR)

Ben de şu dünyaya geldim sakinim
Kalsın benim davam divana kalsın
Muhammed Ali'dir benim vekilim
Kalsın benim davam divana kalsın

Yorulan yorulsun ben yorulmazam
Derviş makamından ben ayrılmazam
Dünya kadısından ben sorulmazam
Kalsın benim davam divana kalsın


Hızır Paşa Bizi Berdar Etmeden
Açılın kapılar Şah’a gidelim
Siyaset günleri gelip yetmeden (çatmadan)
Açılın kapılar Şah’a gidelim

Çıkarım bakarım kale başına
Mümin Müslümanlar gider işine
Bir ben mi düşmüşüm can telaşına
Açılın kapılar Şah’a gidelim

Yaz seli gibiyim akar çağlarım
Hançer alıp çiğerime dağlarım
Garip kaldım şu arada durur ağlarım
Açılın kapılar Şah’a gidelim

Söz: Pir Sultan Abdal
Müzik: Pir Sultan Abdal


4-DERDİN NE SENİN

Ali Ali deyü ne inilersin
İnilersin dolap derdin ne senin
Sen de benim gibi yardan m'ayrıldın
İnilersin dolap derdin ne senin

Dolap iniledi düştü ırmağa
Muhammed'in hoş cemalin görmeğe
Hasan Hüseyin'e bir tas su vermeğe
İnilersin dolap derdin ne senin

Yoksa yad ellerin eli mi değdi
Yoksa ırakibin dili mi değdi
Yaz bahar ayının seli mi değdi
Dolap inilersin derdin ne senin

Pir Sultan Abdal'ım aşka dayandı
Hasret narı ile ciğerim yandı
Yoksa Hüseyin'den haber mi geldi
İnilersin dolap derdin ne senin

Söz: Pir Sultan Abdal
Müzik: Pir Sultan Abdal


5-TURNA SEMAHI

Gitme turnam gitme, nerden gelirsen
Sen nazlı canana benzesin turnam
Her bakışta beni, mecnun edersin
Tabibe lokmana benzesin turnam
Has nenni nenni, dost nenni nenni
Pir Abdal Sultan'a benzesin turnam
Yürü turnam yürü canana yürü

Havayı hey deli gönül havayı
Bir kız katarlamış da atı deveyi
Ay doğmandan şavkı tuttu
Yürüyelim, yürüyelim bundan sonra dost nenni
Hey dost, hey dost

Yedi kardeş idik biz bu ovada
Kimi saz çalardı kimi dönende
Bakmaz mısın gözlerimin yaşına
Bakmaz mısın mezarımın taşına
Hey dost, hey dost

Eğlen dur, eğlen dur, sarı/telli turnam eğlen dur
Sallan dur, sallan dur, sarı turnam sallan dur

Söz: Âşık Daimi
Müzik: Âşık Daimi


6-BABA BUGÜN / SANA GELMEK İSTİYORUM

Baba bugün hava ne bulanıktır
Yüreğim başı yanıktır
Dokunmayın ahumşular
Arkadaşıma yazıktır
Hey, dağlar hey
Hey yollar hey

Sana gelmek istiyorum
Kovma beni dergâhından
Gelip görmek istiyorum
Kovma beni yar kapından

Vurma canan yaralıyam
Ben bir bahtı karalıyam
Dost elinden yaralıyam

Dileğimi eyle kabul
Gel derdime bir çare bul
Sen canansın ben de bir kul
Kovma beni yar kapından

Vurma canan yaralıyam
Ben bir bahtı karalıyam
Dost elinden yaralıyam

Söz: Ali Baba
Müzik: Ali Baba


7-ARPA ORAĞA GELDİ

Arpa orağa geldi
Zülüf tavafa geldi
Kalkın selama durun
O yar odama geldi

Değirmen kentli olur
Yar seven dertli olur
Seversen bir güzel sev
Güzel Mürvetli olur

Arpalar dize kadar
Yarim gel bize kadar
Sana bir çorap aldım
Topuktan dize kadar

Söz: Celal Güzelses
Müzik: Celal Güzelses


8-SÜRMELİ (NE YANDASIN)

Sürüler içinde sürmeli koyun
Şafaklar atıyor gel yarim soyun
Gencecikken ettiler bana bir oyun
Ne yandasın sürmeli palazım
Ne yanda a canım, ne yanda
Ellerim saz çalar göğnüm
Ne yanda a canım, ne yanda

Aşağıdan gelir gelinin göçü
Gelin mi ettiler canımın içi
Koynumda sakladım verdiğin saçı
Ne yandasın sürmeli palazım
Ne yanda a canım, ne yanda
Ellerim saz çalar göğnüm
Ne yanda a canım, ne yanda

Söz: Anonim
Müzik: Anonim


9-DERSİMLİLER

Söz: Abuzer Karakoç
Müzik: Abuzer Karakoç


10-DELİ KUŞUN ÖTTÜĞÜ

Hey göklere duman durmuş dağlar hey
Değirmenin üstü her gün yel olmaz
Dinle ağa, dinle paşa, dinle bey
Sen söylersin o susmaz mı bel olmaz

Kızılırmak akar suyun içerler
Aç kalırlar yurttan yurda göçerler
Tarifeylen köprüsünü geçerler
Öldüler mi kaldılar mı bel olmaz

Ummam artık olanlar böyle olsun
Yeni çağda mızrak çuvala girsin
Vergi dersin, ümük dersin, can dersin
Verirler mi alırlar mı bel olmaz

Söz: F.Hüsnü Dağlarca
Müzik: Tahsin İncirci

Asi_isyankar
05-15-2008, 22:41
1-AKLANACAK DÜNYA

Alnının orta yerinde
bir azap dövmesi hayat
ve kader
acının
çilenin harmanıdır
yiğitlik zulmün sofrasında
dayanmak da
direnmek de
yarın bunları böyle yazacak

yarın bunları böyle yazacak
aklanacak direnme günleri
kavga aklanacak
aklanacak dost da
düşman da
gökyüzü kandan
irinden azade
gökte
suda
toprakta
ilk cemre ile
aklanacak dünya

zordur zorbalığı omuzlamak
yokluğu
acıyı omuzlamak
gönül vermek ateş kusan kavgaya
bir idam fermanı gibi belalı
uzak bir umut gibi yalnız.
ve mayın gibi döşenmek
hesabı kitabı görülmüş
zincirlenmiş dağlara

sonra dostun nice dost
düşmanın nice düşman olduğunu görmek
fırtınayı
tufanı göğüslemek
yenilmemek
yıkılmamak
zordur
açlığın gencecik gelinlere pusu
ve körpe canlara mezar olduğu
anasını sattığımın dünyasında
dayanmak
direnmek
ve bir bayrak gibi gerilmek
zulmün
zorbalığın
dönekliğin önüne
zor olan bir şey daha var elbet
alnının orta yerinde
hıyanetin mührü
ve göğsünün gürültüsünde
korku yatarken
aydınlık günleri düşlemek
sevgiyle
içtenlikle öpmek çocukları
ve dünyaya
gururla bakabilmek...

kimseyi suçlamayacaksın elbet
umut kör kuyulara tutsak
inanç zindana zincirlenmişse
kör bir bıçak gibi çaresiz
boş silahlar gibi yaslıysalar
yorgunsalar
bin yılların köleliğinden
şifresi çözülmeyen bir haber gibi
gözlerinin içinde duracaksın.

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


2-NABZIM BİR DEVRİM SABAHINDA

asi karargahların uğultusudur
sabahın seher vaktinde
ilk tomurcuk çiçeğe durur
doğrulunca arkadaşlar sığınaklardan
kıpırdanınca dünya
ve halklar
sırt sırta vurunca
davranırım

davranırım coşkuyu omuzlayarak.
hücrelerimde volkanik zelzeleler
ve gözlerim ışıltısında
taze bir fidandır yaşamak
mağrur, alımlı, taze bir fidan.

kahrın penceresini aralayarak
hınçla giriyorum dünyaya
yaşlı küre çatırdıyor ağırlığımdan
ve karşı koyuyor bana
adi masallar anlatarak
saray artıkları
oysa anamın ak saçları şahidimdir
şahidimdir doğumdan giden gelinim
ve karanlık fatihalarıyla
çocuk mezarlıkları.

insan yumuşacık cinayetler düşünebilir
allahı düşünebilir
ve meczup kralları
mihrapların derin manasına oturtabilir
ama acayip gelir nedense
gökyüzü böyle sonsuz
toprak böyle bereketli dururken
cesetlerle dolu muhaceret yolları
açlık
ve insan soyunun sefaleti

işte bu yüzden işgal ordularından çözülen müfrezeler
kahraman milislere bağlar atardamarlarını
ve çekilmiş bir hançer gibi ışıldar
ve bana kanayan yaralarından
onikiye çakılmış bir kurşun olarak devrim
her günün yirmidört saatinde.

ey günahkar dünyanın yüz akı
sevdalıyım sana

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


3-BUĞDAY TANESİ

bir buğday tanesinden
bin bereket getiren
tetikte şehvetle ürperen umut
diri bir kadın memesidir
emersin emersin
çıldırır mavzerde mermi

ve gözlerin
patlayan bir mayın cehennemi
dağlar davranıp doğrulanda
su
azgınlık çağına varanda
filiz dal ucunda sır

ak elleri boğum boğum kınalı
mavide bir nazlı mavi bezenir
morda bir sevdalı mor
ve destan
şavkır alaca şafaklarda
kardeşim (………)
sesini dağlara serper şiirim
ve devşirir bereketini
dijle’de bir kanlı köpük
nemrut’ta buz
ve çeteci yürek
korkusuz
çelik ışıltılı bir bıçak
çılgın bir eşkiya gözü
bir katre karanfil.

dağlar davranıp doğrulanda
su azgınlık çağına varanda
filiz dal ucunda sır
umut
umut
diri bir kadın memesi
emersin emersin
çıldırır mavzerde mermi
ve gözlerin
patlayan bir mayın cehennemi

gün akça doruklardan kopar da gelir
umudu sevdaya katar da gelir
dost nice öfkeleri kapar da gelir
selam eder körpem, morca dağlardan

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


4-MART ŞİİRLERİ

çoğalt gecenin kapılarını
zulmün kasaturalarını
acıyı ve hüznü
ve ihaneti çoğalt:
artık kendimizi yargılayabiliriz!

Söz: Orhan Kotan


5-DOSTA DÜŞMANA KARŞI

bu türkü mor dağların emanetidir
firari mahpuslara bir avuç su
bir türkü dilimi içerdekine
çeyiz sandığına oyalı yazma
memeye süt
ve baharın toprağa bereketidir

sığmaz dört duvarın yasına, dikenli tele
cesur bir mermidir mavzer yatağında bu
önü kıtlık-kıran, zemheri
ardı ateş gülü
kızılcık
ve menekşedir.

bir teli asuri vurur, biri keldani
ve yeşile çalar her mevsim
petrol mavisini
kan kızılını
kavruk dudakların tuzunda tadı
fırat’ı
dijle’yi vurur
heyy bre
şahin gagasında can suretidir
kara saçlım
gül benizlim
sevdiğim
bu türkü
mor dağların emanetidir

gün kar yanığı yüze vuranda
depreşir gökçe yürek
kasketi kederde
gömleği kan
sevdası bir uçurumdur
gözleri kor tanesi
gözleri hançer
gözleri cesarettir
krizantem çiçeğidir emeği gülüm
elleri cesurdur
ve de hünerli
mor dağlarında ardında
üç koca destan
üç koca dünya
üç denklem
üç şifre
üç atom çekirdeği
ve bir çakmak
bir kıvılcım
bir de dinamit

gün kar yanığı yüze vuranda
mor dağların türküsü gelir
onlar güneşin bağrında ateş
yeryüzünde bir taze çiçektiler
namluda namusun fişengi
isyanda yürek
kara düşte
bembeyaz gerçektiler.
bin yılların sevdası
nazlım
sabır kıyısında
kin köpüğü
al almada
başaklarda
gül dudakta hasret.

söyle türkünü sen
erinme nazlı bacım
ağlamadan
karalar bağlamadan
kına gecelerinin sevincinde
lurke’de, govend’de
temirağa’da.

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


6-2. KURAL

işte sabahın seheridir bu
sevdanın bir çift gözünü
güneşler büyüten gözlerini
dağlar sabahın ayazında
yanar durur gizli bir gökyüzü

şafakları yok
ürperir seher
gece direnir
bir yara
bir sancı
bir soru gelir dağlardan
ve öfkeyi kin dalına asarlar
olsun deyu

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


7-1. KURAL

hep eski bir zamanı getirir
gidip de dönmeyene
dönüp de görmeyene
bu muhacir sızı
bu hasret

ve sabır
kin dalında kızıl bir gonca
dökülür kahrın güz ayları
odunsuz, etsiz-ekmeksiz
gün olur kıtlık kıran
gün olur feryat figan
dökülür umudun oyaları
dökülür buzlu rüyası mahpusların
gün olur bir miting alanıdır
gün olur
diz döver and veririz
parlar namlularımızın ucu
gün olur alanların orta yerinde
birer birer kuşuna diziliriz.

biz ki umudun bahçıvanıyız
gönül kin dalında sevda üretir
çağın destanıyız dijle boyunda
ıssız acılarda delik deşik olmuş gelinler
ve gözleri
pusularda
vişne gibi çatlayan kaçakçılarla
güller kararan dünya bahçesinden
doğmadan ölen çocukların ipince sevincine
gül fidelerini serpip geçen analarımız
destan içre sızlayı sızlayı gelir

eğer akacaksa gökyüzüne doğru
toprakta döllenen tohum
tütecekse kaynayan tencerenin buğu
küskün tomur dal ucunda çatlayacaksa
ve karımın karnında oğlum
tekmeleyip rahmin ince duvarlarını
o büyük çığlığa ulaşacaksa
yürüsün bin yıllardan bu yana
zulmün kan lekeleri

cevher
kömürün karasından çalınsın
çünkü yürek
katil mermilerin önünde
aça söne
vura düşe gülüm
delire köpüre
umudun alevini çoğaltacaktır
bileni bileni yanıp dönerken
hıncın çelik ışıltılı bıçağı

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


8-3. KURAL

hüznün çürük fidelerini
kendi ellerinle büyütmüşsen
her yanlışa bir kalın çizgi çekerek
ve basarak yok oluşun kirli zillerine
genç olmanın
sorumsuzluğun
çelik iğneli hıç’larını boynuna geçirerek
gülerek faşizmin dost yüzlü kahpeliğine
gencecik fidelerini halkın
hıncını isyanını
bin yıllardır döllenip duran
ipek yapraklı goncasını
güneşten sakınıp
aydan kıskandığım ‘’kalbimin kızıl saçlı bacısını’’
bir ağızda zemheriye çıkarıp
aptal bir pire kadar inatçı
bir kırkayak gibi merhamete çağrılı
bilinç çılgını intiharlarda
vurduysan nabzın fırtınasını
kent yüzlü düşlemelere
bir kırık mavzer gibi
bilesin beni!

bilesin beni oy beni, bilesin beni
dağlarda güneşin son parıltısı
ve toprak damlı evlerde umut sönerken
yitik mağaraların dibinde
pusuda beklerken ölüm
bilesin beni.

ve sen beni
dostlarımın
kurşuna dizilen dostlarımın
şah damarda donan kızıl kanında
korkuya
kahpeliğe
yüz karasına
çiğ damlaları gibi yürürken sevda
mermilerin yanağında tel tel örümcek
gözlerin
menekşe gözlerin
kavrulmuş
yoksul
acılı
ve kömür ocaklarında
ak güvercinler hançerlenirken
bilesin beni
oyy bilesin beni.

boynum ipe çekilmiştir
çekilmiştir dost
beynimde felç
yüreğimde kanser üremektedir
ve bir gurbet türküsü gibi durmaktadır hayat
dağların çapak tutmuş hazin yalnızlığında.

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ara Dinkjiyan


9-SEVDALIYIM SANA

deli deli akan suların hasretinde
genç bir kadın gibi kıvranır toprak
şehrin kirli şamatasından uzak
umudu üryan, aydınlık
yalansız ve yiğitçe
teke tek bir dövüştür seni yaşamak

teke tek bir dövüştür seni yaşamak
köleliğe ve intihara dair ne varsa
gözyaşlarında birikip duran
hem kederli rüyaları gelinlerin
hem gurbete giden erkeklerin kahrı
yani öfke ve kin
yani acının tırpanı
hıncı kurşuna dizilenlerin
kelepçe kollarında
idamlıkların
mahsus mahal dedikleri zindandan
barbar sultanların saraylarına doğru
kahpece vuruşanlara inat
sapına kadar erkekçe
yalana dolana sapmadan
teke tek bir dövüştür seni yaşamak

sana ben
aç çocukların gözlerinde vuruldum
damarlarımı kanatarak geçiyorum toprağını
içimde
hırçın bir başak gibi atıyor sevdan
öfkeyi kınından soyuyorum.
demek istiyorum ki
çevremde sekip duran
dünyanın sevincidir
çünkü köleliğin yasından
benim nişanımda
isyanın yüce destanı göğerecektir

başkaldıran yığınların coşkusu
gece seninle ışıyacak
seninle karılacak sabahın harcı
sevdalıyım
sevdalıyım sana
ırgatın bağrından sökülen şafak

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


10-GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜR

gereği düşünülür:

bir cehennemdir
dünyanın başörtüsüne
kusar dar ağaçlarını
beynin çıplak damarları çatlar
çaresizdir
yürek serçe vuruşlu
umut
makinalı tüfeklere karşı
piranha sürüsü içinde
bir yitik can gibi
ve coplar
dipçikler
gaz bombaları
binbir yıl hapis
işkence
ölüm:
sular suskundur

sular suskundur oy
gencecik dallarda bir avuç yeşil
bir gurbetçi keklik tadındadır
hüznün zehirli sıtması
bir ayrılık
bir yoksulluk
bir ölüm
ve karardıkça kararır
gencecik karımın pembelikleri.

çünkü silahların ucu paslıdır
bir çiğdem çiçeği gibi narin ve çiğli
mor dağların ardında
mor dağların ardında gelin kızlarım
gelin kızlarım suskun, yaslıdır

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


11-6. KURAL

korkuyu acıyla budadılar
gencecik hayatlarını kusarak
bin dert ile burulmuş yüreklerinde
sevda bin bir cehennemle dağlandı
ve şarkılar söyleyerek
vurdular dünyanın yüzüne
korkuyu acıyla budadılar

cümle dudakların sustuğu
gerdeğin
ve döllenmenin sustuğu
coşkunun sustuğu
umudun
ve kavganın sustuğu
ve süngünün padişah olduğu gecelerde
zindanlarda ve işkence odalarında
acıyı irinli yaralara bastırarak
hayata gencecik vücutlarını kusarak
korkunun ateş dilini budadılar

artık lekesiz vurmalıdır bilek damarları
yalansız, utançsız ve yazıklanmadan
yürek kıyasıya vuruşmalıdır.

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


12-GURURLA BAKIYORUM DÜNYAYA

çünkü isyan bıçağıdır böğrüme saplanan sancı
çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum
ve kederin
ve solgun yüzlü işçilerin üzerine
dağ başlarının hırçınlığı savruluyor benden.
çünkü beni ateşiyle dimdik tutan kin
çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak
miting afişleri
cesur pankartlar
ve binlerce militan
derin denizlerin aydınlığı
zorlu sabahlar
gökyüzü ve lale
sıkılmış bir yumruk gibi giriyoruz hayata.

çünkü ben sevdiğim kızı
yaşamak gibi
halkım gibi sevdiğim kızı
/ki şiirini yazamayan
ve türküsünü söyleyemeyen halkım gibi
binlerce ve binlerce kurşunlanan halkım gibi
zincirlere vurulan
savaşlara yollanan
vergilere bağlanan halkım gibi
felç olmuş yalnızlıklara bırakarak
büyük acıların ve gözyaşının içine bırakarak
şiirlerimin bir bıçak gibi ışıldadığı
devrim türkülerini
ve başkaldırmayı öğreten dudaklarını
bir kere olsun öpemeden
bir kere olsun tutamadan kaygısızca
serin bir yaz gecesi gibi ürperen ellerini
hatta boynunu ve ayak bileklerini
bilemeden, bilemeden, bilemeden
vurdum yüreğimi şanlı kavgaya

barışın ve özgürlüğün dağlarına yürüyorum işte
/yiğitsen uslandır beni
ey yasakların
kahpeliğin
ve soygunların koruyucusu
türkü çağıran kızlarımı sustur
ve kahraman oğullarımı,
mezar kaza kaza kederli, kızgın
tohum serpe serpe hünerli
ve sömürüle sömürüle bomboş
ve açlığın
ve zulmün izlerini
derin uçurumlarında taşıyan ellerimi
nacaklara ve tırpanlara sarılan ellerimi
mavzerlere sarılan ellerimi
zincirlere vur gücün yeterse.

ama adına yaşamak dersen
ot gibi, saman gibi yaşamak dersen
bir solucan gibi yerlerde sürünerek
ezilerek
sömürülerek
re-zil-ce
çatlayan tomurcuğun
doğan çocuğun çığlığını duymadan
gül benizli sevgilinin
titreyen göğüslerini öpmeden doyasıya
korka korka
yana yana
her gün biraz daha derinden
her gün biraz daha kapkara duyarak ölümü
aç ve arkasız
köpekleşerek
yaşamak dersen
bu yürek
çat diye çatlasın ulan!

gelgelelim parlayan güneşi
emekçi halkların
kahraman halkların güneşini
şehvetle içine dolduran toprak
şimdi sımsıcak
şimdi ulaşılmaz
şimdi olgun meyvelerle dolu
bahar bahçelerini salmaktadır dünyaya
ve gül benizli sevgilinin dudaklarında hayat
bizi aşka ve kavgaya çağırmaktadır
bıçak kemiğe dayandığı
ok yaydan fırladığı için değil
bu bezirgan saltanatı
bu zulüm bitsin diye

ağaran günler için
yeni bir dünya uğruna
yüzlerinde cesaretin onuru
ve imanlı gücü dövüşen dünyanın
emperyalizme karşı dövüşen dünyanın
ve ölüme
gülerek koşan genç savaşçıların
al bayrakları dalgalansın
kinle boğuşan yorgun yüreği
aydınlansın diye anamın.
felaketler geçirmiş anamın
dişleri dökülmüş kederli ağzı
ağlamaya hazır gözleri
safrası
ve sonsuz
ve dağları eriten sabrı,
merhameti

yani bir bütün halinde insanlığımız
yunsun, arınsın diye duru pınarlarda
alın terinin namusu kurtulsun diye
kurtulsun diye sıcak somun
acı soğan
ve çiçekli basmalar
ahdettik
vefa ettik
kelle koyduk
ölen ölür dostlar
düşmanlar heyy heyy
kalan sağlar

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


13-SON YERİNE

Kirsiz-passız, arı duru özümüz
Namussuza kanlı hançer sözümüz
Çok uzaktır dostlar, çok uzak bizim yolumuz
Düşüne dövüşene bin selam olsun

Söz: Orhan Kotan


14-NEHRİ DESTANI

bir yanım arz-ı miri
bir yanım haraciyye
benim çürüdüğüm zindan
halkların fideliğidir.

benim gömüldüğüm toprak
bin yılların tarlası
yedi iklim
dört bucak
sevda ile sürülen
başağından binbir çiçek getiren
ve kuşların
çiçekleri.
gözleri çapak çapak
aşiret çocukları
zincirde
pusuda tutmaz
türkülerde söylerler.
benim ellerimin hünerinde
yüreği çatal civan
dört bir yanı
sevda ile karılmış
kınalı fatihadır
doğan çocuğun altın çığlığı.

benim atmadığım dağda
ya gece
ya zulum
ya esaret.

cehennemden hınç kuşanıp gelirler
kanlı taçlarında zincirli seher
tan yerinin ağartısı dönektir
ve sınır karakolları
kaçakçı ölülerinden
muhacir halklara derttir
kederdir.
aşiret beylerine intihar
gül yüzlü gelinlere hasrettir.
hasrettir nazlım
hasrettir belalım
hasrettir buruk
çaresiz
uslu
hasrettir:

sapı kiraz dalından
çeliği kırk gün kırk gece
iliklerinden su yemiş
bilgelerden akıl
ululardan dirayet derlemiş
ve aşiret kadınlarından vefa
destanlardan yiğitlik almış
eğri ucu kürt hançer
deli urartu
elleri turuşpa’da başak başak açılan
benim atmadığım dağda
çiledir
öşürdür
ve kelepçedir.

gül açar
meyva verir deng’imiz
elbet
bir türküde söylerler bizi
güneş vurukça açar
zulüm vurdukça düşer
ipe çekildiysek eğer
/be şeref ü zureker
mahabad’tan
rewanduz’a
cizre’ye
ip atıp
kin ördüğünden.

benim göğerdiğim toprak
halkların isyanıdır
şeyh ubeydullah nehri derler adıma
kanım
acılıdır
çaresiz
yorgun
ve yaralıdır.

ve gözlerimin akı
kan akıtır geceye
ve ellerim büzülmüş
felce girmiştir
toprağım kısır
çiçeğim vurgun
yüreğimde
yüreğimin içinde
bir hayın mermidir kölelik.
ne kırlangıç uçar
ne serçe düşer
bir osmanlı paşaları
divan kurup
yargı tutar
bir de
eli kanlı safevi sultanları
idam sehpasına mührümü asar
selam ederim halkıma
baş eğip
el bağlamasın.

benim çatladığım başak
halkların emeğindedir
açılır gönlümün bağı
ya zindandan
ya zulümdan gelirim

al bu ellerimi ateşte kavurm
gülümü
goncamı gecede çürüt
ve zor getir
cefa getir
dayatma getir:
dal ucunda açan tomur
penceremde donmasın
etekleri
etekleri canım eyy
tutuşmuş gelin kızlarım
zindanda zulümde döl tutsun benden.

benim atmadığım dağda
ya zulüm
ya öşür
ya esaret
ubeydullah nehri derler adıma
acılıdır birinci yanım
ikinci yanım cinayet
üçüncü yanım zindandır
işkencedir.
dördüncü yanım akıl sır ermez
göz görür
dil söylemez.
beşinci yanım bebeğimin kaderi
altıncı yanım bir cehennemdir.
umuttur
sevdadır yedindi yanım
sekizinci yanım bilinmez
dokuzuncu yanım kölelikten
onuncu yanım ihanettendir.

benim yürüdüğüm sırat
dijle’de köpük köpük
fırat’ta meddir, cezirdir.
ve mezopotamya’nın yeşil yüreği
demiri döve döve
mermeri oya oya
duvarı dele çıka
baharın bereketinde
süren filizindedir.
ne güz gelir yaprağının ucuna
ne kış tutar köklerinin dilini
benim çürüğüm zindan
halkların fideliğidir.

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Xoşnav Tilli


15-BU ŞİİRİN KURALSIZ SON SÖZÜ

gayrı dur durak yok kardeşler
yanında sevgilinin aziz ölüsü
ötede bir köylü militan
uzakta işçi dostlar kurşunlanıyor
ve dünyanın öbür ucunda
bir avuç doların kahpe çarkında
kahraman halklar doğranmaktadır.

toprağın ekmeğin hesabıdır bu
zulmün zorbalığın hesabıdır bu
sevdanın hasretin hesabıdır bu
gayrı dur durak yok kardeşler
çınlasın doruklarda kavga borusu

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


16-7. KURAL

hıncın kan köpüklü kıyılarında
kinle bilenmiştir bu yürek
-ya kavrulup kuruyacak
vurulmuş bozkırın ortasına
atılmış derin kuyulara
olmuş zorbanın maskarası.
ya zehrini içine boşaltacak
ateş çemberinde çıldırmış
ya köpek gözleri uysal ve sadık
ve zari zari
boynunda demir hıç’lar…

değil dostlar
bu değil
silahım
sevdam
umudum
bir forsa değil

hıncın kan köpüklü kıyılarında
kinle bilenmiştir bu yürek
ak günlerin gürül gürül sabahlarında
topraktan fışkıran bir başak gibi
hedefe saplanmış bir kurşun gibi
kan gibi
hayat gibi
kavganın muzaffer uğultusunda.

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


17-İÇTEN İÇE

kimi zaman fırtınadır borandır
kimi zaman işkence zindan
paslı bir kurşun gibi bağrımızdadır
içten içe yuvalanır durmadan

Söz: Orhan Kotan


18-DÖNEMEÇ

Acıya yaraşan yüzden korkarım
Kokuya bulaşan yürek çarpıntısından
Gözlerime kıvılcımlar düşüren yalım
Erlikte döllenen kahpeliktedir

Zulmün namertliği umrumda değil
Napalm yangınlar umrumun haricinde
Yaralar kansere vurup dursa da
Durur mu namluda patlayan fişenk

Al gönülden volkan gibi öfkeyi
Püskür sonuna kadar
Uyku ölüme merhaba demek
Susmak
İntihar

Nice belalardan vurup çıktı bu yürek
Daha nice belaları göğüsleyecek
Artık namuslu olmak yetmiyor
Namusun mihenk taşında vuruşmak gerek.

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


19-BÜYÜ

dünyaya
hedefine yönelmiş
namlulardan bakmalısın
kanında fırtınalar dolaşan
bir ihtilal neferi gibi
bereketli bir bahar gibi
etrafına çiçekler saçarak.

gür bir ırmaksın
dağlarda-tepelerde
damarlarımı ısıtan kansın
dünyaya
hedefine yönelen
bir namlu gibi bakmalısın kardeşim
sen esir halkların isyanısın

sen esir halkların isyanısın
binlerce kutbun ortak hedefinde
çıplak
çelik bir hançerdir hayatın
umut
mübarek bir kandildir sende
ve sevda
barış
bereket
durur ellerinin
ellerinin hünerinde.

silah çatan çetelerin öfkesi
hıncı militan yüreklerin
ve namusun
kavganın
hürriyetin
hürriyet fidesi

büyü
bereketli bir bahar gibi
etrafına çiçekler saçarak.
büyü
uzasın ellerin kamboç çetelerine
bolivyadan mitralyözler kuşanıp gelsin
vursun ateşli yüreğine ortadoğu’nun
büyü
tek tek kuşanarak acılarımı
büyü
isyan güllerinin rahminde
bereketli bir bahar gibi
etrafına çiçekler saçarak.

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


20-5. KURAL

büyür çetelerin hıncı
biri nurhak’tan
biri gılaladan sökülür gelir
bir top ateş olur türküler
elmayı dalından koparır gibi
düşer gibi sevgilinin gül yanağından
zulmün dikenli tellerine gerilir.

bayrakları göndere çeken çocuklar
uzak bir destandır kangölü guruplarda
aç bir çocuk ağlar ağlar durur
bir gelin parmağıyla deşer rahmini
bir ana tandıra düşer, kavrulur
radyoda ince saz, ney taksimi.

büyür çetelerin hıncı
kent ince ince susar
ve geçer günlerin biçare
ardında yıkılmış bir hüzün
bir pula satılası olur bu dünya.

dönek ellerine değince kelepçeler
saplanır yüreğini kemirir umutsuzluk
ve korku
bir kahpe yaradır içerden işler
vurur hançerini şah damardan ihanet
satarsın ulan
satarsın açılmamış gonca gülü

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


21-UMUT

Vurdukça kızgın demire
Hünerli balyoz
Umut
Asla yenilmeyecektir.

Söz: Orhan Kotan


22-PEŞMERGE

kıvılcımlar toplayarak çoğalıyorum
yanmış yıkılmış ocaklardan
karnımda savaş alanlarından bir mahşer
bir kıyamet binlerce yumruktan
atıyor yıldızlar birer ikişer
isyan
ki bir hançerdir
kandan
kan çeliktendir
açıktır emniyeti silahların
çırçıplak ortada namus
ve hürriyet
hürriyet birinci sözü kitapların

bayrak namluların ucunda
bağrında dinamit fitilleri
ve çakmak taşları avucunda
kıvılcımlar toplayarak çoğalıyor……….

serptiğim tohum gürüldeyerek götürür toprağa
başkaldıran halkların uğultusunu
yanmış yıkılmış ocaklar kıvılcımlanır
halkımın gözbebekleriyle teçhizatlanmış
mukavemet çetelerine bağlanır antenlerim
ve çünkü döl yatakları köpük köpük gelinlerim
ve katledilmiş umuduyla hayat ve kahır
sonra açlık ve darağacı

ve simsiyah bir ağrı:
vatansızlık

bundandır işte yüzümde zindanların parçalandığı
dağlarda bir gök gürültüsü gibi yaşadığım
bundandır

korku ihanetle bütünleşir
ben silahımla
yani silahıma nişanlıdır istiklal
ve köz kömürde tavlanan demir
ve çığlık çığlık girdapların ihtilali
çatırdayarak göğeren bir orduyum
ki, aşiret halklarından destanlar getirir
çağın yürek ağrılarına kavgam

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


23-HALKLARIN KARDEŞLİĞİ ADINA

yeni bir dünya için kardeşler
yeni bir dünya için bu kavga
bu kan
bu zulüm
yeni bir dünya için kardeşler
yeni bir dünya için bu sabır
bu kin
bu sancı

aç çocukların cesetleri ve küçük orospular
titreşir duvar diplerinde salhane demokrasisi
dilenci sokaklarda fukara mintanlar giyinir ihtilal
çünkü yaldızlı kolonyel şapkası
ve uzun beyaz sakalıyla finans kapital
dolarların azgın dişlilerini
dağların damarlarına geçirmektedir

canevinde mürteci bir intihar
ve işgal ordularının yüzü suyu hürmetine
hey gözünü sevdiğimin demokrasisi
başı boynuzlusu da
eli kelepçelisi.
ve dalkavuk
ve cümle üç kağıtçı namussuzu
telgrafın tellerine kuşlar konmuyor
oturmuş körpe yüreğe korkunun zindanları
ve savurmuş kara türküsü açlığın
beş vakit salahına yoksul müslümanları.

ülkem bir zulüm cenderesidir işte
kıyı köşe mezbaha
orta yer giyotin
sofraya kahır taşınıyor
akşamları, ekmek yerine
ve geceleyin eşleriyle değil
acılarıyla yatıyor, çiftleşiyor insanlarım
bakmayın bayram seyran gevişen aşaire
türküleri ezgileri yalan
kavgaları yalan
dağların o yanında
beller büken
evler yıkan
bu yanında
soygun
talan.

dönek elleri ve katil yüreğiyle ihanet
darağaçları kurmaktır cami avlularına
bağımsızlığın kahraman çocukları
mavzerlerin intiharında
mavzerlerin intiharında cıbranlı halit seyit rıza.
hilali bir türküdür dersim mağaraları
ak tolgalı mirimiran haykıramaz artık
suskundur
külhani cakasıyla milli cephe

bu dağlarda vuruldu boyunduruk
kınalı türkülerin boynuna
halkların kardeşliği adına
bu dağlarda deşildi gebe kadınların karnı
bu dağlarda boğazlandı istiklal-i tam.
oysa namlular daha soğumamıştı

ekmeğimiz yoktu
mermimiz yoktu
bin can ile
bir umut ektiğimiz
toprağımız yok.
dağlar gibi yığıldı ölüler
ve ayaklar altında namusumuz
lanetlenmiş
aç çoluk çocuk
kadınlarımız, davarlarımız
haldan bilmez
geçit vermez kanlı zilan
of off off be

tifüs ve kanser
ve siyatik
difteri
kalp yetersizliği, ülser vesaire
ve cümle illeti muzır haşeratın
bir de açlık
bir de zulüm
ah bir de zindanlar
ıssız bir uğultudur doğanın padişahı
fideler cılız
dağlarda umudun hazin sancısı
toprağın bağrında tohum kan revan içindedir.
ve kan revan içindedir türkülerimiz:

“kış günüdür güller açmaz
dallarda bülbüller ötmez
can arzular elim yetmez
vahh lımın
bırindarım
içerden
içerden yar içerden
kes bağrım yar içerden’’
işte namus
intiharı düşünür kederinden
ve bu boş tencerenin onulmaz kahrı
utanır kendi kendinden
birebir vermeyen toprak
karabasan yaşlı öküz. sebisübyan aç-susuz ne giden ne beklenen var ve dağlarda çırılçıplak eşkiyalar.

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


24-4. KURAL

sürdük geceye yıldızları
ışıktan yollar döşedik
ve damla damla erirken yıldızlarımız
toprak damlı evlerde umut sönerken
başladık yeniden güneşten döllenmeye
ıssız bir acıya bin süngü birden batarken.

yıkılanlar oldu bu sıra
korku
çürümüş bir beyin olarak
kafalarda yatarken
dağ başlarında kurşunlandılar
doğan bir çocuğa armağan oldu adları
unutuldular
korkuları unutulmadı.

kent yorgunu paslı bir alkol gecesine
kitaptan
katliam gibi korkan general gecelerine
radyolara
radarlara
ajans haberlerine
ve
burjuva düşlerine yıkıldılar.

dağlar bir acılı masaldır artık
ve üniversite
kan davalarından arta kalan bir feodaldir
gelinler ağlayarak girer gerdeğe
türkü söylemesini bilmez çocuklar
gözlerim bin yaşında evliya türbeleri
sen yoksun diye…

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya


25-BU SEVDA

Seni gökyüzlü çocuklar
Nazlı gülüşlerde verir
Bu sevda sağ komaz beni
Sağ komaz, beni öldürür

Söz: Orhan Kotan


26-ÇAĞRI

Elverir ki coşku
haylaz çocuklarını boğazlamasın

avunmak elbette kolaydır
şehri yiğit bir türkü gibi dolaşmak
dağlara destanlar düşünmek kolaydır
hapislere bir sevinç çığlığı gibi düşmek
kızların diri göğüslerinde matbaalarda
ve kongre zabıtlarında dünyayı tazelemek
yeryüzüne depremler düşürmek kolaydır.
çünkü binlerce militanın rüzgarlı macerası
bir kurşun bile değildir namusun mavzerine

gönlün kahpeliğine tutsaksın açıkçası
asıl savaş alanı suskundur arkadaş
sahipsizdir
asıl savaşçılar afyonlu, mütevekkil
öyleyse
şehrin girdabında çalkalanan zulüm
halkın şanlı isyanına işaret değil.
bodrum duvarlarına öfkeli yazıları
tırnaklarınla kazıyorsan da

bulvara dökülen bildiriler
harcanan bunca emek, bunca değer
fokurdayan metal potası
işleyen rotatifler
cesetleri iğnelemek gibi bir şeydir
ve zaman göz kırpıp usulca telaşına
homurdanarak çekip gitmiştir

yani bu
aşağılık bir dramdır artık
çünkü jarjuruna
boş kovanları dolduran adam
en azından
kendinden utanmalıdır

yani yetsin diyorum
şarkılarınızı, şarkılarınızı dağlarıma sürün diyorum
uzatın ellerinizi diyorum
uzatın
tanışalım
helalaşalım.

Söz: Orhan Kotan
Müzik: Ahmet Kaya

ŞARKI SÖZLERİ BÖYLE HAZIRLANIR...

BİTTİ AMA SON ALBÜMÜ ÇIKTIĞINDA DEVAMI TEKRAR GELECEKTİR...

DOSTÇAKALIN...

Asi_isyankar
06-01-2008, 01:00
DURMAK YOK, YOLA DEVAM...
EKİM KASIM AYLARI ARASINDA
AHMET KAYAMIZIN SON ALBÜMÜ ÇIKACAKTIR,
BİLGİNİZE ARKADAŞLAR...

http://site.mynet.com/emre_72_eviz/mynet_resimlerim/kilicbaligi800x600_1_.jpg

KALBİMİZDESİN BABA...

PaşavatBeşer
06-01-2008, 01:06
Verdigin bilgiler için tesekkur ederiz Yorgun Demokrat Asi_İsyankar :devil::devil::devil:

Asi_isyankar
06-29-2008, 10:45
Çok teşekkür ederim paşam.
Çok emek verdim bu sayfaya, şarkı sözlerini alıp düzenliyordum
ve paylaşıma sunuyordum..

DostçaKal

=MaGmA=
08-30-2008, 12:19
güncellendi.

USLU_ÇOCUK
09-28-2008, 16:59
güncellendi.

BeTeR
10-01-2008, 10:17
Emeğine Sağlık

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:21
Acı Ninni


Uyusun ha iyi büyüsün
Camlar buğulanmasın
Sen uyu uyusun
Bulutlar uyanmasın
Işıklar uyanmasın
Camlar buğulanmasın.
Sen uyu, uyanmasın
İstanbul uyusun
Karagümrük uyusun
Fatih uyusun
Atatürk bulvarında
Rüyalar büyüsün.
Sen uyu, uyusun
İstanbul uyanmasın
Gemiler uyanmasın
Camlar buğulanmasın
Cibali uyanmasın
Kalbim buğulanmasın
Gemiler uyanmasın
Camlar buğulanmasın

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:22
Acılara Tutunmak

Kavuşmak özgürlükse özgürdük ikimizde
Elleri çığlık çığlık yan yana iki dunya
İkimiz iki daldan iki hırçın su gibi akıp gelmiştik
Buluşmuştuk bir kavşakta
Unutmustuk ayrılığı yok saymıştık özlemeyi
Şarkımıza dalmıştık
Mutluluk mavi çocuk oynardı bahçemizde
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
O yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya
O dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizeler.
Aramakmış oysa sevmek
Özlemekmiş oysa sevmek
Bulup bulup yitirmekmiş
Düşsel bir oyuncagi.
Yalanmış hepsi yalan
Yalanmış hepsi yalan
Sevmek diye bir şey varmış
Sevmek diye bir şey yokmuş
Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konuklukta
Deprem kargaşasında
Yaşadım bir kaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
Acılardan arta kalan
İşte bu bakışlarmış
Buğu diye gözlerinde
Gün batımı bulutlarmış.

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:22
Ada Sahilleri

Ada sahillerinde bekliyorum
Her zaman yollarını gözlüyorum
Seni senden güzelim istiyorum
Beni şad et şadiye başın için
Her zaman sen yalancı ben kani
Her zaman orta yerde bir mani
Her zaman sen uzakta ben müştak
Her tellakide bir hayalin berrak
Nerede o mis gibi leylaklar
Sararıp solmak üzere yapraklar
Bana mesken olunca topraklar
Beni yad et güzelim başın için

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:22
Adı Bahtiyar (Gökyüzü)


Geçiyor önümden sirenler içinde
Ah eller üstünde, çiçekler içinde
Dudağında yarım bir sevdanın hüznü
Aslan gibi göğsü, türküler içinde.
Rastlardım avluda hep volta atarken
Cigara içerken yahut coplanırken
Kimseyle konuşmaz dal gibi titrerdi
Çocukça sevdiği çiçeği sularken.
Diyarbakırlıymış adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül güzlü Bahtiyar
Yaraldığım yerde kalan sazı kadar.
Beni tez saldılar o kaldı içerde
Çok sonra duydum ki Yozgat'ta sürgünde
Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
Mavi gökyüzünü ona dar etmişler.
Gazete de çıktı üç satır yazıyla
Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
Birileri ona; ölmedin, diyordu
Ölüm yanında hüzünle gülüyordu.
Diyarbakırlıymış adı/kod adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül güzlü Bahtiyar
Yaraldığım yerde kalan sazı kadar.

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:22
Adı Yılmaz


Dalyan gibi bir çocuktu
Benim gözümde küçüktü
Küstüde dağlara cıktı
İner mi inmez mi bilmem
Şimdi dağların tozudur
Belki isyanın sazıdır
Halen kalbimde sızıdır
Diner mi dinmez mi bilmem
Adı Yılmaz kendi Yılmaz
Makamı yok dem tutulmaz
Dağlara soru sorulmaz
Döner mi dömez mi bilmem
Mavi gözleri boncuktur
Ölüm korkusu şuncuktur
Azrail atı kancıktır
Biner mi binmez mi bilmem
Parkasına kar yağmıştır
Bir kenarda ağlamıştır
Belki elleri yanmıştır
Söner mi sönmez mi bilmem
Adı Yılmaz kendi Yılmaz
Makamı yok dem tutulmaz
Dağlara soru sorulmaz
Döner mi dömez mi bilmem

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:22
Ağladıkça

Dağlarda öfkeli başım Serhat’ta hep akşam oluyor
Nasipsiz kıştan mı, yamurdan mı yoksa aşktan mı
Ağladıkça,
Ağladıkça dağlarımız yeşerecek
Görecek, göreceksin
Ağladıkça,
Ağladıkça
Geceği tutacağız göreceksin
İlk yazda bitti telaşım
Alnımda hep kavga duruyor
Vakitsiz kırstan mı
Bahardan mı yoksa aşktan mı
Ağladıkça,
Ağladıkça bozkırlar yeşerecek
Görecek göreceksin
Ağladıkça,
Ağladıkça
Güneşi tutacağız göreceksin

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:23
Ağlama Bebek

Ağlama bebek, ağlama sende
Umut sende herşey sende.
Yağmur gibi gözlerinden akan yaş niye
Bu kırgınlık bu dargınlık sıkıntın niye.
Çok uzakta öyle bir yer var
O yerlerde mutluluklar
Bölüşülmeye hazır
Bir hayat var.
Ağlama bebeğim ağlama sende
Yarın sende herşey sende.
Dalıp dalıp derinlere düşünmen niye
Bu suskunluk bu durgunluk kızgınlık niye.

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:23
Ah

Yüzünün yarısı göz kadife yansımalı
bulutlu siyah ah bulutları eflatun
o boy aynasından çıktı fransızın malı
vişne asidi vardı tadında rujunun
ah sinema yıldızı filan olmalı
ağızlığı kristal son derece uzun
bir kibrit çakıldı mı ah yağmurluklu kız
alevinden anlamlı dumanlar üfürüyor
ah çocuk yüzünde gül goncası ağız
saçlarından incecik su tozu dökülüyor
sığınak gibi derin ağaçlar gibi yalnız
karartma başlamış ışıklar örtülüyor
ellerinde ruh gibi ah portakal kokusu
kırkmaları morsalkım göz kapakları saydam
çok vapurun battığı bir liman ******su
bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam
ay ışığında deniz akordeon solosu
pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam
görkemli çadırında italyan lunaparkın
sanki zeytin düşürür yerlere gözlerini
ah tahtına kurulmuş bol sakallı bir kadın
sutyenler tutmuyor çılğın göğüslerini
kaşları ip incesi kumral kirpikleri kalın
kim görse şaşırır sakalının süslerini
tavana asılmış sosyalist saçlarından
ah sabah sabah omuzları kan içinde
işkence sonrası genç bir kadın militan
yığınlar uğulduyor hummalı gençliğinde
adı bile çıkmamış dudaklarından
doğru yaşadığının sımsıkı bilincinde ...

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:23
Ah Ulan Rıza

Neden hâlâ gelmedi?
Yoksa saati mi şaşırdı bu hıyar?
Gerçi hiç saati olmadı ama
En azından birisine sorar.
Cebimde bir lira desen yok
Madara olduk meyhaneye
Ahh eşşek kafam benim
Nasıl da güvendim bu hergeleye
Gelse balığa çıkacaktık
Ne çekersek kızartıp
Bir büyük rakıyla yutacaktık
Kafamız tam olunca şarkılar döktürüp
Enteresan hayallere dalacaktık
Bu sandalı geçen hafta denk getirip
Çalıntıdan düşürdük
Arkadaşlar ısrar etti, biz de
'İyi olur, bize uyar' diye düşündük
Saat sekizde gelecekti
Bana beş milyon borç verecekti
Yoksa o nemrut karısı kaçtı da
Onun peşinden mi gitti?
Eğer öyleyse yandık!
Gudubet yaptı yine yapacağını!
Geçen senede merdivenden itip
Kırmıştı Rıza'nın bacağını
Kadında boy şu kadar
Kalça fırıldak, göz patlak, kafa çatlak
Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak
Ya horlarken Rıza'yı boğacak
Bak şimdi acıdım
Aşk olsun adama
Ben olsam vallahi baş edemem
Hele beş tane velet var ki boy boy
Allah'tan düşmanıma dilemem.


Aslında iyi çocuktur Rıza,
Efendi huyludur,
Herkezin suyuna gider
Erken yıprandı garibim
Yoksa tek başına on tane adam eder
Bir keresinde hiç unutamam
Üç beş zibidi haraca dadandı
Rıza sandalyeyi kaptığı gibi
Herifleri hastaneye kadar kovaladı.
Aynı mahallede büyüdük,
Aynı kızları sevdik
Aynı kafadaydık, orta ikiden bıraktık
Matematik ağır geliyordu
Bir başka havadaydık
Aynı gömleği giyer
Aynı sigaraya takılır,
Aynı takımı tutardık.
Fenerin maçına iddialaşıp
Millete az mı yemek ısmarladık!
Bir tek askerde ayrıldık
Ona Bornova düştü, bana Gelibolu
Döner dönmez evlendirdiler
En büyük salaklığı da bu oldu
Bense hiç düşünmedim
Zaten param yoktu
Hep tek tabanca gezdim
benim istediğimi annem istemedi
Onun gösterdiğini ben sevmedim.


Neyse,
Bunlar derin mevzu
Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek
Ufaktan yol alayım,
Annem evde yanız
Şimdi meraktan ölecek
Gittim, vurup kafayı yattım
Rüyamda gördüm
Gülümseyerek geldiğini
Ne bilirdim yolda kamyon çarpıp da
Hastaneye kavuşamadan can verdiğini...
Vay be Rıza!
Sonunda sende düşüp gittin Azrail'in peşine
Dün boşuna günahını almışım
Ne olur kızma bu kardeşine
Öğlen kahvede söylediler
Rıza öldü dediler, ne kolay söylediler
Sanki dev bir taş ocağını
Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler
Ah dostum!
O kocaman gövdene o beyaz kefeni
Nasıl kıyıp giydirdiler?
O zalim tabutun tahtalarını
Senin üstüne böyle nasıl çivilediler?
Yani sen şimdi tamamen gittin de
Bir daha olmayacakmısın?
Yani bir daha borç vermeyecek misin?
Bir daha rakı ısmarlamayacak mısın?
Peki beni kim kızdıracak?
Kim zar tutacak?
Kim ağzını şapırtadacak?
Peki beni bu köhne dünyada
Senin anladığın kadar kim anlayacak?

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:23
Ulan Rıza!

Ne hayallerimiz vardı oysa
Ne acayip şeyler yapacaktık
Lotoyu vurunca dükkan açacak
Adını 'Dostlar Meyhanesi' koyacaktık
Hafta sonu iki yavru kapıp Boğaz yolunda
O biçim fiyaka atacaktık
Ah ulan Rıza!
Bu mahallenin nesini beğenmedin de
Öte yana taşındın?
Ara sıra gıcıklaşırdın ama
İnan ki benim en kral arkadaşımdın
Ah ulan Rıza!
Ben şimdi bu koca denizde
Tek başıma ne halt ederim?
Senden ayrılacağımı sanma,
Bir kaç güne kalmaz Ben de gelirim! ...

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:23
Al Öfkemi


Her sürgün'ün gözlerine
Bu sebepten ah geceye
Kanatlanmış güvercine
Kırılacağım, kırılacağım
Yeter ki bil sen
Yorgun alnımda şafaklar
Bir düş kursun arkadaşlar
Bırak iz sürsün şarkılar
Yeter ki bul sen
Mapushane duvarlarına
Hüznümü yazacağım
Hergün seni düşünüp
Yok olacağım
Al öfkemi koy yanına
Günü düşür dağlarıma
Haydi dokun gözyaşıma
Ağlayacağım, ağlayacağım
Yeter ki gül sen

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:24
Ben Beni

Seyyah oldum pazar pazar dolaştım
Bir tüccara satamadım ben beni
Koyun oldum, kuzum ile meleştim
Bir sürüye katamadım ben beni
Ben beni, kendi mi, canımı, özümü
Dostlar beni bir kazana koydular
Kırk yıl yandım, daha çiğdir dediler
Ölçeğimi gram, gram yediler
Bir kantara da tartamadım, ben beni
Ben beni, kendi mi, canımı, özümü
Deli gönlüm aktı gitti engine
Çok boyandım, çok çicekler rengine
Bir Mahsuni demiş oldum kendime
Olmaz olsun atamadım ben beni
Ben beni, kendi mi, canımı, özümü

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:24
Beni Bul

Beni Bul Anne
Dün gece gördüm düşümde
Seni özledim anne
Elin yine ellerimde
Gözlerin ağlamaklı
Gözyaşlarını sildim anne
Camlar düştü yerlere
Elim elim kan içinde
Yanıma gel yanıma anne
İki yanımda iki polis
Ellerim kelepçede
Beni bul beni bul anne
Dün gece gördüm düşümde
Seni özledim anne
Gözlerinden akan bendim
Düştüm göğsüne
Söyle canın yandımı anne
Camlar düştü yerlere
Elim elim kan içinde
Yanıma gel yanıma anne

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:24
Beni Tarihle Yargila

Titrek bir mum alevinin
havaya bıraktığı bulanık bir is,
Ve göz gözü görmez bir sis değildik biz...
Beni bilimle anla iki gözüm, felsefeyle anla,
Ve tarihle yargıla...
Bal değildir ölüm bana,
idam gül değildir bana,
Geceler çok karanlık,
Gel düşümdeki sevgilim,
Ay ışığı yedir bana...
Ahh... Ben hasrete tutsağım,
Hasretler tutsak bana
Bıyığımdan gül sarkmaz,
Bıyık bırakmak yasak bana,
Mahpus bana, sus bana.
Yağlık ilmek boynuma...
Sevgili yerine
Koynuma idamlar alır yatarım,
Ve sonra sabırla beklerim,
Bulutları çekersiniz üstümden,
Suçsuzluğumun yargılayıcılarını yargılarsınız,
Ve o güzel geleceği getirirsiniz bana...
Ölüm tanımaz işte o zaman sevgim,
Tırnaklarımı geçirip toprağın sırtına, doğrulurum,
Gözlerimde güneş koşar,
Ve çiçekler ekersiniz toprağıma...
Duygu bana, öykü bana,
Roman gibi her an bana
Hücremde yalnızım gel,
Gel düşümdeki sevgilim,
Soyunup hazırlan bana
Biraz sonra asmaya götürecekler beni,
Biraz sonra dalımdan koparıp öldürecekler beni,
Hoşçakalın sevdiklerim;
Dört mevsim, yedi kıta, mavi gök...
Bütün doğa hoşçakalın...
Hoşçakalın sevdalılar,
Çocuklar, üniversiteliler, genç kızlar,
Sonsuz uzay, gezegenler ve yıldızlar,
Hoşçakalın...
Hoşçakalın senfoniler, oyun havaları,
Sevda türküleri ve şiirler.
Bildirilerimizin ve seslerimizin yankılandığı şehirler.
Dağlarında yürüdüğümüz toprak,
Yalınayak eylem adımlarıyla geçtiğimiz nehirler hoşçakalın...
Hoşçakalın ağız tadlarım;
Sıcak çorbam, çayım, sigaram...
Havalandırma sıram, banyo sıram, kelepçe sıram...
Parkamı, kazağımı, eldivenlerimi, ayakkabılarımı,
Ve kalemimi, ve saatimi,
Ve kavgamı bıraktığım sevgili dostlar
Hoşçakalın ...
Dostum bana, sevdam bana,
Soluğunu geçir bana,
Uyku tutmuyor gözüm,
Anılar sıraya girdi.
Gel anne süt içir bana.
Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar,
Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar,
Yedi bölge, dört deniz,
Yedi iklim, altmışyedi şehir,
Okullar, mahalleler, köprüler, tren yolları...
Deniz kıyıları, balıkçı motorları, takalar,
Asfalt yolu boyu dizilmiş fabrikalar,
Ve işçiler ve köylüler...
Hoşçakal ülkem
Hoşçakal anne, hoşçakal baba, kardeşim,
Hoşçakal sevgilim, hoşçakal dünya,
Hoşçakalın dünyanın bütün halkları,
Sınırlı olmayan mekâna,
Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben;
En sevda halimle, en yaşayan halimle,
Gidiyorum dostlarım,
Hoşçakalın...
Beni yaşamımla sorgula iki gözüm,
Beni yüreğimle, beni özümle,
Bilimle anla beni, felsefeyle anla beni,
Tarihle anla beni,
Ve öyle yargıla

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:24
Beni Vur

Bir ince pusudayım
Yolumun üstü engerek
Bir garip akşamdayım
Sırtımı gözler tüfek
Ben senin sokağına
Ulaşamam,dardayım
O mazlum gözlerine
Bakamam,firardayım
Oysa ben bu gece,yüreğim elimde
Sana bir sırrımı söyleyecektim
Şu mermi içimi delmeseydi eğer
Seni alıp götürecektim
Beni vur.... beni onlara verme
Külümü al uzak yollara savur
Dağılsın dağlara dağılsın, bu sevdamız
Ama sen ağlama dur
Bir ince pusudayım
Bu gece zehir zemberek
Bir yolun sonundayım
Sessizce tükenerek
Ah, senin ellerine
Uzanamam,yerdeğim
O masum hayallere
Varamam ölmekteğim

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:24
Bırak Beni

Bırak beni gayri uçam
Uçamda yollara göcem
Ben uçmasam bil ki içem
Uçsuz yollara yollara.
Kuş ehline durak olmaz
Durur ise yüzüm gülmez
Ben uçmasam bahar gelmez
Gonca güllere güllere.
Bir gün gelir ben giderim
Yedi iklim, yurdum yerim
Bellenmeyen türkülerim
Düşer dillere dillere.

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:24
Bırak Döneyim - Öyle Bir Yerdeyim ki

Edirne kapısı zordur geçilmez
Uzaktır memleket kolay gidilmez
Dağda açan çiçek şehirde büyümez
Koyma beni buralarda gözünü seveyim
Zincir vurma yüreğime bırak döneyim -
Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe
Öyle bir yerdeyim ki
Ne karanfil ne kurbağa
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım mavi yosun
Dalgalanır sularda
Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım çığlık çığlığa
Öyle bir yerdeyim ki
Anam gider Allah Allah
Kızım düşmüş sokağa
Anam gider Allah Allah
Dölüm düşmüş sokağa.

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:24
Bir Acayip Adam

suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi benim canım ciğerim
kimse bilmez nereli olduğunu
suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi susar akşama doğru
bir cebinde daskapital
bir cebinde daskapital
bir cebinde kenevir tohumu
suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi benim canım ciğerim
fırtınadan arta kalmış bir teknede
tevekkül içinde görkemli sakalı
ve iğleti paltasıyla
gizlediği macerasıyla
bir acayip adam yaşardı
akşamları susardı ben konuşsam kızardı
bir sürgün kasabasıydı
bir eski zamandı hazirandı
çocuktum evden kaçmıştım
gelip ona sığınmıştım
küçücük bir koydu sığdı
burayı keşfeden belki oydu
uzaktan kasabanın ışıkları yanardı
içim anneyle dolardı ağlardım
suphi şöyle bir göz atardı
gizli bir cigara sarardı ağlardı
sonra barışırdık ben fülüt çalardım
cigara sönerdi ağlardık
nerden geldiğini bilmezdim
kimsesizdi belki kimliksizdi
onun macerası onu ilgilendirirdi
kimseye ilişmezdi
birşeylere küfrederdi hep
tedirgin bir balık gibi uyurdu
bazen kaybolurdu arardım
yağmurun altında dururdu
bir kalın kitabı vardı cebinde dururdu
hergün okurdu ben birşey anlamazdım
kapağını seyreder duymazdım
sakallı bir resimdi kimdi
nekadar mütebessimdi
sordum birgün suphiye
söylediklerini niye anlamıyorum diye
bildiklerini dedi yüzleştir hayatla
ve sınamaktan korkma
doğruyla yanlışı ozaman anlayabilirsin
ve onu anlıyabilirsin sonra gülerdi
günlerim yüzlerce ayrıtıyı merak etmekle geçerdi
sonra yine akşam olurdu suphi susardı
ben konuşsam kızardı tekneye martılar konardı
yüreğim suphiye yanardı ağlardım
suphi denize tükürürdü gökyüzünü tarardı ağ
bir sürgün kasabasıydı
bir eski zamandı hazirandı
çocuktum evden kaçmıştım
gelip ona sığınmıştım
bir gün aksilik oldu annem beni buldu
suphi kaçıp kayboldu
kasaba çalkalandı olay oldu
ben sustum kanım dondulardı
sonra barışırdık ben fülüt çalardım
yıldız kayardı ağlardık
suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi benim canım ciğerim
kimse bilmez nereli olduğunu
suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi susar akşama doğru
bir cebinde daskapital
bir cebinde daskapital
bir cebinde kenevir tohumu
suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi benim canım ciğerim
polisler onu bulduğunda tekti felaketti
herkes meydanda birikti
karakoldan içeri girerken sanki mağrur bir tüfekti
ansızın dönüp bana baktı anladın mı dedi
anladım dedim anladım
ve o günden sonra hiç bir zaman hiç bir yerde hiç ağlamadım

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:25
Bir Anka Kuşu

Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi
Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi
Anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular
Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi
Üşüştü birer birer çakallar üzerime
Üşüştü her bir yandan göğsüme, ciğerime
Anne, beni leş gibi yiyip talan ettiler
Teşhis edilmek için savurdular önüne
"Yeryüzündeki acıların
Hepsini, hepsini tattım"
Heder oldum, ekmeğime tütün kattım
Beni milyon kere yaktılar üstüste
Bir anka kuşu gibi anne bir anka kuşu gibi
Kendimi külümden yarattım"
Geceler tanır beni; konarım göçerim ben
Geceler taıir beni; kan damlar içerim ben
Anne, sen beni unut karanlığın bağrında
Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben
Suçüstü yakalandım bölüşürken kalbimi
Suçüstü, kelepçeyle yardılar bileğimi
Anne, ben diyar diyar umudun savaşçısı
Bir tutam sevgi için dağladım gözlerimi
"Prometheus'tum, çiviyle çakılırken taşlara
Ciğerimi kartallara yedirdim
Spartakus'tüm, köleliğin çığlığında
Aslanlara yem oldum, tükendim
Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum
Kerbela çölünde Hüseyin
Zindanlarda Cem Sultan, sehpada Pir Sultan
Kaçıncı ölmem, kaçıncı dirilmem bu ?
"Tanrılardan ateş çaldım,"
Yüzyıllarca tutuştum, üstüste yandım
Bir anka kuşu gibi anne bir anka kuşu gibi
Kendimi külümden yarattım"

USLU_ÇOCUK
10-11-2008, 08:25
Bir Minik Kız Çocuğu

Ona hergün ratlardım kuyruğun bir ucunda
Bir minibüs parası sımsıkı avucunda
Uykusuna doymamış kırpışan gözleriyle
Anlarsa baktığımı başı inerdi öne
Bildiğim kadarıyla ölmüş anne-babası
Okulundan koparıp işe koymuş ablası
Ne rüyalar görürdü kim bilir yol boyunca
Hep gülümserdi yüzü ansızın uyanınca
Bir minik kız çocuğu saçları darmadağın
Yollarda yalın ayak üşürüşür üşür elleri
Meraklandım bir kaç gün durakta görmeyince
Tanıyanlar söyledi inanmadım ilk önce
Dalmış bir gün rüyaya mavi önlük içinde
Fabrika değil sanki bir okul bahçesinde
İşte o an dişliler kapmış iki elini
Böyle ödemiş yavrum rüyanın bedelini
Tebessüm donup kalmış ağzının kenarında
Soluvermiş minik kız henüz ilk baharında
Bir minik kız çocuğu bir minik kuş yüreği
Ölümün kucağında üşür üşür üşür elleri

KeNaN47
01-07-2011, 14:02
£M€GİNé SaqLıK