Forum47

PORTAL Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et
Geri git   Forum47 Mardin'in Gülü >
•.(¯`•.Sağlık ve Anatomi •´¯).• > Sağlıklı Yaşam > Gebelikte Annelik
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Radyo Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Tags: , , ,

Konu Bilgileri

Hamilelikte kullanılabilecek ilaçlar - hamilelikte MİNOSET

Görüntülemeler : 46740

Konudaki Cevap Sayısı : 0

Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler :  

Anket: KONUDAN MEMNUN KALDINIZMI
Cevap şıkları
KONUDAN MEMNUN KALDINIZMI

Yeni Konu aç Cevapla
 
Konu Araçları Stil
Alt 04-01-2009, 16:13   #1 (permalink)
Administrator
 
PİROZZZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

www.forum47.com
Bilgiler
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 276
Üye No: 6245
Teşekkür Thanks: 336
Thanked 400 Times in 189 Posts
İtibar
Rep Puanı : 125
Rep Derecesi : PİROZZZ will become famous soon enoughPİROZZZ will become famous soon enough
Standart Hamilelikte kullanılabilecek ilaçlar - hamilelikte MİNOSET




Hamilelikte kullanılabilecek ilaçlar - Gebelikte ilaç kullanımı

Ağrı kesici olarak hemen hemn tüm doktorların tavsiye ettiği ilaç minosettir fakat alınacak minoset ilacının plus olmamasına dikkat edin Plus Minoset kesinlikle tavsiye edilmez

Gebelik esnasında ilaç kullanılabilir mi?

Gebelik süresince gelişen bulantı-kusma, üstsolunum yolu enfeksiyonu, idrar yolları enfeksiyonu, mide şikayetleri gibi bazı tıbbi durumlarda bebek üzerine olumsuz etkisi olmadığı saptanmış birçok ilaç güvenle kullanılabilmektedir Ancak gebelikte ilaç kullanımında ilk uyulması gereken kural tıbben zorunlu olmadıkça hiçbir ilacın kullanılmamasıdır Özellikle ilk üç aylık dönem bebeğin organlarının geliştiği dönem olduğundan ve son dört haftalık dönem de bebeğin doğmasına yakın dönem olduğundan bunlar ilaç kullanımında özen gösterilmesi gereken dönemlerdir

Hamilelikte ağrı kesici kullanmak?

Hamilelik (Gebelik) Dönemi - Emziren Anneler ve Bitkiler

Hamilelik dönemi ve dogum sonrasinda emzirme döneminde bulunan anne adaylari ve yeni annelerimizin cok merakla yaklastiklari konulardan birisi bitkiler konusu Bitkilerle tedavi artik gunumuzde tamamen kabul ediliyor olsada ozellikle hamilelik dönemi ve yeni annelerin bazi bitkileri kullanmalari gercekten sagliklari acisindan sorunlara yol acabiliyor Bizde bu konu hakkinda ozellikle hamilelik (gebelik) döneminde bulunan anne adaylarimizin hangi bitkiyi kullanmamalari gerektigi konusunda sizleri bilgilendirmek adina Avrupa Birliği ülkeleri ve özellikle Alman kanunlarıyla düzenlenen hamile ve emziren annelerin kullanmamasi gereken bitkiler listesini asagida sizlerle paylasiyoruz




Hamile ve Emziren Annelerin Kullanmamasi Gereken Bitkiler Nelerdir?


Aloe (Sarısabır)
Ananas
Ardıç meyvesi
Arnika
Ayı üzümü
Barut ağacı kabuğu
Devedikeni
Ekinezya
Enginar yaprağı
Hayıt meyvesi
Kava-kava kökü
Kediotu kökü
Kınakına kabuğu
Maydanoz otu ve kökü
Meyan kökü (Günde 1-2 gr, 2-3hafta süreyle kullanılabilir)
Öksürükotu
Ravent kökü
Sinameki
Yılan kökü
Zencefil kökü


Yukarida yeralan listemizin disinda hamilelikte (gebelikte) asagidaki bitkilerle ilgili bilgilerden de yararlanabilirsiniz


Keten Tohumu:
Hamilelikteki kabızlıkta keten tohumu öğütülmeden bol su ile alınabilir Ayrica karnıyarık tohum kabuğu da bol suyla kullanılabilir


Gül Esansı ve Hakiki Gül Suyu
Hamileler sıkıntı ve sinirlilik halinde gül esansı ve hakiki gül suyu dışında hiçbir koku maddesi ve yağ (esans) kullanmamalıdır


Papatya, Melisa, Nane Çayları
Hamilelikteki bulantıda melisa ve nane karışımından çay yapılabilir Hakiki papatya (Matricariya recutita-chamomilla recutita) da bu çay karışımına ilave edilebilir Bu karışımdan (melisa, nane ve papatya eşit miktarlarda) bir çay kaşığı bir çay fincanı (150 gr) sıcak suya konur, fincanın ağzı kapalı olarak 10 dakika demlenir, süzülür ve içilir Bu çaydan ihtiyaca göre günde 3–5 fincan hazırlanarak içilebilir

Not: Yukarida yeralan bilgiler WHO monografileri, Kommission E monografiler ve ESCOP monografileri ile karşılaştırılabilir

Kaynak: Dr Ahmet Toptaş - GebelikveAnnelikcom



Gebelikte (Hamilelikte) Kanama

Bu yazimizda gebelik (hamilelik) doneminde yasanan kanamalar hakkinda bilgileri sizler ile paylasacagiz

Gebeliğin ilk 30 haftasında %22'ye varan kadında döl yolundan kanama görülebilir Bunun %10 kadarı ise ilk 8 haftada oluşur Bu dönemde görülen hafif geçici kanamalar fizyolojik kabul edilir Genellikle gelişen embriyonun döl yatağı duvarına yuvalanması sebebiyle meydana gelir Bu durum ikinci veya sonraki gebeliklerini yaşayan kadınlarda, ilk kez gebe kalan kadınlara göre daha sık görülür Bu duruma halk arasında üste görme adı verilir Bu fizyolojik durum dışında; tüm gebelik boyunca herhangi bir dönemde oluşan, döl yolundan gelen kanamalar anormal olarak kabul edilmelidir

Normal bir gebelik süresi ortalama 40 haftadır Bu süreyi kabaca ikiye ayırabiliriz

1Kısım : 20 hafta ve daha öncesi olan kanamalar,

2Kısım : 20 haftadan sonra olan kanamalar

Tüm gebeliklerin % 25 inde ilk 3 ayda kanama meydana gelir Kanamanın adet kanamasından fazla olması, döl yolundan parçaların düşmesi veya kanamayla birlikte ateş ve karın ağrısının olması derhal tıbbi müdahale gerektiren durumlardır

Gebeliğin ilk 3 ayında meydan gelen kanamalarda ilk akla gelen olasılık düşük tehdididir Ancak her kanama düşükle sonuçlanmaz Ağrı ile seyreden yoğun kanamalarda düşük olasılığı artar Bu dönemde ultrasonografik olarak gelişmekte olan embriyonun kalp atışlarının görülmesi, gebeliğin sağlıklı olarak devam edeceğini % 90 – 97 garantiler Anne yaşının ileri olması, embriyonun kalp hızının dakikada 90’dan az olması düşük olasılığını arttırır Bu dönemde sağlıklı embriyonun kalp hızı dakikada 150 – 160 civarındadır En uygun tedavi yatak istirahatıdır Düşüğü önleyici amaçla progesteron içeren ilaçlar kullanılabilir Ancak bunların faydalı olduğu yapılan çalışmalarda gösterilememiştir Ancak üçten fazla düşüğü olan gebelerde progesteron kullanımı bazı durumlarda faydalı olabilir

İlk 20 haftada görülen, döl yolundan olan kanamaların diğer sebepleri ise, dış gebelik ve üzüm gebeliğidir

Dış gebelikte görülen vajinal kanama genellikle yoğun değildir Birlikte kasık ağrısı olabilir Kasık ağrısı genellikle tek taraflıdır Bu durumda tanı kanda gebelik testi ve ultrasonografik tetkiklerin birlikte kullanılması ile konur Erken dönemde tedavi; bazı seçilmiş olgularda ilaçla yapılabilir, gebelik haftası ilerlemiş olgularda ise tedavi ameliyattır Çok ilerlemiş dönemde şiddetli karın ağrısı ve iç kanama oluşur Bu durum acil ameliyat gerektirir

Halk arasında üzüm gebeliği olarak anılan duruma tıp dilinde mol gebeliği adı verilir Birkaç çeşidi olmakla birlikte en sık görülen formu hidatiform mol'dür Üzüm taneleri büyüklüğünde çok sayıda parçanın düşürülmesi nedeniyle halk arasında bu ad verilmiştir Bu kanamada genellikle ağrı yoktur Tanı yine kan analizi ve ultrasonografinin birlikte kullanılması ile konur Tedavisi döl yatağı içinin kürete edilerek gebeliğin boşaltılmasıdır Bazen ek olarak ilaç tedavisi gerekir

Gebeliğin ikinci yarısında görülen kanamalar (20 gebelik haftasından sonra) daha nadirdir Tüm gebeliklerin %4'ünde bu tip kanamalar görülür Bu kanamaların az bir kısmı döl yatağı ağzı hastalıkları veya vajinal mantara bağlıdır

Yine az bir kısmı da “Plasenta Previa” dediğimiz durumda olur Plasenta Previa'da bebeğin eşi döl yolunun ya tam ağzına yerleşmiştir, ya da ağza çok yakın bir yere yerleşmiş bulunmaktadır Bu durum genellikle 34 gebelik haftası civarında kanamaya yol açar Bu dönemde döl yatağı ağzı nispeten incelmeye ve açılmaya başlamıştır Bu açılma sırasında burada yerleşmiş olan plasentada kısmi olarak yerinden ayrılarak kanamaya yol açar Bu durum daha ziyade çok sayıda doğum yapmış, ileri yaştaki gebelerle, daha önce çok sayıda sezaryen geçirmiş gebe kadınlarda görülür Tedavisinde yatak istirahatı ve döl yolu ağzının açılmasını engelleyici ilaçlar kullanılır Bazen gebeye kan verilmesi gerekebilir

Gebeliğin ikinci yarısında en sık kanamaya yol açan durum ise “Ablatio Plasenta” dır Bebeğin eşinin yerinden erken ayrılması ile oluşur Bu kanama yoğun miktarda olur Karın ve kasık ağrısı ile birlikte seyreder Hem annenin hem de bebeğin hayatını tehdit eden çok ciddi bir problemdir Gebelik tansiyonu olan, sigara içen, karın bölgesine sert darbe alan gebelerde sık görülür Acilen hastaneye başvurularak gebenin tedavi altına alınması gerekir

Bir de halk arasında nişane denilen normal doğum eyleminin başlaması ile birlikte gelen kanlı ve sümüksü bir akıntı olur Bu durum doğumun başladığının habercisidir Döl yatağı ağzı rahim kasılmalarına bağlı olarak açılmaya başlar Açılmanın olduğu bölgede ince damarlara çatlayarak kanamaya yol açar Buradaki kanama az miktardadır

Rahimde şekil bozukluğu olan gebelerde vajinal kanamanın olması erken haftalarda düşüğün, geç haftalarda ise erken doğumun habercisi olabilir Bu durumda derhal doğum hekimine başvurulmalıdır

Kaynak: Dr Selman Laçin (selmanlacincom)




Gebelikte Kabızlık

Gebelik surecinde bircok anne adayinin yasadigi ortak sorun kabizlik sorunudur, yazimizin devaminda gebelikte kabizligi onlemek icin yapilmasi gerekenleri ogrenebilirsiniz

Anne adaylarının pek çoğunun ortak sorunudur gebelik döneminde kabızlık

Hamilelikte oluşan hormonal değişiklikler, genişleyen uterusa (rahim) uyum sağlayabilmenizi kolaylaştırmak için kaslarınızı gevşetir Bu gevşeme de bağırsak hareketlerinizin yavaşlamasına neden olarak kabızlığa yol açar

Gebelikte kabızlıktan dolayı oluşan rahatsızlığınızı azaltabilmek için:
Posa içeriği yüksek besinler tüketebilirsiniz
Su alımınızı artırabilirsiniz
Kuru meyveleri belli miktarlarda tüketebilirsiniz
Fiziksel aktivitelerinizi size uygun olacak şekilde ayarlayabilirsiniz
Hamilelikte Hemoroid (Basur)

Basur olarak da bilinen hemoroid en sık görülen sorunlardan Her üç kişiden birinde sorun yaratan veya yaratmayan hemoroid olduğu biliniyor Hemoroid gebeleri de rahatsız ediyor Anüste üç tip hastalık var Bunlar hemoroid, fissür ve fistül Makatın içindeki mukozanın altında bulunan damarların genişlemesi, bollaşması bir anlamda varis haline gelmesi hemoroid hastalığı




Hemoroid daha çok kimlerde görülür?

Normalde her insanda hemoroid var Ama hastalık haline gelmesi bu damarların genişlemesi ve bollaşmasıyla olur Çok çeşitli sebeplerle ortaya çıkan hastalık için kesin bir sebep söylemek pek de mümkün değil Fakat kalıtsal özellikleri olduğunu biliyoruz Kalıtsal özelliği olan insanlarda gebelik süreci beslenme düzensizliği vb durumlarda hastalığın tetiklenme olasılığı oldukça yüksek




Gebelik sürecinde hastalığı tetikleyen faktörler neler?

Gebelik sürecinde hastalığa eğilimi olan anne adaylarlarında hastalık oluşma riskinin artmasının sebebi, hamilelik döneminde mide bulantısı, aşerme gibi olayların ortaya çıkması ve beslenme alışkanlığının değişmesi Bunun yanı sıra, bebeğin büyümesiyle birlikte hem rahmin büyümesi ve aşağı doğru basınç oluşturması hem de toplardamardaki basıncın artması da hastalığı tetikler




Gebelikte hastalığı önlemenin yolu var mı?

- Beslenmeye dikkat etmek,

- İshal veya kabız olmamak,

- Düzenli dışkılama alışkanlığının edinilmesi,

- Posalı gıdaların tercih edilmesiyle hemoroid oluşumu riski önemli oranda azaltılabilir




Gebelikte hemoroidin dezavantajları neler?

Bunun tatsız tarafı hastaya radikal bir ameliyat yapamamak ya da gebelik nedeniyle etkili ilaç kullanamamak Ancak ufak tefek girişimlerle hastayı kısa dönemde rahatlatmaya yönelik girişimlerde bulunabiliyoruz




Hemoroidin derecesine göre uygulanan tedavi yöntemleri değişir mi?

Hemoroid tedavisi derecelerine göre değişir:

Birinci derece hemoroid: Genellikle ameliyat gerektirmez ve medikal tedaviler yeterli olabilir

İkinci derece hemoroid: Genellikle ilaç tedavisine yanıt alınamıyor Hasta ya o şikayetlerle idare ediyor ya da geliyor ameliyat oluyor Bu hemoroidin lastikle boğma, ışınla yakma veya iğneyle büzüştürücü tedavilere yanıt verme olasılığı yüksek

Üçüncü ve dördüncü derece hemoroidler: Ameliyat gerekir




Gebelikte hemoroid zarar verir mi?

Bebeğin zarar görmemesi için anneye radikal çözüm uygulayamamak sıkıntımız Ağrısı çok olan bir hastalık olduğu için gebelikte maalesef anne bu ağrıyı çekmek zorunda kalıyor Gebelikte karşılaşılan bu sorun hekimi de zorlayan, sıkıntıya sokan bir durum Anne adaylarına önerim, hamile kalmadan önce birkaç dakikalık operasyonla bu sorunu gidermeleri

Hazırlayan: Mesude Ersan (hurriyetcomtr)



Hamilelikte Oluşan Çatlakları Önlemek İçin Neler Yapılabilir?

Cilt, hamilelik sırasında kilo almaya bağlı olarak, alt dermal tabakasındaki kollajen ve elastin liflere zarar verebilecek şekilde hızla gerilir Dokular incelir, hassaslaşır ve tıbbi adı “Stariae Gradvidarum” olan cilt çatlakları meydana gelir

Araştırmalar, anne adaylarının % 66’sının, ciltteki gerilme nedeniyle oluşan izlerden rahatsızlık duyduklarını göstermektedir Bu nedenle, özellikle bu vakalarda kullanıma uygun, özel bir nemlendiricinin kullanılması büyük önem taşır

Özellikle, gebeliğin 3 ayından itibaren, kilo alımı ve bebeğin gelişimi nedeniyle özellikle karın, kalça, basen ve göğüs bölgesinde, cildin aşırı gerilmesi nedeniyle, kaşıntılar ve bir süre sonra da çatlakların oluştuğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op Dr Figen Güney Taşer, anne adaylarının yaşadığı sıkıntılardan biri olan bu cilt çatlaklarının, gebelik döneminde yapılacak basit uygulamalarla önüne geçilebileceğini de sözlerine ekledi

Gebelikte oluşan çatlaklarla mücadelede dengeli beslenmenin önemini vurgulayan Op Dr Figen Güney Taşer, “Bol su içmek, C, E vitamini zengin besinleri tüketmek, cilt çatlaklarının önüne geçmede etkili Bunun yanısıra cildi yumuşak ve esnek tutacak bir kremin her gün etkin bölgelere uygulanmasıyla da gebelikte oluşan cilt çatlaklarını en aza indirmek mümkün” dedi

Dr Taşer’e göre basit önlemlerle gebelikte yaşanan cilt çatlaklarını en aza indirmek mümkün Bu yöntemler arasında;
Cilde, masaj fırçası yardımıyla masaj yaparak, bu bölgelerdeki kan dolaşımını hızlandırmak,
C ve E vitamini açısından zengin olan, cilt için yararlı meyve, sebze ve fındık gibi besinleri tüketmek,
Bol bol su içmek
Yeterli uyku almaya özen göstermek
Cildi yumuşak ve esnek tutacak, gerilme ile oluşan izleri önleyen, hamileler için özel olarak üretilmiş bir kremi her gün etkin bölgelere uygulamak yer alıyor
Kaynak: ntvmsnbccom


Doğum Korkusu


Sağlıklı bilgi edinin: Doktorunuzla konuşun ve kafanızdaki soruları paylaşın


Fiziksel ve duygusal endişelerinizi birbirinden ayırt edin: Fiziksel sonuçlardan duyduğunuz endişeler; doğru ve güvenilir bilgi kaynaklarıyla normal düzeye çekilebilir Ancak derinde yatan duygusal nedenlerden kaynaklanan doğum korkusu, doğuma dair doğru bilgilenmeyle giderilemeyebilir; psikolog yardımı gerekebilir


Doğum sonrasındaki hayatınızı planlamaya çalışın: Nerede doğum yapacağınız, doğuma girecek doktor, doğum esnasında sizinle birlikte olacak yakınlarınız, eve döndükten sonra size destek olacak kişiler ve çalışıyorsanız işyerinizle ilişkiler gibi konuları doğumdan önce planlayın


Kendinize zaman ayırın: Doğum öncesindeki aylarda rahatlamak için kendinize ve sizi rahatlatan aktivitelere vakit ayırmaya çalışın Bu aktiviteler stresinizi azaltmanıza yardımcı olur


Yardım alın: Doğum korkusu günlük yaşamınızı olumsuz etkilemeye başlarsa ve bunlarla tek başınıza baş edemediğinizi hissederseniz profesyonel yardım alın


Kaynak: ekolaynet/kadin


Suda Doğum

Hidroterapi yani su ile tedavi uzun yıllardır kas gevşetici ve rahatlatıcı etkileri nedeni ile kullanılagelen bir alternatif tedavi yaklaşımıdır Bu etkinin normal doğumlarda da kullanılabileceği fikri de oldukça eskilere dayanır Dokümente edilen ilk su altı doğumu 1803 yılında Fransa'da yaşanmıştır Ancak bu planlı bir doğum değidir Uzun süre doğum eyleminde kalan ve biraz rahatlamak için sıcak su dolu bir küvete giren bir kadının doğumu bu esnada gerçekleşmiş ve bu tesadüf sonucu suda doğum yapan ilk kadın olarak tarihe geçmiştir

1960'lı yıllara kadar suda doğum ile ilgili herhangi bir gelişme yaşanmazken bu tarihlerde ilk kez eski Sovyetler Birliği'nde Igor Charkovshy bu konuda denemelere başlamıştır Onu 1978-1985 yılları arasında Fransa'da yaşayan Dr Michel Odent izlemiş ve su altında pekçok doğumun gerçekleşmesinde yardımcı olmuştur

Suda doğum uygulamaları daha sonraları bir ara güncellik kazansa da belirli bölgeler dışında hiçbir zaman popülarite kazanamamıştır Günümüzde eski Sovyet Cumhuriyetleri, İngiltere ve Fransa'nın bir kısmı ile Amerika Birleşik Devletlerinde sınırlı sayıda klinikte uygulanmaktadır

Suda doğum yaptıran ve bu uygulamayı savunan kişiler ılık suyun sakinleştirici ve ağrı giderici etkileri olduğunu ve bu etkinin kadının kendisini rahat hissetmesine ve doğumun daha kolay geçmesine yardımcı olduğunu ileri sürmektedirler Bu görüşler dışında suda doğumun su dışında doğuma üstün olduğunu gösteren hiçbir bilimsel veri yoktur

Konuyla ilgili yapılan ve normal doğum ile suda doğumu karşılaştıran sistemik bir araştırmada yarar ya da istenmeyen etki açısından her iki doğum şeklinin birbirine karşı avantaj ya da dezavantajının olmadığı gösterilmiştir 1994-1996 yılları arasında İngiltere'de gerçekleşen doğumların sadece %06'sı suda olmuş ve bu doğumların da %9'u evde gerçekleşmiştir Bu doğumlarda bebek ölüm oranı binde 12'dir ve normal suda olmayan doğumdan çok farklı değildir

Suda doğum tüm dünyada yaygınlık kazanmadığından konu ile ilgili bilimsel araştrıma ve makaleler de son derece sınırlı sayıdadır ve bunların büyük bir kısmı ebelik ile ilgili dergilerde yer almaktadır Suda doğum klinikleri de genelde ebelerin görev yaptığı merkezler şeklindedir Karşılaştırmalı inceleme yapılan araştırma sayısı ise yine çok kısıtlıdır ve eldeki veriler fikir birliğine varmak için yeterli değilidir Konuyla ilgili çelişkili bilgiler mevcuttur

Bazı çalışmalarda suda doğum sırasında annede daha fazla sayıda ve daha ciddi doğum kanalı yırtıkları ortaya çıktığı ileri sürülürken bunun tam tersini bildiren çalışmalarda vardır Benzer şekilde suda doğum ile normal doğum karşılaştırıldığında doğum eyleminin süresi, ağrıkesici gereksinimi gibi parametreler açısından da birbiri ile çelişen bilgiler yapılan az sayıdaki araştırmalardan elde edilmiştir

Suda doğumu savunanların hipotezi ılık suyun kasları gevşeteceği ve zihinsel rahatlık sağlayacağı ve bu sayede plasentaya giden kan akımının artarak daha az ağrılı ve daha kısa bir doğum süreci yaşanacağıdır Ancak burada suyun sıcaklığı önem kazanmaktadırSu için ideal sıcaklık 37 derecedir Suyun daha sıcak olması durumunda anne adayının kan dolaşımında değişim olabilir ve ani tansiyon düşüklüğü ile plasentaya giden kan akımlarında azalmalar yaşanabilir bu da hem anne adayını hem de bebeği gereksiz risk altına sokabilir Ayrıca suda uzun süre kalınması durumunda anne adayında terlemeye bağlı sıvı kaybı görülebilir Öte yandan doğum eylemi sırasında anne adayı su içindeyken bebeği kardiyotokograf ile monitörize etmek oldukça güçtür Bunun için özel monitör cihazları gereklidir Doğum eylemi monitörüze edilmediğinde bebeğin kalp seslerinde yaşanabilecek düşmeler fark edilemeyeceğinden oksijensiz kalması riski söz konusu olabilir

Suda doğumla ilgili bir başka risk de enfeksiyon olasılığındaki artıştır Doğum eylemi sırasında suya karışan kan ve dışkı hem anne hem de bebek için risk yaratır Her ne kadar sudaki anneye ait dışkı su dışına alınsa da su hiçbir zaman temiz olmamaktadır

Suda doğum sırasında karşılaşılan ve önceden kestirilemeyen bir başka risk de kordon kopmasıdır Özellikle bebeğin göbek kordonunun kısa olması durumunda aniden su yüzüne çıkan bebeğin kordonu kopabilir ve bebek kan kaybedebilir Yapılan bir çalışmada suda doğum sonrası bebeklerin %14'ünün kordon kopması nedeni ile yoğun bakıma alındığı ve hatta bir bebeğe kan verilmesi gerektiği saptanmıştır

Doğumun yapılacağı havuzun fazla derin tutulmaması ya da bebeğin tamamen doğana kadar yukarı çekilmemesi bu riski azaltabilir

Solunum açısından bakıldığında ise suda doğum bebeğin boğulma ya da su yutma riskini arttırmamaktadır

Görüldüğü üzere suda doğum normal doğuma herhangi bir üstülük sağlamamaktadır Kaldı ki evrim süreci içerisinde suda yaşayan pekçok canlı üremek için karaya gelmeyi tercih etmekte, karada yaşayan hiçbir canlı ise bu amaçla suya gitmemektedir

Ülkemizde suda doğum ile ilgili tecribesi olan hekim sayısı neredeyse hiç yoktur Dünyada yaygın uygulama alanı bulamamış bu yöntemin ülkemiz de de popülerlik kazanmasını uzak bir olasılık olarak görmekteyim Ayrıca sağlık mevzuatında konu ile ilgili herhangi bir düzenleme bulunmaması nedeni ile görülebilecek olumsuzluklar karşısında yasal prosedürün de bilinmemesi nedeni ile pekçok jinekolog bu doğum şeklini uygulamaya yanaşmayacaktır

KAYNAKLAR: Geissbühler V, Eberhard J Waterbirths: a comparative study A prospective study on more than 2,000 waterbirths Fetal Diagn Ther 2000 Sep-Oct 15:291-300 Gilbert RE, Tookey PA Perinatal mortality and morbidity among babies delivered in water: national surveillance study BMJ 1999;319:483-7 Nikodem VC Immersion in water during pregnancy, labour and birth Cochrane Database Syst Rev 1999 (3) Schröcksnadel H, Kunczicky V, Meier J, Brezinka C, Oberaigner W Water Birth: experience at a university clinic and a district hospital in Austria Gynakol Geburtshilfliche Rundsch 2003 43:7-11 Thöni A, Murari S Birth in water A comparative study after 555 births in water Minerva Ginecol 2001 Feb 53:29-34 Zimmermann R, Huch A, Huch R Water birth--is it safe? J Perinat Med 1993 21:5-11

kaynak: Dr Alper Mumcu - mumcucom


Epidural Anestezi (Ağrısız Doğum)

Asagidaki yazimizda epidural anestezi yada diger adiyla ağrısız doğum ile ilgili merak ettiginiz butun sorularinizi, cevaplari ile birlikte aciklamali bir sekilde bulabilirsiniz




Epidural anestezi nedir?
Epidural anestezi, bölgesel anestezinin bir çeşididir Bunun için ağrı tedavisinde uzmanlaşmış bir anestezist, bel hizasında omuriliği çevreleyen zarın dışındaki bölgeye lokal anestezi ilacını verir Bu ilaç uygulaması ile vücudun alt yarısından ağrı sinyalini beyine götüren sinirlerde iletim durur ve ağrının kaynaklandığı bölgede ağrı duyulmaz

Doğum ağrısı ağrılı uyaranların başlangıç yerinden beyne kadar olan seyri esnasında bir alanda uyaranın durdurulmasıyla ortadan kaldırılır Biz bu ağrıyı hastanın bel bölgesinde uygun bölgeyi önce lokal anesteziyle uyuşturup sonra ince bir iğne ile omurilik çevresindeki bir boşluğa anestezik ilaçlarımızı vererek durduruyoruz İşlem 5 dakika kadar sürüyor Steril şartlarda uygulama yapılır Anneye rahat ve ağrısız bir doğum yaptırma arzumuz hiçbir zaman bebek ve anne güvenliğini tehlikeye attırmaz Anne ve bebek bu yöntem öncesinde değerlendirilir




Epidural anestezi uygulamasının avantajları nelerdir?
Epidural anestezi bilinç kaybı olmaksızın tam ağrı kontrolü sağlar Bu şekilde doğumunuz süresince canlı ve uyanık kalırsınız

Epidural anestezi uygulanan hastalar, ağrı duymaksızın kaslarını hareket ettirebilirler Bu şekilde ıkınarak, doğum olayına aktif olarak katılırsınız

Enjeksiyon veya solunum yolu ile verilen ilaçlar bebeğinizin kanına da geçerek onu etkileyebilirken, bu yolla bebeğin etkilenmesi olasılığı çok azdır

Doğum sırasında forseps uygulanması veya dikiş atılması gerektiğinde bunların ağrısını duymazsınız

Bu yöntem ile, daha fazla ilaç verilerek sezaryan ameliyatı da yapılabilir

Genel anestezi alan hastalara göre istenmeyen etkilere daha az rastlanır Bu yöntemin uygulandığı hastalar daha erken dönemde hastaneden ayrılabilirler




Epidural anestezinin kullanım alanları
Epidural anestezi en sık ağrısız doğum olmak üzere, searyan, ayak ve bacak ameliyatları, kalça protezi, fıtık onarımı, diz ameliyatları ve ameliyat sonrası ağrı kontrolünde kullanılır




Epidural anestezi neden sıklıkla doğum için kullanılır?
Bir çok hamile ve doğum doktoru için epidural anestezi, anne ve bebeğe sağladığı rahatlık ve güven nedeni ile tercih edilen anestezi tipidir Doğum eyleminin son dönemlerinde hastanın doğuma aktif şekilde katılmasına olanak verir Epidural anestezi sezaryan doğum ameliyatında da kullanılabilir ve annenin doğum sırasında uyanık olma avantajını sağlar Böylece anne bebeğini doğar doğmaz görebilir, kucağına alabilir




Epidural anestezi bebeği etkiler mi?
Bölgesel anestezi için kullanılan ilacın kan ile direkt ilişkisi olmadığı için bebeğe olan etkileri de minimaldir Bu uygulama bebeği etkilemeksizin annede mükemmel ağrı kontrolü sağlar




Epidural anestezi nasıl uygulanır?
İşlem otururken yapılabilirse de genellikle yan yatarken yapılır Enjeksiyon sırasında hareket etmemeniz gerekir Önce belinizin anestezi uygulanacak bölgesi antiseptik bir ilaçla silinerek temizlenir ve iğnenin yapılacağı yer küçük bir iğne ile uyuşturulur Ardından anestezist bir iğne aracılığı ile lokal anestezi ilacını omurilik zarının çevresine verir Bu, doğum kanalının çevresinin uyuşmasını sağlar, doğum veya cerrahi işleme ait ağrı başka bir ilaca gerek kalmadan giderilir

Sıklıkla çok ince, yumuşak bir plastik tüp (kateter) bu iğnenin içinden ilerletilir ve iğne geri çekilerek kateter burada bırakılır Bu sayede kateterden gerektikçe ilaç verilerek uzun süreli ağrı kontrolü sağlanabilir Yerinde kalmasını sağlamak için kateterin dışarıda kalan kısmı sırtınıza bantlanır İşlem bittikten sonra rahatsızlık duymadan sırtüstü yatabilir, yatak içinde hareket edebilirsiniz İlaç verilirken bel bölgesinde bir soğukluk hissedebilirsiniz İlacın etkili olması için 20-30 dakika geçmesi gerekir Uyuşukluğun derecesi kullanılan ilaca ve dozuna bağlıdır Doğum ağrısını gidermek için düşük dozda ilaç verilir Bu şekilde ağrı olmasa da kasılmaları hissedersiniz Doz artırılarak sezaryen girişimi için de yeterli uyuşma sağlanabilir Doğum veya sezaryen ameliyatı sonrası ağrı olursa epidural kateterden sürekli olarak ilaç verilerek giderilebilir Bazı durumlarda katetere bir pompa bağlanır Bu pompaya zaman zaman basıp ilaç vererek ağrı tedavisine aktif olarak siz de katılabilirsiniz (Hasta-kontrollü ağrı giderilmesi)




Bölgesel anestezinin istenmeyen etkileri var mıdır?
Bölgesel anestezi ile istenmeyen etkilerin gözlenmesi nadirdir Ancak her tip anestezi uygulamasında olduğu gibi bölgesel anestezide de yan etki görülebilir Başağrısı, kas ağrıları ve tansiyon düşmesi gibi hafif ve kısa süreli etkiler gelişebilir Anestezistiniz epidural anestezinin risklerini, faydalarını ve istenmeyen etkileri size açıklayacaktır

Kaynak: Meltem Hastanesi (meltemhastanesicom)




Doğum Sonrası Depresyon

Çevresel faktörler ve doğum sonrası vücutta oluşan hormonal değişiklikler, kadınlarda bazı psikolojik sorunların ortaya çıkmasına neden olabiliyor Uzmanlar bu durumun "annelik hüznü" ile karıştırılmaması gerektiğini belirtiyorlar

Aileye katılacak yeni bireyin getireceği ek sorumluluklar gibi çevresel faktörlerin yanında, oluşan hormonal değişiklikler, kadınlarda doğum sonrası depresyona neden olabiliyor Depresyonun genellikle doğumdan sonraki ilk haftalarda etkili olduğunu anlatan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof Dr Selçuk Kırlı, doğum sonrası depresyonunun aileye karşı sevgisizlik, sıkıntı, hayattan zevk alamama, çocuğu reddetme, hatta intihara kadar gidebilecek ciddi sorunlara yol açabileceğini ifade etti

Doğum sonrası depresyonunun, doğum yapan her kadında normal olarak görülen ''annelik hüznü'' ile karıştırılmaması gerektiğinin altını çizen Prof Dr Kırlı, şunları söyledi:

''Depresyon kişinin ilk doğumundan sonra oluştuysa, diğer doğumlarda da oluşabilir Bu nedenle sonraki doğumlarda hazırlıklı olmak için hekimle temasta olmak gerek Aileler, depresyonu (annelik hüznü) ile karıştırıyor ve önemsemiyorlar (Kendiliğinden geçer) diye doktora başvurma gereği bile duymuyorlar Oysaki bu çok yanlış davranış Doğum sonrası depresyonu kendiliğinden geçmez Depresyonlar da diğer hastalıklar gibi kabul edilip, mutlaka bir uzman nezaretinde tedavi edilmelidir''

Doğum sonrası depresyonun, ilaç tedavisiyle genellikle 6 ayda yapılabildiğini anlatan Prof Dr Kırlı, tedavinin kişinin durumuna bağlı olarak 2 yıla kadar da uzayabildiğini sözlerine ekledi


Hangi Doğum Sağlıklı?

Anne adaylarının çoğu sezaryeni seçiyor Oysa normal doğum bebek ve anne için daha yararlı Üstelik sanıldığı kadar zor da değil

Türkiye'de kadınların yüzde 80'i sezaryenle doğum yapıyor ABD'de ise bu oran sadece yüzde 20 Doktorlar kadınların sezaryeni tercih etme nedeni olarak korkuyu gösteriyor Sağlık ve maliyet açısından bakıldığında normal doğum sezaryene göre çok daha avantajlı

Memorial Hastanesi çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr Arzu Özgeneci, yurtdışında hamilelik eğitim programlarının bulunması, sezaryenin sigorta kapsamı dışında olmasının normal doğumun tercih edilmesinde etkili olduğunu söyledi Hamileliğin altıncı ayında başlayıp iki ay süren eğitim programlarına anne ve babanın gitmesini öneren Özgeneci, "Bu kurslarda anne ve babanın bilmesi gereken her şey öğretiliyor İnsan neyle karşı karşıya olduğunu bilir ve bilgilenirse korkuları da azalıyor Normal doğumda anestezi uygulamasıyla annenin ağrıları da azaltılıyor Türkiye'de farkındalık düzeyinin artması, teknolojinin gelişmesiyle normal doğumlarda artış var, ama bu yeterli değil" diye konuştu


Neden sezaryen?
Sezaryene büyük bir ameliyat gibi bakılması gerektiği belirtilirken anne ve bebeğin koşullarının uygun olması halinde normal doğum yapılması öneriliyor Bazı anne ve babalar çocuğun burcunun istedikleri gibi olması için veya doğumu daha önceden belirledikleri özel bir güne denk getirmek için sezaryene başvurabiliyor Bunların yanı sıra bazı fiziksel koşullar da doğumun sezaryen yöntemiyle olmasını zorunlu kılıyor Normal doğumda başı aşağıya doğru olması gereken bebek yan veya çapraz dönmüşse ya da bebeğin ağırlığı dört kilodan fazlaysa sezaryen kaçınılmaz oluyor Anne açısından bakıldığında da sezaryenin gerekli olduğu durumlar bulunuyor Örneğin bel fıtığı, kalp ve beyin rahatsızlığı bulunan anne adayları da sezaryen yöntemiyle doğurtuluyor Bu tür durumlarda normal doğumda diretmek hem annenin hem de bebeğin sağlığını, hatta hayatını bile tehlikeye atmak demek


Normal doğumun avantajı
Sezaryenin hem annenin hem de bebeğin anestezi almak olduğunun unutulmaması gerektiğini belirten Dr Arzu Özgeneci, normal yolla doğumun avantajlarını şöyle sıraladı:

"Bebek annenin karnındayken, su içinde yüzer pozisyondadır ve bu nedenle akciğerleri suyla dolmuştur Normal doğumda önce bebeğin kafası, ardından basınçla göğüs kafesi çıkar Bu sırada bebeğin ciğerlerindeki sıvı boşalır ve ağlamaya başlar Ağlamayla birlikte akciğerlere hava gider Oysa sezaryende basınç olmadığı için bebek ciğerlerindeki suyu atmadan doğuyor Sezaryenle doğan bebek, normal yolla doğan bebeğe oranla üç gün boyunca daha hızlı nefes alıp veriyor ki ciğerlerindeki sıvıyı atabilsin Ayrıca sezaryen yöntemiyle doğumda bebek anestezi aldığı için uyanmıyor, emzirmeye daha geç başlanıyor Oysa ki ideal olan, bebeğin doğduktan sonra ilk yarım saatte emzirilmesidir"

Dr Özgeneci, gerekmedikçe sezaryenle doğum yapmanın annenin sağlığını da olumsuz etkileyebilecek yönleri olduğunu şöyle anlattı: "Doğumdan sonra ağrı olduğu için anne hayata geç başlayabiliyor Normal doğum yapan anne ve bebeği yaklaşık 24 saat sonra taburcu edebilirken, sezaryende bu süre 72 saattir 'Bebeğin sarılığı var mı, solunumu iyi mi, annede bir sorun görülüyor mu?' Bütün bu risklerin düşünülmesi gerekiyor Sezaryenle doğum yapan annelerin uzun süre ağır işlerden kaçınması gerekiyor Çünkü dikiş yerlerinde ağrılar da oluyor Sezaryenle doğum yapan anneler normal doğum yapanlara göre de daha geç kilo veriyor"


Ağrısız doğum
Anne olmak isteyen çoğu kadının adeta kâbusu olan normal doğum sancıları için ise artık çözüm var 'Epidural anestezi' adı verilen ve sıklıkla normal doğumda kullanılan bu yöntemle, omurilikten çıkan sinirlerin omuriliği çevreleyen zardan çıktıktan sonra vücuda dağıldığı nokta uyuşturuluyor Böylece bel ve belin alt kısmı uyuşturuluyor ve ağrı hissedilmiyor Bölgesel bir anestezi olan bu yöntem sayesinde doğum yapan kadın etrafında olup bitenleri, özellikle bebeğin doğumunu görme şansına sahip oluyor Tam ağrı kontrolü sağlanabilen 'epidural anestezi'de doğum sonrası 1-2 gün ağrı hissedilmiyor ve hareket edilebiliyor

Metropolitan Florance Nightingale Hastanesi çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Meral Saraçel ise, doğum öncesi hangi yöntemle çocuk doğurulacağına karar verilmesi kadar, annenin doğum yapacağı yerin seçimine özen göstermesi gerektiğini hatırlatarak, annelere şu ipuçlarını verdi:


Bavulunuz hazır olsun
"Anne mutlaka doğum yapacağı yeri önceden görmeli ve bu konuda bilgilenmeli Hangi hastanede doğum yapacağına karar vermeli anne Bebek odasını görsün Çünkü doğduğu an bebeğini teslim ediyor Doğum yapacağı hastaneyi seçerken anne sütünü destekliyorlar mı, doğar doğmaz bebeği getiriyorlar mı, yoksa mama mı kullanıyorlar bunları öğrenmeli Çoğu anne, kadın doğumcuları tanıyor ama çocuk doktorunu bilmiyor Doğumdan önce mutlaka çocuk doktorunu görmeli, konuşmalı ve güven sağlanmalı Emzirmeyle ilgili kendini hazırlasın Meme ucu içeri çökükse masaj yaparak dışa doğru çekerek hazırlansın Anne her zaman doğum yapabilirmiş gibi hazırlıklı olsun 7'nci aydan itibaren bavulu hazır olsun"


Kaynak: ekolaynet/kadin



Doğum Sonrası Jimnastik

Doğumdan sadece altı hafta sonra bebeğinizle birlikte jimnastik yapabilirsiniz

Bu forma girme programı sadece anneler ve yenidoğan bebekleri için Bu program sayesinde hem siz doğumdan önceki formunuza kavuşacaksınız, hem de bebeğiniz sizinle girdiği bu yakın ilişkiden ötürü mutlu olacak; algısı ve vücudu daha kolay gelişecek Doğumunuzdan sonra jimnastik yapmak istiyorsanız, bunu yapmak için temizliği bitirmeyi, küçüğün mamasını hazırlayıp, onu yedirip, yatırmayı beklemenize gerek yok Bunu beklerseniz, hiçbir zaman uygun zamanı gelmez Gelse bile siz yorgunluktan kolunuzu kaldıramayacak halde olursunuz Beklemek yerine, zamanı iyi şekilde değerlendirin ve sevgili bebeğinizle birlikte jimnastik yapmanın tadına varın Bu egzersizler sadece anneler ve küçük bebekleri için geçerli Dokuz aylık hamilelik süresinden sonra, yıpranan ve hareketsiz kalan bütün vücudunuz bu egzersizler sayesinde yeniden çalışmaya başlar Siz karnınızı sıkılaştırırken ve sırtınızı güçlendirirken, bebeğiniz de hem görsel, hem de bedensel algılamasını geliştirecek Kollarını ve bacaklarını hareket ettirirken aynı zamanda gözleriyle de sizi izleyecektir Böylece onunla sadece ona özel, çok yakın bir ilişkiniz olacak Sonuçta, hem yararlı, hem de harika zaman geçireceksiniz Üstelik hem oyun ilişkileriniz derinleşecek, hem de bebeğiniz kolaylıkla, dengesini bulacak, kasları gelişecek Bu programı birçok ay boyunca sürdürürseniz, bebeğinizin sportif yönünün gelişmesine de çok yardımcı olursunuz Daha büyük bir çocuğunuz varsa, o da sizinle ve kardeşiyle birlikte bu hareketleri yapabilir Ancak, egzersizler sırasında onunla konuşun, hareketleri dilediği gibi yapmasına izin verin ve ona dokunun Böylece kardeşini kıskanmaz, aksine sizinle birlikte bu işi paylaştığı için kendini mutlu hisseder Egzersizlere başladığınızda kendinizi zorlamayın ve yavaş yavaş ilerleyin Unutmayın vücudunuzun tekrar harekete başlamaya alışması gerekiyor Bu hem eklemleriniz, hem sırtınız, hem de basenleriniz için geçerlidir Doğumu izleyen haftalarda, genç anneler kendilerini çok yorgun, neredeyse depresyona girecek kadar yorgun hissederler Tekrar dinçleşmek için düzenli olarak bir fizik aktivitesi yapmak, vücudu hareket ettirmek en iyi yoldur Birkaç günün sonunda, hem uyku düzeninizde, hem de iştahınızda bunun etkilerini göreceksiniz Burada verdiğimiz bütün egzersizlerin en az sekiz kadar tekrarlamanız gerekir, ama eğer isterseniz daha fazlasını da yapabilirsiniz İyi jimnastikler



Hassas bölgeleri güçlendirmek için 11 etkili egzersiz

Bu 11 egzersizi doğumdan 6 hafta sonra, haftada en az üç kez olmak üzere istediğiniz sıklıkla yapabilirsiniz Jimnastik yapacağınız mekanın geniş olmasına dikkat ederek, rahat giysilerinizi giyin ve daha iyi konsantre olmak için bebeğinizle birlikte zevkli dakikalar geçirmeye hazırlanın Bebeğinizin altının temiz olmasına ve karnının aç olmamasına da özen göstermelisiniz

1- Karnınızı sertleştirmek için Sırtüstü yere uzanın ve bacaklarınızı havada üstüste koyun Bebeğinizi karnınız üzerine oturtun, sırtı oyluklarınız üzerine yerleşsin; aynı zamanda iki elinden tutun Karnınızı içinize çekin ve aynı anda kasın Sırtınızın aşağı kısmı yere değmeli Bu pozisyonda, başınızı ve vücudunuzun üst kısmını kaldırın, bu sırada karnınız ve baseniniz kasılı olmalı Başlangıçta, kendinizi zorlamayın Ve kendinize dinlenmek için ara verin Bu aralarda da, bebeğinizi kollarının altından tutarak, kendinize doğru çekin Onu kendi kendine kalkmaya alıştırmalısınız Siz karın kaslarınızı çalıştırırken, o da boyun kaslarını güçlendirecek ve başını daha iyi kontrol etmeyi öğrenecek

2- Mideyi kaslandırmak Sırt üstü uzanın, böbreklerinize destek vermesi amacıyla, katlanmış bir havlunun üzerine yatabilirsiniz Dizlerinizi kırın ve ayaklarınızı sağlam bir şekilde yere basın Bebeğinizi sırtı oyluklarınıza dayanacak şekilde üzerinize yerleştirin Bütün basen kaslarını gererek, karnınızı içeri çekin Yavaşca büstünüzü kaldırın, bu arada da bebeğinizi bir eliniz ile tutun Öteki elinizi de ters taraftaki dizinizin üzerine doğru uzatın Bu hareketi en az sekiz kere, kendinizi iyi hissederseniz daha fazla kez tekrarlayın Kendinize bir ara verdikten sonra, bu kez de öteki tarafınızla aynı hareketleri tekrarlayın Bu bebeğinizin dengesini bulması için çok iyi bir egzersiz türüdür Aynı zamanda, sizin karın bölgesi kaslarınızın güçlenmesine yardımcı olacağı gibi, midenizin de gerilmesine yardımcı olacaktır

3- Mideyi germek Bebeğiniz sırt üstü uzanmış bir şekilde önünüze alarak, yüz üstü uzanın Karnınızın alt kısmına havlu koymayı ihmal etmeyin, aksi takdirde, böbreklerinizi zorlayabilirsiniz Aynı şekilde bebeğinizi de bir havlunun üzerine yatırın Bu pozisyonda, avuçiçleriniz yere değecek şekilde, kollarınızı uzatarak bebeğinize yaklaşmaya çalışın Karın kaslarınız kasılmış bir durumda 15 ile 60 saniye arasında bu şekilde kalın Bebeğiniz sizi kendisine yakın hissetmekten çok memnun olacaktır Her arada bebeğinizi sevip okşamalısınız

4- Sırtı ve kalçaları sıkılaştırmak Her ikinizde aynı pozisyonda uzanın Düzenli olarak her bacağınızı en az 8 kez kaldırın Her hareket arasında gevşeyin Siz bacak kaslarınızı çalıştırırken, bebeğiniz de eğlenecek

5- Sırtınızı güçlendirin Aynı pozisyonda yatarken, kollarınızı sırtınızın arkasında birleştirin Kürekkemiğinizi gerin ve başınızı 6 ile 8 kez kaldırın Böylece sırtınızın üst bölge kaslarını çalıştırmış oluyorsunuz Her hareket arasında gevşemeyi unutmayın

6- Göğüs ve kollarınızı sıkılaştırın Oturun ve bebeğinizi önünüze alın Koltuk altlarından öne ve arkaya kaldırın, sonra yukarı kaldırın ve indirin; bunu sekiz kez yapmalısınız Ancak her harekettten sonra bir ara vermeyi ihmal etmeyin Bebeğinizin boyununu güçlendirirken aynı zamanda kollarınızı ve göğüsünüzü de kuvvetlendirecek ve sıkılaştıracaksınız

7- Kol ve göğüsü gerin Oturur pozisyonda, kollarınızı arkada birleştirin ve kaldırabildiğiniz kadar yukarı kaldırın Bu gerginlikte 15 ile 60 saniye arasında tutun, gevşeyin ve sonra tekrar başlayın

8- Oylukları sıkılaştırın Ayakta, oyluklar açılmış, bebeğinizi kollarından tutun Baseninizi gerin, sonra hafifçe dizlerinizi kırın, büstünüzü öne eğin Sırtınızı düz ve gergin tutun Ayaklarınızı düz tutarak ve oyluklarınızın üzerine gerinerek, topuklarınız üzerine inin Sonra kalkın Egzersizi 8 kez tekrarlayın, bu arada her seferinde bir durak vermeyi unutmayın

9- Oylukları gerin Ayakta, bebeğiniz göğüsünüze yaslanmış şekilde, bir bacağınızı öne çekerek durun Bu pozisyonda 15 ile 60 sanile arasında kaldıktan sonra ayak değiştirin

10- Sırtınızı esnetin Bebeğinizi yeniden önünüze sırtüstü yatırın Bir kedi gibi sırtınızı yuvarlatarak, kalçalarınızı da topuklarınıza oturtarak yerleşin (a) Sonra öne doğru kayın, başınız yere doğru olsun Kollarınızın yardımı ile kendinizi kaldırın ve sonra tekrar sırtınızı eski haline getirin (b) Hareketi yapabildiğiniz kadar tekrarlayın Bu hareket bebeğinizi eğlendirecektir Sizi gözleriyle izlerken hem gülecek ve bunu eğlenceli bir oyun olarak algılayacaktır

11- Sırtınızı gerin Sırtınızı tekrar yuvarlak yapın Bebeğinizi altınızı alın Sırtınız eğik olarak bu pozisyonda en fazla bir dakika kalın Bakışlarınızı bebeğinizden ayırmayın


Kaynak: Milliyetcomtr
PİROZZZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Google Sponsoru
Cevapla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 11 (0 üye ve 11 misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap son Mesaj
Sinir sistemine etkili ilaçlar dj.sallama Eczacılık 0 01-18-2009 12:54
önce Ilaç Nedir Nasıl Verimli Kullanılır Onu Bir öğrenelim _KASIRGA_ İnsan Sağlığı 2 09-01-2008 18:35
Hamilelikte Dişlere Dikkat SonSuzluk Gebelikte Annelik 1 08-31-2008 09:37
göz damlaları Dj.COBRA Eczacılık 3 08-26-2008 18:50
Sonda Nedir, Sonda Kullanımı SonSuzluk İnsan Sağlığı 0 07-01-2008 09:58


Saat 11:25.


Yapımcı: vBulletin Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014 , Jelsoft Enterprises Ltd.br

Copyright © 2014 , FORUM 47 ©All Rights Reserved
Türkçe Çeviri: Murat

9 11 12 13 14 15 16 17 18 19 36 37 39 40 41 42 43 44 45 47 48 49 50 52 53 55 56 57 58 60 61 62 63 64 65 66 67 70 71 72 73 74 75 79 81 84 85 87 88 89 90 92 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 105 126 135 136 139 141 142 143 144 145 146 150 157 158 160 163 164 165 166 169 170 171 172 173 174 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 204 205 206 209 211 212 213 214 221 225 226 227 229 232 233 234 235 236 237 238 242 243 247 248 252 253 271 272 273 274 276 312 313 318 319 324 325 326 330 331 333 334 339 341 343 344 347 350 355 360 362 407 411 414 440 441 442 443 464 489 490 497 505 506 512 513 514 516 518 520 521 541 542 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 565 566 567 569 570 571 573 574 575 577 578 579 580 581 582 588 589 590 591 592 593 631 632 633 634 635 636 637 638 641 645 647 648 649 650 651 652 655 656 657 658 660 661 662 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 683 684 685 687 688 689 690 691 692 693 695 710 715 716 717 718 719 720 722 723 724 725 727 739 741 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 760 761 762 763 764 765 770 784 785 786 787 788 789 790 791 799 800 801 804 805 806 807 809 812 813 814 815 816 817 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 838 839