Forum47

PORTAL Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et
Geri git   Forum47 Mardin'in Gülü >
•.(¯`•.Eğitim •´¯).• > Eğitim > Eğitici Bilgiler
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Radyo Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Tags: , , , , , , , , ,

Konu Bilgileri

bir sosyal kurum olarak okul - Aile ile okul arasındaki yapısal ilişkiler

Görüntülemeler : 2407

Konudaki Cevap Sayısı : 0

Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler :  

Yeni Konu aç Cevapla
 
Konu Araçları Stil
Alt 06-10-2008, 20:01   #1 (permalink)
Devamlı Üye
 
TACDİN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

www.forum47.com
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 3,189
Üye No: 28
Teşekkür Thanks: 7,053
Thanked 5,821 Times in 2,729 Posts
İtibar
Rep Puanı : 300
Rep Derecesi : TACDİN is a jewel in the roughTACDİN is a jewel in the roughTACDİN is a jewel in the roughTACDİN is a jewel in the rough
bir sosyal kurum olarak okul - Aile ile okul arasındaki yapısal ilişkiler




bir sosyal kurum olarak okul



Okul ve aile

çocukların ve gençlerin sosyalleşmesinde en etkili iki kurum, okul ve ailedir Ailede okul gibi kurumlaşmış sosyal bir sosyal sistemdir Bu iki kurum, çocukların kognitif*, ve sınırsız olan kurumlardır Eğitim-öğretimde önemli olan zekâ ve yeteneklerin geliştirilmesinde, ailedeki sosyalleşme şartları, anne-babanın çocuk yetiştirme stilleri; ailenin, içinde bulunduğu sosyal sınıfı veya tabakayı çocukların yetiştirilmesinde ve eğitiminde bazen hissettirip genellikle hiç hissettirmemeleri ("yemeyip yediren, giymeyip giydiren anne-babalar örneği"), bu kurumun okuldan daha etkili bir eğitim-öğretim kurumu olmasına neden olmaktadır çocukların yetiştirilmesinde ve eğitim-öğretiminde okul-aile bağlantısı ve etkileşimi çok çok önce başlamaktadır

Ailedeki sosyalleşme şartlarının, çocukların daha sonraki okul hayatlarını ve başarılarını nasıl etkilediğini gösteren yüzlerce Eğitim Sosyolojisi araştırması bulunmaktadır Öte yandan okul hayatı içinde de çocukların sosyal hayatlarının yarı zamanlarını okulda, yarı zamanlarını aile içinde geçirmeleri, okul-aile arasındaki karşılıklı interaksiyonu zorunlu kılmış ve bir çok araştırma, ailedeki sosyalleşme ile okuldaki sosyalleşme arasına sınırlar konulamayacağını, bunların bir arada ele alınıp değerlendirilmesinin daha doğru olacağı sonucuna varmıştır

Ama buna rağmen Eğitim Sosyolojisindeki araştırmalarda ailedeki ve okuldaki sosyalleşme farkları ortaya konmuş, hattâ bu sosyalleşme farklılıkları yüzünden, çocukların aileden okula geçerken, gençlerin de okuldan meslek hayatına geçerken okul şoku veya pratik şoku diye adlandırılan önemli davranış sarsıntıları geçirdikleri tespit edilerek çözüm yolları aranmaya başlanmıştır Bu, farklı sosyalleştirme şartlarının egemen olduğu toplumlar arasındaki geçiş problemleri; kişilerin sosyalleşmesine, kognitif ve motivasyonel gelişimlerine, kendilerinden beklenen davranışları benimseyerek yapmalarına, sosyal rol ilişkilerine ve yorumlarına, toplumsal değerleri benimsemelerine ve politik vaziyetalışlarına önemli ölçüde etki etmektedir Eğer çocukların birincil sosyalleşme yeri olan aile içindeki kognitif gelişmesi ve motivasyonu, ikincil sosyalleşme yeri olan okuldaki ile uyum içinde ise, çocuğun başarılı bir okul hayatı olacak demektir; yok, eğer bu kurumlar arasında uyumsuzluk var ise o zaman da çocuğun okul hayatında başarılı olması güçleşecektir

Eğitim Sosyolojisinde problemin çözümünü kolaylaştırmak için aile ve okul sistemleri mukayese edilmekte, her iki sistemin içinde bulunduğu sosyal yapı şartları araştırılmakta ve karşılaştırılmaktadır

811 Aile ile okul arasındaki yapısal ilişkiler

Son yıllarda yapılan eğitim bilimsel araştırmalar, çocukların okula ilk başladıkları sırada görülen okul başarısızlıklarının arkasından okul korkusunun önemli bir yer tuttuğuna işaret etmektedir Öte yandan öğrencilerin okulda -tedavi gerektirecek kadar- ağır davranış bozuklukları göstermeleri, hattâ okul problemleri yüzünden giderek artan sayıda öğrencinin intihara teşebbüs etmeleri, okuldaki davranış yönlendirmeleri ve iletişim biçimleri ile ailedekilerin farklılığına; aileden okula geçişin gittikçe artan sayıda çocuk için bir tehdit teşkil ettiğine dikkati çekmiştir KPlake, bu problemlerin nedeni olarak özellikle sanayileşmiş toplumlarda görülen yapısal sosyalleşme çatışmalarına değinmiştir Okul ve aile arasındaki yapı farklılıklarının temelinde de farklı iletişim ve etkileşim yapıları ve farklı değerler yatmaktadır

Aile ve okul sistemlerinin karşılaştırılmasında pek çok yazarlar, Amerikan sosyologu Talcott Parsons'ın "değişebilir kalıplar" ("pattern variables") kavramını ölçü olarak almakta; farklı davranış, hareket ve değer biçimleri için kullanmaktadırlar Parsons, bazı sosyal kurallar açısından insanların davranış kalıplarına girmelerini analiz etmiş ve bunları beş grupta toplamıştır Bu, okul ve ailedeki yapısal farklılıkların sosyal interaksiyonu nasıl etkilediğini göstermek, her iki sistemdeki değer ve tecrübe farklılıklarını belirtmek için kullanılmıştır Parsons'ın beş alternatif kalıbı şunlardır:

1 Çabuk uyarılabilirlik ve sakinlik (duygululuk - duygulu güdülenme yokluğu): çabuk uyarılabilirlik kişinin dış ve çevre uyaranlarına karşı açıkça duygusal ve heyecansal tepkiler göstermesi; duygusal yönden hiç disiplin tanımaması demektir Bu, genellikle aileler içinde geçerlidir; okulda ise kişinin içtepilerinin ve heyecansal çıkışlarının kontrol altına alındığı, kişinin disipline edildiği davranış kalıpları egemendir

2 Kendi başına hareket etme - grup halinde hareket etme (kendine yönelme - topluma yönelme): Kendi başına hareket eden kişi, herhangi bir durumda çevresindeki insanların sosyal değerlerini ve çıkarlarını hiçe sayarak kendi özel çıkarlarına göre hareket eder Grup halinde hareket eden ise, kendisinin dâhil olduğu grubun çıkarlarına riayet eder; eğer grup veya kamu çıkarları kendi çıkarlarına zıt düşüyorsa, kendi çıkarları aleyhinde ve grup çıkarları yanında yer alır

3 Parçacı - bütüncü (hareket ederken kendi öznel ölçütlerine ağırlık verme evrensel ölçütlere ağırlık verme, "Partikularismus Universalismus"): Parçacı bir kişi kendi kararlarını verirken belirli bir kişi veya objenin hangi özelliklerinin veya davranış biçimlerinin kendisi için şahsen önem taşıdığına dikkat eden özelci bir kişidir Bütüncü kişi ise, kendi kararlarını verirken genel olarak bilinen toplumsal ölçütlere uyar

4 Uzun vadede geçerli özelliklere önem verme - bir andaki başarıya önem verme (diğer insanları özgül niteliklerine göre değerlendirme - diğer insanları başarı düzeylerine ve durumlarına göre değerlendirme): Bazı kişiler, değerlendirmede bir kişinin gerçek ve mümkün davranışlarından çok onun özelliklerine ağırlık verirler Bazıları ise bir şeyi değerlendirirken onun özelliklerinden çok gerçek ve mümkün davranışlara önem verirler

5 Dağınıklık - bir alanda yoğunluk kazanma (yaygın ilgi
- özgün ve yoğun ilgi): Eğer sosyal bir konunun önemi, bir kişi için belirli bir alanda sınırlanamıyorsa dağınıklık, yayılma var demektir Bunun zıddı olarak da, bir sosyal konunun anlamı belirli düşüncelerde, belirli bir alanda sınırlandırılabilir

Bu sayılanlar, bireylerin sosyalleşmesinde çok önemli olan sosyalleşme amaçlarıdır Bireysel ihtiyaçlarda ve sosyal rollerde bir uyumu, herkes için bağlayıcı ve herkesin benimseyebileceği bir değerler sistemi ve dayanışmayı amaçlaması bakımından da Amerikan toplum yapısını esas almaktadır

Parsons'a göre, kişilerin yukarıda alternatif çiftleri olarak sunulan davranış kalıplarından hangilerini seçeceği hususunu somut interaksiyon durumları belirler; interaksiyon durumlarını belirleyenler ve yaratanlar da sosyal kurumlardır Gene Parsons'ın fikrine göre, çocuklar aile içinde genellikle çabuk uyarılabilir, kendisini şahsen ilgilendiren hususlara önem verir ve yetiştirilmesi sırasında belirli bir sosyal alanla sınırlanmamış davranış özelliklerine ağırlık verilir çünkü aile içindeki sosyal ilişkiler duygusallık ölçüsündedir; aile bireyleri birbirlerini severler, korurlar, saygı gösterirler; burada kişiler merkezdedir Sosyal kurumlar içinde, sosyal interaksiyonu duygusal temele dayalı kurumların başında aile gelir Bu durum, özellikle modern küçük ailelerde daha karakteristik bir hal almıştır; çünkü aile gittikçe küçülmektedir, buna karşılık gittikçe daha büyük bir coğrafî mekanda yaşamak ve hareket etmek zorundadır Buna göre de, ailedeki rol farklılaşması kalkmakta, sosyal duygusal talepler artmaktadır Sanayileşme öncesi büyük aileler içinde rol farklılaşması oldukça açık ve berrak bir vaziyet almış, herkes bazı alanlarda uzmanlaşmıştı; buna göre de ilişkiler daha rasyonel esaslara göre düzenlenebiliyordu Modern ailedeki duygusal ilişkilerin ağırlığı en başta eş seçiminden başlamaktadır

Ailedeki sosyal interaksiyonla okuldakinin birbirinden farklı, hattâ bazen da zıt olduklarını, çocuklar okula girer girmez öğrenirler ve bu farklılık çocuk için giderek önem kazanır Okulda herkesin rasyonel olarak belirlenmiş sosyal rollerine göre bazı normatif beklentiler egemendir; duygu ve sevgi iletişimi yerine sözel rasyonel iletişim ve etkileşim vardır Öyle ki, öğrenciler de, öğretmenlerin duygusal davranmamasını, tarafsız olmasını isterler; öğretmen-öğrenci ilişkileri büyük oranda duygu ve heyecanlardan arınmıştır Bu, öğretmen ve öğrenciler için bir problem olur, onların benliklerini zedeler; ama okulda, ailedeki sosyal interaksiyonun aynen sürmesi de o derece sakıncalı ve zararlıdır

Eğitim biliminde yapılan araştırmalar küçük çocukların; öğretmenlerin güvenilir ilişkiler içinde olmalarına, kendi ruhsal problemlerini anlamalarına ve duygusal sıcaklıklarına daha çok önem verirken; büyük öğrenciler için önemli olanın, öğretmenin bilgi ve sosyal yetenekleri olduğunu ortaya çıkarmıştır

Okuldaki sosyal interaksiyon, bir çok noktalarda ailedekinden farklıdır Okulda, dersin veya okulun amaçlarıyla bağdaşmayan davranışlar hoş görülmez İlişkiler zaman, mekan ve muhteva olarak sınırlandırılmıştır Öğrenci okulda kendisine yüklenen sosyal role göre davranacaktır; öğretmeni örnek kişi olarak alacak, onu taklit ederken onun şahsiyet özelliklerine, vaziyetalışlarına ve değerler hiyerarşisine dikkat edecektir Okuldaki rasyonel ve değişmez düzene uymak, oldukça yumuşak, anne-babaların şefkati yüzünden sık sık değişen ve hattâ hiç olmayan aile düzeninde yaşamaktan oldukça farklıdır Ailedeki informel sosyal ilişkiler okulda oldukça katı formel ilişkilere dönüşmüştür Formel ilişkiler, herkesin duygusal hayatını kontrol altına almayı gerektirir; herkes okul denen sosyal kurumun herkesçe geçerli kriterlerine göre davranmak zorundadır; okuldaki bu kriterler de başarı prensibine göre organize edilir

Okulun, kişilerden bağımsız, duygusal ilişkiler olmayan, davranışların başarı prensibine göre formel olarak düzenlendiği interaksiyon sisteminde bütün öğrencilere eşit davranılır Öğrencideki davranış sarsıntılarının temeli olarak, okuldaki sosyal ilişkilerin formelleşmesi kabul edilmektedir; sürekli olarak kurallara uyma mecburiyeti, bireysel istekleri bastırma, heyecanları önleme vs çocukları bunalıma itmektedir çocuğun kendini sınırlandırması, ağır bir sosyal kontrolün altına girmesi, davranışlarını genel ölçülere göre organize etmesi, ferdî farkların görmezlikten gelinmesi, herhangi bir geri kalma durumunda telafi imkânlarının çok fazla olmaması, çocuk için bir çok bireysel ve sosyal problemlerin kaynağı olmaktadır

812 Ailedeki ve okuldaki iletişim yapıları

Ailedeki ve okuldaki iletişim kanalları, iletişim biçimleri ve sosyalleşme fonksiyonları oldukça farklıdır Gerçi ailedeki duygusal destekli eğitim stili ile okuldaki kontrollü, sert eğitim stillerini uzlaştırma denemeleri vardır; ama bu iki kurumdaki sosyal ilişkilerin yapısı, kurumların amaçları, özel davranış biçimlerinin oldukça farklı olması, bu alandaki başarıları engellemektedir Eğer özetlemek gerekirse, ailenin sosyalleştirme amaçları şunlardır:

* çocuğun kendine güvenini geliştirmek;
* çocuğun ahlâki bilincini (vicdanını) geliştirmek,
* çocuğun zihnî yeteneklerini ve problem çözme yetisini geliştirmek;
* çocukta sürekli bir başarı motivasyonunun bulunmasını sağlamak;
* çocukta empati ve dayanışma duygularını geliştirmek;
* çocukta, karşılaştığı çatışmaları soğukkanlı olarak
değerlendirme, verimli ve üretici biçimde çözme yeteneğini geliştirmek

Çocuk, bu sosyalleşme amaçlarını daha küçük çocukluk döneminde, aile eğitimi içinde gerçekleştirecektir Aile fertlerinin aralarındaki iletişimleri, çocuğa karşı davranışları sosyalleşme amaçlarına ulaşmayı etkileyecektir RDerter, çocuğun gelişimini; algıların, duygu, heyecan ve vaziyetalışların giderek farklılaşması, çevreye karşı giderek daralması ve kanalize olması şeklinde anlamaktadır çocuk büyüdükçe kendi şahsiyetini kazanır ve çevreden farklılaşır; algı ve ilgi alanlarında bir uzmanlaşma ortaya çıkar çocuğun daha sonraki sosyal gelişimi büyük ölüde aileye bağlıdır F Neidhardt, çocuğun sosyalleşmesi için önemli olan aile iletişiminde, bilhassa şunlar üzerinde durmaktadır: aile iletişim sâbittir, kolayca değişmez; çünkü kişiler değişmez Aile iletişiminde duygusal bir sıcaklık ve yoğunluk vardır; bunun olmaması halinde hospitalizm olayları ortaya çıkar Aile iletişiminde yukarıda sayılan özellikler diğer sosyal gruplarda yer almadığı için, ailedeki birincil sosyalleşme daha esaslı ve başarılıdır Ama bu sosyalleşme şartları çocuğun çevresinde hiç yoksa, aile bunu sağlamıyorsa, durum tamamen çocuğun aleyhinde olacaktır Kortu nevrozu olan aileler, paranoid aileler, histerik aileler -bir aile olmalarına rağmen- çocuklar için tamamen ters bir sosyalleşme ortamı yaratırlar Aile içinde anne-babanın otoritesi anne-babanın yumuşaklığı, karşılıklı ihtiyaç ve isteklerini karşılama tarzları da önemlidir

Okulda, ailedeki hareket yönlendirmelerinin hemen hemen tam zıddı hüküm sürmektedir; çocukların hareketleri -ve esasen hayatın anlamı- belirli alanlarda sınırlanmıştır; çocuk duygusal ve heyecansal durumlarda kendin kontrol etmek, disiplinli olmak zorundadır; kararlarını verirken kendi fikir ve arzularından çok genel ölçülere uymak zorundadır Okuldaki iletişim yapıları da ailedekinden farklıdır Okuldaki iletişim yapısını -esas olarak- okul yönetimi ve yönetmelikler tarafından belirlenmiş rol yapısı tayin eder; iletişim bilhassa derslerde ve daha önceden konulmuş çerçeve şartlar içinde olmaktadır Bir kere öğretmen ile öğrenci arasında simetrik olmayan bir iletişim vardır; öğretmen hem beden hem bilgi hem de yasalar açısından hâkimdir ve iletişim tek taraflı olmaktadır Öğretmen ile öğrenci arasındaki iletişim belli ders konularındadır ve zaman olarak sınırlıdır Ders esnasında, özellikle öğretmenin yüzyüze dersler yaptığı sırada öğrencilerin birbirleriyle iletişim kurmaları hoş karşılanmaz, "dersi bozmak" olarak nitelenir İletişimi, genellikle sözlü ifadeler şeklinde olmaktadır

Okulda, öğretmen ile öğrenci arasındaki rol dağılımına ve iktidar farklılaşmasına dayalı iletişim yapısına, bir de öğretmen ve öğrencilerin kendi rollerini yorumlama ve uygulayabilme gücünü katmak gerekir

Aile ve okul arasındaki bu sosyalleşme ve iletişim farklılıkları bazı çatışmaların çıkmasına neden olmaktadır ki, bu çatışmalar henüz çözümlenememiştir İlkokula yeni başlayan bir çocuk çift hayat yaşamaktadır; okulda öğrenci, ailesi içinde çocuk olarak muamele görmekte, öyle davranmaktadır Ailenin çocuktan bekledikleri ile okulun çocuktan bekledikleri farklı şeyler olmakta; okul çocuğun başarısına, zekâsına, kendini bilme, beğenme ve takdir etme duygusuna önem vermektedir Ailedeki (birincil) sosyalleşme ile okuldaki (ikincil) sosyalleşme arasında yapısal çatışmalar bulunmaktadır

813 Aileden okula geçiş problemi

Okuldaki davranış ve hareketler, başarılı olmaya yönelmiştir Okul hayatı içerisinde başarılı olma baskısının giderek artması, öğrencilerdeki okul korkusunun ana nedenlerinden biri sayılmaktadır Okul içindeki yükselmelerin (sınıf geçmelerin), okullar arası geçişlerin ve mesleğe girişin okul başarısına göre yapılması, hem öğrencileri hem anne-babaları çocukların okul başarısını yükseltmeye zorlamaktadır

çocukların, aile ortamından çıkıp okul sistemi içine girince farklı ve zor bir sosyal düzen içinde yaşamak zorunda kalmaları okul korkusu veya daha somut olarak sınav korkusu denilen kavramda kendini göstermektedir SB Sarason ve arkadaşlarının yaptığı bir araştırmaya göre, çocukların sınavlara veya sınavı andıran durumlara "korkmak" şeklinde tepki göstermeleri, aslında, onların evdeki, aileleri içindeki benzer durumlara tepkilerini yansıtmaktadır çocukların sınavlara tepkileri, onların aileleri içinde edindikleri bilinç altı tecrübeleri yansıtır Sınav durumu tamamen okula has bir sosyal durum değildir; başarıların sınanması ve değerlendirilmesi aile içinde de olmaktadır çocuk bu şekilde, aile içinde edindiği tecrübe ve vaziyetalışları okula da taşımaktadır ("uyaranı genelleştirme") Okulda anne-babanın yerine öğretmen geçmektedir Kendine güven duygusu gelişmemiş çocuklar başarısızlıktan korktukları için sınavdan ve okuldan da korkmaktadırlar

Okul ile aile arasındaki sosyalleştirme çatışmalarından biri olan okul korkusunun temelleri, aslında ailenin içinde atılmaktadır Ailenin çocuğa, başarılı olması için küçük yaşta yaptığı baskılar, onu daha sonraki okul ve meslek hayatında sürekli olarak rahatsız etmektedir

Aileden okula geçişte güçlük çıkartan diğer faktörler ise, her iki sistemdeki iletişim ve interaksiyon biçimleri, karşılaşılan problemleri çözme farklılıkları, sosyal rol ve rolleri yorumlamadaki anlayış farklılıkları gibi faktörlerdir
Okuldaki ve ailedeki sosyalleşme olgusunu, daha önce de belirtilen, ailenin içinde bulunduğu sosyal-kültürel ortam ve sosyal tabaka da etkilemektedir

814 Aile ve dil

Okuldaki iletişim ve anlaşma vasıtası dildir; derslerin hemen hemen hepsi ve öğretmen-öğrenci interaksiyonu dil üzerine kurulmuştur Dil, sosyal ilişkiler ağı içinde yaşayan insanların iletişim aracıdır Sonradan öğrenilen dil, grup kurallarını ve bireyin kendisini ifade vasıtası olarak kullanılır Dil, her ne kadar bireysel gibi görünüyorsa da, aynı zamanda sosyal yapıya sıkı sıkıya bağlıdır BBernstein, bir kişinin dili ile sosyal menşei, çalışma ortamı ve özellikle içinde bulunduğu sosyal tabaka arasında sıkı ilişkiler olduğunu göstermiştir Bernstein daha sonra, dili etkileyen en önemli faktör olarak sosyal tabaka yerine genel ve sosyal yapısal ilişkileri temel almıştır Bunlardan da, meselâ çocuğun dilini en çok etkileyen aile içindeki rol sistemidir Aile içinde sosyal kontrolün statülere ve kişilerin özelliklerine göre olması sosyal ilişkileri belirlemekte, kapalı sosyal ilişkiler içindeki çocukların dili işlenmemiş olarak kalırken, açık sosyal ilişkiler içindeki başarılarında, ailesi içinde kazandığı dil, en az zeka ve yetenekler kadar önemli olmaktadır

Öte yandan DG McKinley, çocukların sosyalleşmesinde anne-baba mesleklerinin, anne-babanın çocuğu terbiye etme (disiplin) tekniklerinin de çok önemli olduğunu vurgulamıştır Mesleki hayatı monoton ve sıkı bir iş düzeni içinde geçen baba, çocuklarına sert bir disiplin uygulamaktadır İşyerinde başarısızlığa ve hayal kırıklığına uğrayan bir baba da öfkeli ve saldırgan olmaktadır

815 Aile ve okul başarısı

Çocukların okul başarılarında ailedeki iletişim ile anne-babanın iş hayatı, ailenin mensup olduğu sosyal tabakaya has eğitim teknikleri çok önemlidir Soruna genel olarak bakıldığında, aile içinde daha çok cezalandırılan ve çok sıkı kontrol edilen, elverişsiz bir eğitim ortamında yaşayan alt tabaka çocukları, diğer tabakalara göre okulda daha başarısızdırlar UOeverman ve arkadaşlarının yaptığı bir araştırma, babanın mesleği ile çocukların zekâsı ve yetenekleri arasında bir bağlantı bulunduğunu iddia etmiştir Teknik mesleklerde çalışan babaların çocukları sözel olmayan yüksek bir teknik zekâya sahip olmakta; yüksek kültürel faaliyette bulunan babaların çocukları da daha ziyade iyi bir sözel zekâya sahip olmaktadırlar Araştırmacılar, aile kültürü (meselâ bir çok nesil boyunca devam eden bir meslekî faaliyet) ile çocukların zekâsı ve okul başarıları arasında bir bağlantı kurmuşlardır; ailenin meslekî hayatının nesiller boyunca değişmemesi çocukları etkilemektedir

Bu arada, aile ile okul başarısı arasındaki bağlantıyı çok etkileyen bir başka faktör de ailelerin, çocukların ders çalışmasına, ev ödevlerini hazırlamasına yardım edip etmemeleri, sordukları sorulara cevap verip vermemeleridir Burada eğitim ve kültür düzeyi düşük işçi ailelerinin çocuklarına hemen hiç yardım edememeleri ile, anne-babası memur, öğretmen ve öğretim üyesi olanların çocuklarının okul çalışmalarına yardım etmeleri, okul başarıları bakımından çocuklar arasında büyük farklar yaratmaktadırlar

82 Okul ve öğretmen

Eğitim, tarihî bir oluşum içinde sosyal bir kurum halinde gelişmiştir ve bugün -en açık bir şekilde- kendini okul sistemi ile göstermektedir Eğitime sosyal bir hava veren de, aile içindeki sosyalleşme ve eğitimde ziyade öğretmenliğin bir meslek olarak ortaya çıkması ve gelişmesi olmuştur

Öğretmenlik, tarih içinde önemi gün geçtikçe artan bir meslek olmaktadır; öyle ki, Ortaçağda İlkçağdakinden daha önemli, sanayileşme döneminde Ortaçağdakinden, bugün de sanayileşme çağındakinden daha önemlidir çünkü hem işbölümünün gelişmesi sonucu, başta aile olmak üzere her sosyal kurum kendi ana görevi ile ilgilenmek zorunda kalmış, hem ne insanlığın gelecek kuşaklara aktarması gereken bilgi ve kültür birikimi gün geçtikçe artmış ve artmaya devam etmektedir

Eğitimin örgütlenmesi ve kurumlaşması, öğretmenlik mesleğinin bir ana meslek olarak desteklenip geliştirilmesini zorunlu kılmıştır Hattâ eğitim sisteminin hem yaş kademelerine hem de bilim ve san'at dallarına göre çeşitlenmesi her öğretim seviyesine ve okul cinsine göre farklı öğretmenlerin yetiştirilmesini gerekli kılmıştır Öğretmenlerin yetiştirilmesi özellikle 19 yüzyılda büyük bir önem kazanmış; bugün artık her okul ve bilim dalının öğretmenini yetiştiren öğretmen okulları veya fakülteler, yüksekokullar kurulmuştur

Okuldaki öğretmenlerin mensup olduğu sosyal tabaka veya okuldan mezun olanların katıldıkları sosyal sınıf, onların yaptıkları eğitim-öğretimi sürekli olarak, okul dışındaki sosyal yapı ile karşılıklı etkileşim içine sokmuştur

Eğitimde temel sorumluluk öğretmene aittir; öğretmen de çalışmalarını bir eğitim sistemi, bir okul organizasyonu içinde yapmaktadır Bu nedenle Eğitim Sosyolojisinin ana konularından birisi, bir sosyal kurum olarak okulun yapısını incelemektir
Okul, bağımsız bir topluluğun faaliyet gösterdiği, yetişkinler hayatına katılmak isteyenlere rol dağıtımı yapılan ve bu çalışmaları yürütebilmek için rol farklılaşması esası üzerine kurulu bir sosyal kurumdur Her seviyedeki okulların bazı amaçları ve bu amaçlara ulaşmak için yaptıkları bir takım planlı hareketleri vardır

Bir sosyal birim olarak okul, hem dışardaki sosyal kurumlardan ayrıdır hem de onlardan dolaylı ve dolaysız olarak etkilenir Okul, aynı zamanda çevresindeki diğer toplumsal kurumlara da grup üyesi alıp verme yolu ile etki eder

JFeldhoff, Kurumlar Sosyolojisi açısından formel okul organizasyonunda bulunan yapıları şöyle sıralıyor:

a) Okulda, işbölümü esasına dayalı bir görev bölüşülmesi vardır; kimileri öğrenme, kimileri öğretme ve rehberlik etme, kimileri öğrenme, kimileri de yönetme görevlerini üstlenmişlerdir
b) Öğretme ve yönetme rolleri, resmî bir karaktere hâizdir
c) Okuldaki insanlar arasında hiyerarşik bir düzen vardır; herkesin yetki ve görevleri, otoritelerinin sınırları yasalarla tespit edilmiştir
d) Daha önce belirlenmiş yasa ve yönetmeliklerle okulun ve derslerin amaç ve uygulama şekilleri, yetkileri ve görevlilerin hareketleri belirlenmiştir

Bir yapısal model üzerinde okul örgütünün önemli karakteristiklerini gösterebilmek için, önce bu sistemin hiyerarşik yapısına bakmak gerekir

Okulda görevli olanlar arasındaki, hattâ öğretmen-öğrenci arasındaki ilişkiler yasa, tüzük ve yönetmeliklerle belirlenmiştir Bu örgüt içinde herkesin görevini formel (resmî) olarak yapması beklenir, yapamama durumunda alınacak önlemler de bellidir Bu açıdan bakıldığında okul sistemi, okul yönetimi ile birlikte bürokratik bir kuruluştur Bu bürokratik kuruluşta öğretmen orta noktada, merkezde bulunmaktadır; okul yönetimi en üstte, öğrenciler ise en alttadır Okulun esas hedefleri, öğretmen-öğrenci ilişkileri içinde gerçekleştirilebilir Öğretmen-öğrenci ilişkileri sadece emir-itaat hiyerarşisi içinde çözümlenemez; bu bir karşılıklı iletişim ve etkileşim konusudur Modern okul örgütlenmesi öğretmen ile öğrencinin karşılıklı etkileşimi ortamı hazırlama ve kontrol etme de okul yöneticilerine aittir Okulun amaçlarına ulaşabilmesi için öğretmenlerin gerek kendi bilim alanlarında gerekse mesleklerinin gerektirdiği didaktik kurallar ve yöntemler alanında çok iyi yetişmiş olmaları gerekmektedir

Okulların amacı, bir ülkenin anayasasında ve diğer temel eğitim yasalarında açıkça belirtilmiştir Okulun bürokratik yapısı, öğretmen ve öğrencilerden beklenen roller, tamamen okulun bu amaçlarına ulaşmaya yönelmiştir

821 Öğretmen-öğrenci etkileşimi

Öğretmen-öğrenci ilişkilerinde öğretmenin bir iktidar ve otoritesi vardır; bu, öğretmenin rolünün gereğidir Öğretmen, okuldaki öğrenme faaliyetlerini düzenleyen, öğrencileri belli bir düzen içinde tutan; baskı, zorlama, övme, ödüllendirme, bilgi üstünlüğü gibi yollarla verimli ve karşılıklı etkileşim durumu yaratabilen kişidir Bu şekilde öğretmen öğrencilerine istediği davranış şekillerini kazandırabilir Öğretmenin iktidarı sosyal roller içinde yasalaştırılmıştır ve önemli çatışma durumları çıkmadıktan sonra öğrenciler tarafından tepki ile karşılanmaz

Bir sonraki sayfadaki tabloya göre, öğretmen-öğrenci etkileşiminde öğretmenin büyük bir avantajı vardır O, belirli kurallar koyar, belirli amaçlar tespit eder ve çeşitli metodlarla bunlara ulaşmaya çalışır Öğrencilerin ise karar verme yetkileri yoktur; onlar sadece önceden belirlenmiş kurallar içinde okulun ve öğretmenin tespit ettiği hedeflere ulaşmaya çalışırlar Öğrencilerin davranışları, öğretmenin öğretim faaliyeti ve disiplin anlayışı ile belirlenmektedir Buradaki interaksiyon yapısı tek taraflıdır Pek çok eğitim araştırması da bu tek taraflı iletişimin hemen bütün okullarda hâkim olduğunu göstermektedir Derste genellikle öğretmenler konuşmakta, herhangi bir konuda fikir açıklanacağı zaman genellikle son ve kesin sözü onlar söylemektedirler Öte yandan öğretmenlerin, öğrencilerin tek taraflı isteklerde bulunmaları ve bazı davranışlar beklemeleri ve en son olarak ta disiplin problemi, bu karşılıklı etkileşimin içinde öğretmenleri güçlü ve etkili kılmaktadır

Öğretmenlerin verdikleri notlarla öğrencilerin daha sonraki meslekî hayatlarını belirlemeleri de öğretmen-öğrenci ilişkilerinin bir başka karakteristik yönüdür Değerlendirme puanlarının (not) psikolojik ve pedagojik bir çok fonksiyonları vardır, ama bunlar öğretmen-öğrenci arasında bir geribildirim ("feed back", "Rückmeldung") fonksiyonu da görürler Ama notların en önemli fonksiyonu, öğrencilerin başarılarını sınıflandırmaları, iyi ve kötü öğrenciyi mukayese etmeleridir Notlar, öğrenci gruplarını sınıflandırmanın, farklılaşma ve sosyal mukayesenin, öğrenci seçimi ve elemesinin araçlarından birisidir Son zamanlarda notun, öğrencilerin başka okullara yükselmelerinde ve iş bulmalarında bir ölçü haline gelmesi, onun pedagojik karakterini geri plana itmiş, seçme fonksiyonunu ön plana getirmiştir Notların bu, bazıların seçip bazılarını eleyici karakteri ve davranışları yönlendirebilmesi, öğrenciler arasında bir rekabete neden olmaktadır Notlar grupları değil ferdî başarıyı veya başarısızlığı ölçmektedir

Notlar sadece öğrenciler arasında bir rekabete neden olmaz; aynı zamanda ferdî başarıya dayalı toplumlarda çok önemli olan bir ödüllendirme ve bir şeyler yaptırma tekelini de öğretmenin eline vermiş olur Bu şekilde öğretmen kendi başarısızlığını öğrencinin başarısızlığı gibi gösterebilir, bunu da disiplinle örtmeye çalışır Öğretmenlerin verdikleri notlar sınıfta yaş gruplarının, kız ve erkek gruplarının yanı sıra tembel ve çalışkan gruplarının da oluşmasına neden olur Başarısız veya başarılı öğrencilerin kendi aralarında gruplanmaları, hele bunların sosyal tabaka gruplanmalarıyla paralel olması, öğretmenin okuldaki görevini güçleştiren faktörlerdendir

Öğrencilerin okul başarıları hakkında öğretmenin hükmü mahiyetinde olan notlar, bütün bu tür hükümler gibi güvenilirliği, geçerliliği ve objektifliği çok az olan hükümlerdir çünkü öğretmen ve öğrencinin değerlendirme anındaki durumları ve şahsiyet karakteristikleri değerlendirmede oldukça büyük rol oynar EHöhn, öğretmenlerin tembel, saldırgan, güvenilmez, şerefsiz olarak bildikleri öğrencilerin okul başarılarını da olumsuz olarak değerlendirdiklerini göstermiştir Öğretmenin öğrenciler hakkındaki hipotezleri, onların başarıları ve zekâları hakkındaki tahminleri ve beklentilerinin öğrenci değerlendirmesinde çok büyük rol oynadığı, hattâ bunun test değerlendirmelerine bile yansıdığını Amerikalı eğitim bilimciler (JEBrophy, TL Good, R Rosenthal, LJacobson) göstermişlerdir Ayrıca öğretmenlerin öğrencileri övmeleri ve azarlamaları bile onların başarı davranışlarını önemli ölçüde etkilemektedir

Öğretmen-öğrenci karşılıklı etkileşiminde önemli olan bir başka yön ise bilişsel (kognitif) yapı alanıdır Öğretmen, öğrencilerin bilinçli ve kendilerini vererek çalışıp çalışmadıklarını, ruhsal yönden duygusal veya "karışık" olup olmadıklarını, güçleri bulunup bulunmadığını, yeteneklerini, zekâlarını, meslekleri kavrama hızını, saygınlıklarını, yükselme isteklerini, arkadaşlarına karşı tutumlarını ölçer ve değerlendirir

Öğretmenlerin öğrencileri değerlendirme esaslarının başında, onların iş davranışları gelir MHofer'in bulgularına göre, öğretmenler için okul başarısı, öğrencilerin yetenekleri yanında onların bir şey yapmaya hazır olmaları ve çalışma davranışları ile de belirlenir Öğrencilerin çalışmalarını olumlu olarak değerlendiren öğretmenlerin, onların notlarını da yüksek verdikleri, sosyal araştırmalarla gösterilmiştir

Öğretmen-öğrenci iletişim ve etkileşiminin temelinde öğrencinin çalışması ve yetenekleri vardır Bu arada düzen ve disiplin de önemli bir rol oynar

Öğrencilerin, öğretmen davranışlarını değerlendirmeleri de öğretmen-öğrenci interaksiyonunda önemli rol oynar Öğretmenlerin sıcak, öğrencileri destekleyici, motive edici davranışları, sınıfı kontrol edebilmeleri, dersi istedikleri gibi yönlendirebilmeleri öğrenciler için çok önemlidir ve onların öğretmenlerine karşı vaziyet alışlarının şekillenmesinde önemli rol oynar

Öğretmen ve öğrenciler birbirlerinin rollerini doğru olarak kabul etmiş ve benimsemişlerdir Ama bu arada, öğretmen ile öğrenci arasında da çatışma durumları ortaya çıkabilir Bu durumlar bazen kısa sürede hiç bir iz bırakmadan kaybolduğu, "halledildiği" gibi; bazen da önemli disiplin olaylarına neden olabilir Öğretmen ile öğrenci ilişkilerinden ortaya çıkan FWellendorf'un; okulun amaçlarını, organizasyonunu ve öğretmen-öğrenci rol ilişkilerini değiştirmeden öğretmenlerin bu gibi atışma durumlarından nasıl kaçınacaklarına dair teknikleri örnek olarak verilebilir Meselâ:

* Psiko-sosyal savunma mekanizmaları: bastırma, yansıtma, iyice benimseme vs gibi,
* Çatışmaya yol açan bazı öğrencilerle arayı iyice açma, tavır koyma; okul idaresinin çatışma çıkaran öğretmen ve öğrencileri kenara çekmesi, çatışma durumlarından uzak tutması,
* Öğretmen ve öğrencilerin çatışma içine girebilecekleri bazı durumları merasim davranışları biçimine getirerek yumuşatma,
* Çatışmaları kanalize etmek, bazı tepkileri, çatışmaya yol açmadan öğrenci temsilcileri ile konuşarak halletmek,
* Rol çatışmalarını teknik problemlere indirgemek

Okulun belirli meslekî yetenek ve becerileri kazandırma, kalifiye eleman yetiştirme, bilgi aktarma görevlerinin yanı sıra öğrencilerde başarıya yönelik büyük bir istek (motivasyon) yaratma fonksiyonu da vardır Okulun açık amaçlarının yanı sıra bir de öğrencinin bilgi durumu ve davranışlarında bir anda ölçülmeyen, yeri geldiğinde kullanacağı bilgi, beceri ve vaziyetalışlar yerleştirme amaçları da vardır

822 Öğretmenin sosyal rolü

Öğretmen okulda, gerek arkadaşlarına gerek öğrencilerine gerekse anne-babalara karşı sosyal durumlar içindedir ve sosyal davranışlar göstermek zorundadır Bir öğretmen meslekî açıdan çeşitli sosyal roller alabilir Özel öğretmen, özel okul öğretmeni, ilkokul, ortaokul ve lise öğretmeni olma durumlarına göre, uyacakları sosyal normlar da tamamen değişik olabilir Her çeşit öğretmenin az çok standartlaşmış rolleri öğretmen olacak kişileri değiştirir ve yeniden şekillendirir HGerth ve CWMills'a göre, bireylerin içinde çalıştıkları sosyal kurumlar o kadar etkilidir ki, kişilerin hem dış hem de iç yaşayışlarını değiştirebilir Okul, hem öğretmenlerin davranışlarını hem de bazı meselelere karşı vaziyetalışlarını düzenler, çeşitli konulardaki fikirlerine, ideolojisine ve hattâ algılarına etki eder

Öğretmenin sosyal rolü ona bir statü ve iktidar sağlar Meslek, öğretmenin sadece kognitif özelliklerini belirlemekle kalmaz, duygusal hayatını da etkiler Öğretmen mesleğinin bir elemanı olarak sosyal kontrol unsurudur; ders verir, not verir, öğrencileri imtihan eder, çatışmaları önlemeye, disiplin olaylarını halletmeye çalışır Bu arada okul idaresine ve geçireceği teftişlere göre de kendini ayarlar

Öğretmenin meslekî rolünü iyice benimseyerek kendine mal etmesi, onun dış sosyal kontrolünü destekleyen ve güçlendiren iç sosyal kontrol sistemlerinin de kurulmasına yarar


bir sosyal kurum olarak okul



Öğretmen, mesleğinin gerektirdiği sosyal rolleri daha sonra öğrenir Doğuştan hâkim, doğuştan doktor veya müzisyen ne kadar az ise doğuştan öğretmen (öğretmenliğe çok yetenekli) da o kadar azdır Sosyal hayatta rollerin öğrenilmesi tâ çocukluktan itibaren başlar çocuklar önce başkalarının bu rolleri nasıl oynadıklarına bakarlar, sonra beğendiklerini taklit ederler; buradan giderek kendi davranış biçimlerini geliştirirler Bazı eğilimlerin gelişmesi de, çocukları bazı sosyal rolleri benimsemeye sevk eder Bu, mesleki sosyalleşmeye kadar devam eder Daha sonra gördüğü meslek eğitimi ve meslek hayatı onun eğilimlerine ne kadar çok uyuyorsa, o da mesleğin rollerini o kadar içten benimser
İnsanın sosyal hayatta üstlendiği roller ancak başka insanlarla karşılıklı sosyal ilişkiler içinde gerçekleştirilebilir; öğretmenlerin sosyal rolleri de ancak sınıf çalışması sırasında ortaya çıkar, Onun rol arkadaşları da öğrencilerdir; ama öğretmen arkadaşları, okul idaresi, okul dışındaki toplum, meslek örgütleri, anne-babalar, müfettişler vs de öğretmenin sosyal rolü gereği "öğretmen" olarak ilişkilerde bulunabileceği kimselerdir

Okul dışında bazı ilgi ve menfaat grupları öğretmenin karşılıklı iletişim ve etkileşim pozisyonlarına ve durumlarına etkide bulunabilirler Eğer öğretmen bu dış grupların beklentilerine uymuyorsa rol çatışmaları ortaya çıkar Bu daha çok eğitim politikacılarının hedeflerini öğretmenin kabul etmediği, dersin muhteva ve şeklini kendi isteğine göre düzenlediği görüşünü anlatması, kural dışı not verme ve cezalandırma, ders yapmama, boykot vs gibi durumlarda da sosyal rol çatışmaları ortaya çıkar

Öğretmenlerin aşırı bir şekilde otoriter olmaları, öğrencilerle sosyal iletişim ve etkileşimi iyi kuramamaları yüzünden olmaktadır Öğretmenin kendini çok değerli bulması veya aşağılık duygusuna düşmüş olması, kendi benliği ile meslek benliğini bir uyum içine getirememesi, kendisinin veya öğrencilerinden bazılarının özel problemleri olmaları önemli problem ve çatışmaların çıkmasına neden olabilir Bu gibi durumlar da sınıf ve okul içinde uyumsuzluklara, öğretim kalitesinin düşmesine ve öğrencilerin şahsiyet gelişimlerinde çeşitli aksaklıklara neden olmaktadır

823 Öğretmenlerin mesleki sosyalleşmesi

Öğretmenlerin meslekî sosyalleşmesi, onların, meslekleri ve sosyal rolleri ile ilgili vaziyetalış ve davranışları öğrenmeleri ve iyice benimsemeleridir Mesleğe ilk başlangıç günlerinde çok önemli vaziyetalış değişmeleri olmaktadır (uygulama şoku) Öğretmenlerin meslekleri ile ilgili vaziyetalışların, öğretmeni olacakları okul seviyesine ve bilim dallarına göre değişmektedir Öğretmenlerin davranışlarını ve hareketlerini izah etmede en çok kullanılan yollar sosyal psikolojide öğretmenlerin vaziyetalışları, sosyolojide de öğretmenlerin sosyal statüleri ve sosyal rolleri hakkındaki görüşlerdir

Vaziyetalışlar insanların bilgi ve görgülerine göre değişir Ama bu değişme yeterli hazırlık, esaslı bilgi ve olayların etkisiyle olmaktadır, yoksa vaziyetalışlar oldukça sağlam ve uzun süre devam eden tutumlardır Bunlar, insanların düşünce ve hareketleri üzerinde çok etkilidir, öyle ki insanların algılarına bile etki etmektedir Öğretmenlerin öğrencilerine karşı vaziyetalışları, onların öğrencilerle ilişkilerini, derste? ve ders dışındaki davranışlarını, not vermelerini vs etkilemektedir

Öğretmenlerin yetenek ve yatkınlık hakkındaki, kalıtım kuralları hakkındaki bilgi ve fikirleri, ders verme Stili, iyimser ve kötümser olmaları, disiplin ve öğrencileri idare etme hakkındaki vaziyetalışları öğretmenlik mesleği için son derece önemlidir Bu arada öğretmenin toplum yapısı, demokrasi, dernekler, partiler, özel mülkiyet, sendikalar vs hakkındaki genel fikir ve tutumları da mesleğin icrasında çok önemlidir

Pedagojik saha araştırmaları ilkokul öğretmenleri ile lise öğretmenleri arasında, yaşlı öğretmenlerle genç öğretmenler arasında, fen bilimleri öğretmenleri ile sosyal bilimler öğretmenleri arasında vaziyetalış farklılıkları tespit etmiştir Bu vaziyetalış farkları yalnız meslekî alanda değil, hemen hemen sosyal ve politik hayatın her alanında ortaya çıkmaktadır
Vaziyetalış farkları genellikle yükseköğretim sırasında ortaya çıkmaktadır Öğretmenlerin meslekle ilgili vaziyet alışlarında bir başka farklılaşma yeri veya safhası da meslekteki ilk ayları veya yıllarıdır Burada mesleki sosyalleşmesinin yanı sıra bilim dalı ile de iyice kaynaşılır çünkü pek çok öğretmen kendi dallarıyla ilgili "bilinçli bilgileri" sistematik olarak ancak öğretirken öğrenmektedirler

Yüksekokullardaki sosyalleşmenin yanı sıra öğretmenlerin çalışma şartları ve okul organizasyonları da onların rol taleplerini ve mesleğe uyumlarını etkilemektedir Meslek hayatının başlangıcında öğretmen adayları hem bir izolasyon durumunda, hem de öğrenci ve diğer öğretmenlerin sıkı kontrolündedir Öğretmenlerin bu ilk zamanlardaki tecrübeleri, meslekî sosyalleşmenin ve vaziyetalış değiştirmelerinin en önemli dayanaklarındandır

Genç öğretmenler mesleğe ilk girdiklerinde henüz öğrencilikten yeni kurtuldukları ve öğretmenlik mesleğini iyi tanımaları için, kendi başlarına bir sistem kurmak isterler; diğer öğretmenler gibi "talim çavuşu" olmak istemezler Öğrencilere önemli haklar verirler, onlarla birlikte çalışırlar, çok "bol" not verirler, sistemi ve diğer öğretmenleri benimsemezler Ama bir kaç ay, hele bir kaç yıl geçince yorulurlar, öğrencilerle aralarındaki mesafeyi açarlar, notları kısarlar; artık öğretmenlerle öğrenciler arasındaki yerden tamamen eski öğretmenler tarafına geçerler; genç öğretmenler de artık birer "talim çavuşu" olurlar Bu, gerek bizde gerekse dünyanın her tarafında yapılan araştırmalarda tespit edilmiş olan, öğretmenliğin meslekî sosyalleşme safhalarındandır

83 Okul ve meslek

Okul insanların hayatında belli bir sosyalleşme devresini kapsa- makta; okuldan sonra insan sosyal hayatın daha bir çok kurumlarına girip çıkmakta; sosyal hayatın çeşitliliğini bütün iyi ve kötü yönleriyle yaşamaktadır "Okuldan sonra" ne gelmektedir? Okul sistemi, insanın daha sonraki hayatını nasıl etkilemektedir gibi sorular da Eğitim Sosyolojisi bakımından son derece önemli konulardır

831 Okul ve meslek arasındaki yapısal ilişkiler

Okulla meslek hayatı arasında karşılıklı ilişkiler vardır; her meslek kendisine yeni katılan genç stajyerler vasıtasıyla okul sisteminden etkilenmektedir Ayrıca okulun çıktılarını beğenip beğenmeme, okul sisteminden yeni isteklerde bulunma durumlarına göre de okul sistemini etkilemektedir Hattâ meslek hayatının okulu etkilemesi, bazen okul sisteminin değişmesine kadar gitmektedir Zaten bugünkü insanın hayatında okul vasıtasıyla kazandırılan meslekler önemli bir rol oynadığı ve hangi mesleklerin öğrencilere kazandırılacağına da meslek hayatı karar verdiği için, bu etkileme alabildiğine artmıştır

Okulla meslek arasındaki bu etkileşimde kişinin sosyal menşei genellikle etkili olmaktadır Öte yandan kazanılan veya bitirilen okulda kişinin meslek statüsünü ve grubunu önemli ölçüde etkilemektedir Bir meslek dalında çalıştırılacak eleman ilânları verilirken aranılan kişinin diploma derecesi ve bazen mezun olduğu okulun adına kadar ayrıntıya inilmektedir Toplumdaki mevcut sosyal tabakalaşma sistemi içinde de kişinin meslekî statüsü, onun toplum yapısındaki statüsünü belirleyen en önemli faktör olmaktadır Kişinin sosyal menşeinin, bitirdiği okulun ve mesleğinin karşılıklı etkileşimi şöyle bir şema içinde gösterilebilir

İnsanların tek tek hayat hikâyelerine, özgeçmişlerine bakıldığında, anne-babaların ulaştıkları sosyal ve meslekî pozisyonların gelecek kuşaklar için, onların çocukları için bir başlangıç teşkil ettiği görülmektedir Anne-babaların sosyal yapı içindeki her türlü yatay ve dikey hareketleri, çocukların meslek tasarımlarını etkilemektedir Kişinin sosyal menşei, bitirdiği okul ve yaptığı iş arasındaki bağlantıların incelenmesi, aslında, toplumdaki sosyal hareketliliğin ve hareketsizliğin (stabilliğin) incelenmesidir W Müller ve KV Mayer, eğitim vasıtasıyla şans eşitliği sağlamanın mümkün olup olmadığı konusunda yaptıkları araştırmada, eğitim meslek ve sosyal menşe faktörleri arasındaki bağlantıları şu şekilde göstermektedir:

v Eğitim ve meslek statüsü ilişkileri:
§ Eğitim, meslek statülerinin tek ana belirleyicisidir (H Schelsky)
§ Eğitim sırasında gösterilen başarı, daha sonra hangi mesleklere girileceğine dâir önemli bir ölçüttür; ama sosyal menşein önemi ve etkisi de her zaman açıkça hissedilir (U Oevermann)
§ Okulda alınan eğitim ile daha sonra girilen meslek arasındaki bağlantı giderek daha kuvvetlenmektedir (R Dahrendorf)
§ Meslek hayatında bir statü kazanma şansı, formel olarak eğitim sistemi içinde ortaya çıkmaktadır; ama kişinin gireceği mesleği belirleyen aslında, işbölümü ve iş piyasasıdır (C Offe)

v İnsanın sosyal menşei ile eğitim ilişkileri
§ İnsanın sosyal menşei ile eğitim-öğretim hayatı ilişkileri, giderek eski sınıflaşmış toplum sistemlerinde kalmaktadır; bugün modern sanayi toplumlarında öyle bir bağlantı yoktur (H Schelsky)
§ Bugün modern toplumlarda bile kişinin sosyal kökeni ile okul başarısı arasında bir bağlantı vardır; ama demokratik sanayi toplumlarında bu bağlantıyı, sosyal menşein okul üzerindeki etkilerini zayıflatmak ve gevşetmek isteyen güçlü bir eğilim vardır (R Dahrendorf)
§ Öğrencilerin yeteneklerinin objektif olarak ölçülmesi ve okullarda başarı ölçütü olarak alınmasıyla, sosyal menşe ile kişinin devam ettiği ve bitirdiği okul arasındaki bağlantıları zayıflatma şansı doğmuştur (U Oevermann)
§ Sosyal menşe ile alınan eğitim arasındaki sıkı bağlantı henüz bütün toplumlarda devam etmektedir (Floud)

v Sosyal menşe ile mesleki statü ilişkileri
§ Kişilerin sosyal menşeleri ile yaptıkları meslek arasındaki bağlantı giderek daha kuvvetleniyor (Floud)
§ Sosyal menşe ile meslek arasında var olan bağlantı, tamamen eğitim sistemi vasıtasıyla kurulur (Jencks)
§ Sosyal menşe ile meslek arasındaki bağlantı giderek daha zayıflamaktadır (Dahrendorf)
§ Eskiden çocukların mesleklerini tamamen aileler belirliyordu; şimdi aile bu görevini okula devretmektedir (Schelsky)
§ Sosyal menşe ile okul arasındaki bağlantılardan mesleki hareketlilik ve meslekî statülerin eşitsizliği için çıkarılacak sonuçlar
§ Meslekî hareketlilik giderek artmaktadır (Floud, Dahrendorf, Schelsky)
§ Meslekî statü grupları arasındaki eşitsizlik de giderek artmaktadır (Marshall)
§ Eğitim eşitsizliğini gidermek için çeşitli yönlerden yapılan değişiklikler, meslekî statülerdeki eşitsizliği gidermek için hemen hemen hiç bir etki yapmıyor (Jencks)

832 Okul ile meslek arasındaki genel ilişkiler

Bir toplumda ve ekonomik düzende kişilerin girecekleri meslekler her şeyden önce toplumun ulaşmış olduğu ekonomik yapı, bu yapı içindeki meslek örgüsü ve mesleklerin önem sırasına göre değişmektedir Bir toplumun meslek yapısını, o ekonomik düzende gerek kazandığı para gerek saygınlık ve ün yönünden kimlerin ve ne kadar kişinin talep ettiği belirler Meslek yapısındaki değişme gerek bir nesil içinde gerekse nesiller arasındaki yatay ve dikey sosyal hareketliliği gösterir Bir toplumdaki meslek yapısının değişmesi, o toplumun ilerlediğinin, sanayi toplumu olmaya doğru gidişinin de bir göstergesidir çağdaş sanayi toplumlarındaki meslek değişmesi, bilhassa şu yönlerde olmaktadır:

* Tarım sektöründe çalışanların sayısı giderek azalmakta, sanayi ve hizmetler sektöründe çalışanların sayısı ise artmaktadır Öte yandan şehirleşme artmakta, kırsal kesimde oturanların sayısı azalmakta, herkes şehirlere göç etmektedir
* Kendi başına bağımsız çalışanların sayısı azalmakta, üretim bir çok kişinin sermayesini birleştirmesiyle kurulan şirketler aracılığı ile olmakta, hızlı ve temiz ma) üretmek, üretimi standartlaştırmak esas olmaktadır
* Çalışma hayatında kalifiye olmayan işçilerin önemi azalmakta, yeni üretim düzeni belli meslekî vasıfları kazanmış uzman işçi ve mühendisler istemektedir
* Bürokratik düzende önemli gelişmeler olmakta, toplum düzeninde orta ve yüksek memuriyetlerin önemi artmaktadır çünkü toplumda, birkaç kişinin kararını beklemeden sürekli işleyecek rasyonel bir düzen kurmak esas olmaktadır

Sanayileşme devriminin başlangıcından beri sosyal hareketliliğin en açık şekilde görüldüğü yer, meslekî alandaki hareketliliktir Kalifiye meslekler alanında görülen yoğun değişmeler sanayileşme hareketleri ile desteklendiği, insanlar buna zorlandığı halde, vasıfsız işçilerin sosyal hareketliliği oldukça güç, hattâ zaman zaman imkânsız olmuştur Kalifiye işçiler, hizmetliler, alt seviyedeki memurlar arasında yatay hareketlilik sık sık görülmekte, bunlar aynı seviyede sürekli iş değiştirmekte; ancak iş değiştirme onların sosyal durumlarında herhangi bir "düzelme" veya yükselme yapmamaktadır Aynı şekilde beyaz yakalı memurlar ve üst düzeydeki teknik elemanlar arasında da yatay hareketlilik çoktur; bunlar da sürekli yükselmek için çalışmakta, fakat önemli bir meslek değişikliği yapamamaktadırlar

Meslek yapısındaki değişmelerde, sosyal menşe ile bireylerin eğitim vasıtasıyla ulaştıkları mesleklerin oldukça farklı olmasında, örgün meslekî eğitim çalışmalarının büyük payı vardır Babanın mesleği ile oğulun mesleği arasındaki farkı yaratan, oğulun aldığı meslekî eğitimdir Tâbi bu arada sosyal menşein eğitim sistemi üzerindeki etkisi ile dolaylı olarak çocuğun mesleğini etkilediğini de hesaba katmak gerekir Modern bir sanayi toplumunda, kişinin mesleğini belirleyen ana faktörler şöyle şematize edilebilir

Çiftçilerde, bağımsız çalışanlarda ve vasıfsız işçilerde, çocukların mesleğini belirleyen bir faktör olarak sosyal menşe okul eğitiminden daha önemlidir; çiftçilerde ve bazı el sanatları ile uğraşan mesleklerde babadan toprağın, bir parça sermayenin, bazı meslekî araç-gereçlerin kalması çocuğun meslek seçimine etki etmektedir Meselâ küçük sanayi kesiminde çalışan ustalar kendi çocuklarından birini mutlaka kendi mesleklerinde yetiştirmek istemektedirler; çünkü onların çocuklarına bırakacakları başka bir şeyleri yoktur, bütün servetlerini bir takım âletler üzerine yatırmışlardır ve kendilerinin ölümünden sonra bunun başka kişilerin eline geçerek "bütün alın terlerinin heba olmasını" istemezler çiftçiler de aynı şekildedir; yıllarca çalışarak kazandıkları topraklar ve tarım âletlerini kendi ocuklarının sürdürmesini, "ocaklarının sönmemesini" isterler çiftçilik ve sanatkârlık, insanları bağlayıcı mesleklerdir; hali vakti yerinde bir çiftçi veya sanatkârın bütün tarlasını, âletlerini, dükkanını satarak başka bir iş tutması, serbest ticarete atılması olaylarına ender rastlanır Yoksullar, kendi mesleklerinde fazla gücü olmayanlar kolayca iş değiştirip bir çok kere başarılı bir şekilde yükselirlerken, bir zamanlar durumu iyi olduğu için mesleğini terk etmeyen, ama zamanla durumu iyi olduğu için mesleğini terk etmeyen, ama zamanın değişip mesleğin önemi kalmadığından yoksul düşen insanlar da çoktur Sosyal hareketliliğin çok arttığı sanayileşme yolundaki ülkelerde kişiler kendi mesleklerinin durumunu çok iyi değerlendirmeli, meslek değiştirmekte ne acele etmeli ne de geç kalmalıdırlar; her iki durumda da sosyal yapıda aşağıya doğru inme tehlikesi vardır

Sosyal hareketliliğin henüz güçlü şekilde hissedilmediği toplumlarda, nesiller arasındaki meslek hareketliliğini veya devamlılığını sağlamada ailenin mal varlığı, okul eğitiminden daha güçlü bir belirleyicidir

İşçi sınıfının veya alt tabakanının oluşmasında sosyal menşe okul diplomasından daha güçlü bir faktördür çiftçi ve işçi çocukları büyük bir çoğunlukla gene babalarının mesleklerini sürdürmeye çalışmaktadırlar Okul eğitiminde bu kesimin çocukları fazla yükselemiyor; okul bürokrasisinde, öğretim ve sınav yönetmeliklerinde bir eşitlik sağlansa bile sosyal ortamın okul dışında meydana getirdiği eşitsizlik okulda ortadan kaldırılamıyor ve bu da, çocukların okul eğitimi vasıtasıyla yükselmelerine ve meslekî statülere yerleşmelerine etki ediyor Öte yandan memurların, öğretmenlerin, orta ve yüksek tabakadaki ailelerin çocukları da okul eğitiminde önemli bir avantaja sahip olmakta; çocuklar babalarının bulundukları mesleklerden daha yükseklere çıkmak için çalışmakta; anne-babanın mesleği çocuklar için bir start, bir başlangıç noktası olmaktadır Eğitim alt tabakadaki çocukların mesleklerini belirlemekten çok, orta ve yüksek tabakadaki çocukların mesleklerini belirlemektedir; ancak alt tabaka çocuklarının istikrarlı bir şekilde yükselmelerinin tek yolunun gene de eğitim olduğu unutulmamalıdır ?ocuklarını meslekî hareketliliğe hazırlama bakımından en şanssız veya çâresiz grup işçilerdir; çünkü işçi ailelerinin çocukları hem okula hazır olma bakımından hem okul sırasında ailelerinin kendilerini bilgi ve maddî yönden fazla desteklememeleri bakımından ve hem de gidecekleri okullar bakımından şanssızdırlar Modern bir sanayi toplumunda hem çocuklar hem de gençler içindeki yetenek rezervlerini tam olarak tespit edip değerlendirmek hem de toplumsal bütünleşme ve kaynaşmayı sağlamak için, alt tabaka çocuklarının yukarıya doğru yetenek ve çalışmaları ölçüsünde ve eğitim vasıtasıyla yükselmelerini sağlayacak tedbirleri almak gerekir Demokratik bir eğitim düzeninin kurulmasında ve çalıştırılmasında dikkat edilecek en önemli noktalardan birisi budur

Genel olarak bakıldığında çocukların meslek yollarını belirleyen iki ana faktör vardır: sosyal menşe ve örgün eğitim kurumlarında alınan eğitim! Her iki faktör de çocuklara bir takım imkânlar sağladığı gibi bir takım engeller de çıkarmaktadır; okul sisteminin yanlış kurulmasının neden olduğu şans eşitsizliği de sosyal menşein neden olduğu engeller kadar önemlidir

Eğer, gençlerin girecekleri meslekleri ailelerinin sosyal pozisyonları değil de okulda kazanılan meslekî bilgi ve beceri düzenleyecek olursa, okul sisteminin demokratlaştırılması çok daha büyük önem taşıyacaktır çünkü bu durumda insanlar ve nesiller arasındaki eşitsizlik okul vasıtasıyla ortadan kaldırılabilecektir; aksi halde okul sosyal eşitsizlikleri arttıracak ve dahası meşrulaştıracaktır Okulda alınan eğitim, alt ve orta sosyal tabakalarda çocuğun babasından daha yüksek bir mesleğe geçişini sağlamıyorsa, hiç önemi yoktur Okul, sosyal menşein meydana getirdiği şans eşitsizliklerini ne ölçüde telafi edip öğrencileri yetenek ve çalışmalarına göre değerlendirebilir, bunu nasıl sağlayabilir, esas önemli olan konular bunlardır

Okulun meslekî statü kazandırmadaki önemini tam olarak anlayabilmek için, bir insana sosyal yapıdaki yerini kazandıran en önemli faktörleri analiz etmek gerekir Bu konuda önemli olan dört faktör vardır: babanın aldığı eğitim, babanın mesleği, gencin aldığı eğitim ve gencin mesleği! Demek ki, sosyal menşeden farklı olarak babanın ve gencin aldığı (meslekî) eğitim gencin mesleğini etkilemektedir Gencin aldığı eğitimi, babanın mesleğinin yanı sıra babanın aldığı eğitim de etkilemektedir; bu alanda yapılmış bir çok incelemelerde kendileri eğitim görmüş anne-babaların çocuklarını da okutmak için çalıştıkları; kendileri eğitim görmemiş olanların çocuklarını okutma arzu ve motivasyonlarının çok güçlü ve sürekli olmadığı, sadece etkisiz bir propagandaya dayandığı ortaya çıkmıştır Bir gencin mesleğini etkileyen değişkenler, şöyle bir şema içinde gösterilebilir

Eğer sosyal faktörü ile fertlerinin mesleği, anne-babanın eğitim durumu olarak değil de çocuğun yetişme şartları olarak ele alırsak, başka sonuçlar ortaya çıkar; o zaman gençlerin girecekleri mesleklerin belirlenmesinde okul sisteminin etkisi azalır, sosyal faktörlerin etkisi daha da artar

Okul, çocukların kalıtım yoluyla getirdikleri zekâ ve yatkınlıklar ile beraber aile içindeki gelişimleri de değerlendirmek zorundadır Meslek eğitim sistemi, gençlerin mesleklerinin belirlenmesinde tek faktör değildir; nesiller arası hareketliliği sağlamada bağımsız olarak tek başına bir faktör değildir, o ancak sınırlı bir güce sahiptir Okulun en önemli görevlerinden biri, öğrencinin sosyal kökeninin neden olabileceği eşitsizlikleri, öğrencilerin okulda göstereceği çalışmaya, zekâ ve yeteneklerine dayanarak ortadan kaldırmaya çalışmaktır Ama bu görevin ne kadar yerine getirilebileceği de tartışmalıdır Geri reel duruma bakıldığında kişilerin gördükleri eğitim düzeyi ve cinsi ile yaptıkları iş, girdikleri meslek arasında yüksek bir korelasyon vardır Yüksek mesleklere girebilmek için, ona uygun bir eğitim görmek gerekir

Okul kişileri bilgi ve beceri eleğinden geçirerek çeşitli mesleklere dağıtan bir sosyal kurum gibi gözüküyor Ama okuldaki başarı büyük oranda ailedeki birincil sosyalleşmeye, ailenin çocuğa sağladığı imkânlara bağlı olduğu için, okulun şans eşitliğini sağlama fonksiyonu zayıflamaktadır Hattâ bazı sosyal bilimcilere göre okul, şans eşitliğini sağlamak şöyle dursun -tam tersine-sosyal menşe vasıtasıyla sağlanan imtiyazları gelecek kuşaklara aktaran bir vasıta durumuna gelmektedir

833 Okul diplomaları ile meslek hiyerarşisi bağlantısı

Bugünkü eğitim sistemimizde okul tipleri hiyerarşik bir sıra içinde sıralanmışlardır: ilkokullar, orta dereceli okullar, yüksekokullar ve üniversiteler Bu okulların kademelenmesi ve öğretimin cinsi, bu okulları bitirenlerin girebilecekleri meslekleri belirleyen bazı haklar vermektedir Öte yandan okul diplomaları yalnızca kişilerin girecekleri meslekleri değil, onların sosyal statüdeki yerini ve sosyal tabakasını da büyük oranda belirlemekte; ilk, orta ve yükseköğretim hemen hemen alt, orta ve yüksek sosyal tabakalara denk gelmektedir Okul sistemindeki üçlü ayrım sosyal tabaka sistemine geri götürülebileceği gibi, genel öğretim ve mesleki öğretim ayrımı da toplumsal iş organizasyonu ile sıkı sıkıya bağlantılıdır Hangi okulların diplomaları hangi mesleklere giriş hakkı vermektedir; bu bağlantı somutlaştırıldığında okul diplomalarının meslek ile ilişkileri net olarak gösterilebilecektir

Okul diplomaları ile iş ve meslek arasındaki bağlantılar
Okul diploması İş veya meslek
İlkokullar Eskiden kalmış bazı yasal düzenlemeler dışında belli bir işe giriş hakkı vermiyor; ancak hademelik gibi en alt devlet hizmetine girişte bir ön-şart teşkil ediyor
Ortaokullar Bazı üst okullara ve kurslara giriş hakkının dışında belli bir işe giriş hakkı vermiyor
Liseler Devlet memuriyetine giriş hakkı veriyor; ancak bir memuriyet sınavının açılması ve kişinin sınavı kazanması gerek İlkokul, ortaokul ve lise, Devlet Personel Kanunu'na göre, kişinin belli derecelere inebilmesini ve dolayısıyla maaşını da etkilemektedir
Meslek okulları Bazı devlet fabrikalarına girişte ön-şart olabiliyor Serbest piyasada da çok seyrek olarak kendisine bir avantaj sağlıyor; yoksa resmî devlet dairelerinde memur ve teknisyen olabiliyorlar
Meslek yüksekokulları Herkes kendi yetişme alanında resmî işlere girebiliyor Meselâ eğitim yüksekokulları mezunları ilkokul öğretmeni olabiliyor Teorik olarak bunların işletmelerde ara-insangücü olarak kullanılması, teknikerlik, usta başılık vs yapması gerek ama fiiliyatta devlet hizmetinin dışında diplomaların fazla bir geçerliliği yok
Üniversiteler Mühendislik, işletme ve büro yöneticiliği, lise öğretmenliği, akademik hayata başlangıç, devlet dairelerinde üst düzeyde memuriyet hayatına geçiş

Tablo genel olarak değerlendirildiğinde devlet okullarından mezun olanların diplomalarının devlet dairelerinde geçtiği, özel iş hayatında ise diplomalara fazla itibar edilmediği görülmektedir Bu tabloya bazı özel firmaların ve fabrikaların düzenlediği bilgisayar, yabancı dil ve belli bir makineyi kullanma kurslarını; bu arada devletin resmî Halk Eğitim merkezlerinin çeşitli alanlarda düzenlediği meslek kurslarını, çeşitli bakanlıkların kendi ihtiyaçları için eleman yetiştirmek amacıyla açtığı kursları da katmak gerekir Bu kurslar vasıtasıyla kalifiye olan elemanlar da iş hayatında önemli ilerlemeler sağlamaktadırlar Meslek okullarında veya genel öğretim kurumlarında verilen diplomalar ile iş hayatındaki yerleşmeler arasındaki bağlantıların zayıflamasında, yeteri kadar işyeri açılamamasının da önemli bir payı vardır Bir taraftan herkes, öğrenim yükseldikçe gelir düzeyinin de yükseldiğini görmekte ve yükseköğretim kurumlarına başvurmakta, öte yandan yeterli iş alanı olmaması dolayısıyla binlerce üniversite mezunu işsiz dolaşmakta veya gördüğü eğitime uygun olmayan işlerde çalıştırılmaktadır Devlet, kendi eğitim kurumlarından mezun olanların uygun bir şekilde işe yerleştirilmelerinde bazı düzenlemeler getirmeli, kalifiye eleman isteyen işlerde okul diplomalarından başka faktörlerin rol oynamasını önlemelidir


834 Genel kültür eğitimi - mesleki eğitim ikilemi

Okul sisteminin ilkokuldan sonraki her safhasında, genel eğitim veren okullardan farklı olarak meslek okulları açılmıştır; yakın zamanlara kadar devam eden Erkek Sanat Ortaokulları ve hâlâ devam etmekte olan Kız Sanat Ortaokulları gibi Bu duruma hemen hemen dünyanın bütün ülkelerinde rastlanmaktadır Meslek okulları hem kuruluş, hem ders programı hem de derslerin içeriği bakımından aynı seviyedeki genel öğretim okullarından farklıdır Genel öğretim veren okullar bir yandan öğrencileri meslek okullarına hazırlarlar, ama onların esas amacı öğrencilerin yüksek öğretime hazırlanmasıdır Hattâ son on yıldır Türk eğitim sisteminde Üniversiteye Giriş sınavlarının bütün lise mezunlarına açılması ve giriş sınavları sorularını hazırlarken de özellikle genel lise programlarının temel alınması, meslek liselerinde genel kültür derslerinin arttırılmasına ve giderek de önem kazanmasına neden olmuştur çünkü meslek okullarının iş piyasasında fazla tutulur olmaması bu okullardan çıkanları da üniversitelere girmeye teşvik etmiş; bu da meslek liselerinde genel kültür derslerine meslek derslerinden daha fazla önem verilmesine, meslek derslerine öğrencilerin isteksiz olarak katılmalarına, hattâ ticaret liselerinde öğrencilerin A ve B grubu olarak ikiye ayrılmalarına ve A grubunun (diğer adıyla "Fen Grubu") tamamen biyoloji ağırlıklı bir fen programı uygulamasına neden olmuştur Birçok öğrenci, üniversiteye giriş sınavına daha iyi hazırladıkları gerekçesiyle, meslek liselerinden genel öğretim liselerine geçmektedir Meslek liselerinin esas amacı, çocukları belli mesleklere hazırlamak, belli bir dalda uzmanlaştırmaktır Ancak Türkiye'deki uygulanış şekli ile meslek liseleri hızla genel öğretim (iseleri haline dönüşmektedir Öte yandan üniversiteye girişte genel liselerle meslek lisesi öğrencilerinin belli alanlara kanalize edilmemesi, sosyal bilimler öğretimi yapan fakültelerde birçok meslek lisesi mezununun, meslek yüksekokullarının çeşitli meslekî bölümlerinde de birçok genel lise mezununun bulunmasına neden olmaktadır Bu durum hem sosyal ve fen bilimlerinin programlarını uygulayan fakültelerde hem de meslek yüksekokullarında öğretimin kalitesini düşürmekte, öğretimi zorlaştırmaktadır Öğretim elemanları uzun zaman sınıfı homojen bir hale getirmeye çalışmakta, bazı öğrenciler programa yetişmek için aşırı şekilde zorlanırken, bazıları kendilerinin lisede gördüğünden daha hafif bir programla karşı karşıya kalmaktadırlar

Teorik olarak genel öğretim, hem meslekî eğitimin hem de daha yüksek genel eğitimin temelini teşkil edecek bilgiler verir Meslekî eğitim sırasında verilecek dersler ise, gençleri teorik ve pratik olarak meslekî çalışmaya hazırlar Mesleki eğitimin amacı, uzmanlaşma isteyen mesleklere eleman hazırlamaktır Oysa günümüzde genel eğitim diplomalarıyla ulaşılan mesleklerin gelirleri ve sosyal saygınlığı daha yüksek olmaktadır Genel eğitim ile meslekî eğitim arasındaki bir başka fark, meslekî eğitimin resmî ve özel olarak örgütlenmiş işletme ve işyerlerine kalifiye eleman yetiştirmesi; genel eğitimin ise maddî üretim gayesi olmadan resmî ve özel dairelerde memur ve yönetici mevkiinde çalışacak elemanlar yetiştirmesidir Türkiye'deki hemen bütün meslek okulları devlet tarafından kurulmuş ve finanse edilmektedir; bu durum meslek okulları ile esnaf ve özel sanayicinin meydana getirdiği meslek kuruluşları ve işletmeler arasındaki mesafenin açılmasına neden olmuştur Devlet, kendi meslek okullarının dışında çıraklık ve kalfalık eğitimini de yasal yollarla kontrol altına almaya çalışmakta esnaf ve sanatkârlar da buna çeşitli şekillerde direnmektedir Devletin, meslek eğitiminde işyeri sahipleriyle işbirliği halinde çalışma girişimleri henüz başarıya ulaşamamıştır Bu hususta başarıya ulaşılamamasının etkenlerinden biri de maliyecinin ve sigortacıların meydana getirdiği korkudur; oysa bunlar izah edilerek ve orta yollar bulunarak eğitim çalışanları daha aktif hale getirilebilir

Eğitimin genel ve mesleki eğitim olarak ikiye ayrılması daha doğrusu, genel eğitimin yanı sıra bir de meslekî eğitimin ortaya çıkması, sanayi devriminden sonraki toplumsal değişmenin, sosyal işbölümünün, kalifiye elemanlar yetiştirerek üretimi arttırma düşünce ve çalışmalarının bir sonucudur Üretimin kaliteli ve hızlı yapılabilmesi, daha ucuza ve daha iyi mal elde edilebilmesi için vasıfsız işçiler ve çıraklık sistemi içinde yetiştirilmiş kişiler kâfi gelmiyordu Modern iş dünyasının bilimsel esaslara göre kurulması ve makineleşmesi eğitilmiş eleman istihdam etmeyi zorunlu kılmıştır Üretimin teknik esaslara göre kurulması işbölümünü alabildiğine arttırmış, her çalışma alanı için farklı şekillerde yetiştirilmiş elemanlar istenmiştir Meslek okullarındaki, teknik okullardaki içten farklılaşmalar üretimdeki çeşitlenmeden ve işyerlerinin zorlamasından doğmuştur Ancak meslek liselerinin bölümlerine yakından bakıldığında, bunların çoğunun 19 yüzyılından kalma meslekler olduğu, yeni işbölümüne uymadığı görülmektedir

Meslek okulları belki Birinci Sanayi Devrimine uygun idiler ama İkinci Sanayi devrimine kesinlikle uygun değildir meslek okullarına iş dünyasındaki gelişmeler yön vermelidir, hattâ meslek okulları o kadar güçlü olmalıdırlar ki, sanayideki yeni gelişmeleri yönlendirebilmelidirler Bu hususlardan her ikisi de gerçekleşemiyor, ama hiç olmazsa sanayideki çağdaş gelişmelerin ülke ekonomisine ve iş dünyasına aktarılmasında meslek okulları önder rolü oynamalı, özel işyerlerine rehberlik etmelidir şu anda bütün dünyada özel işyerleri meslek okullarının önündedir ve meslek okulları ancak özel işyerlerindeki çalışmaları izleyebilmektedir

Şu anda içinde yaşanılan İkinci Sanayi Devriminin bir eseri olan otomasyonun sonuçlarına uyabilmek için meslek okullarında uzmanlaşmaya gidilmesi, belli alanlarda temel bir mesleki eğitim verilmesi teklif edilmektedir Otomasyon her gün binlerce insanı işsiz bırakmakta, bu binlerce kişinin yaptığı işi, otomatik bir makine çok daha düzgün olarak ve çok daha ucuza yapmaktadır Bu nedenle ortaya çıkan şaşkınlık henüz geçmemiştir ve kişilerin işsiz kalıp büyük sosyal problemlere neden olmaması için çabucak başka iş sahalarına uyumunu sağlayacak temel bir meslek eğitimi üzerinde durulmaktadır Bunun sağlam bir çözüm olup olmadığı tartışılabilir; ancak Türkiye'de henüz tamamen uzmanlaşmaya dayanan bir meslek eğitimi sürdürülmekte, kaldı ki, bu da tam olarak başarılamamaktadır; meselâ meslek liselerinde motor bir bölüm olarak gözüktüğü halde, piyasada oto tamiri hususunda kaportacı, akücü, şasici, motor yenileme, oto-elektrik, oto-cam vs gibi bir çok farklı meslek dalı çıkmıştır O zaman meslek lisesinden çıkanlar sanayie doğrudan intibak edememektedirler

Bazı ülkelerde düşme veya durma göstermesine rağmen dünya nüfusu, yeryüzünün büyük kısmında hâlâ süratle artmaktadır Nüfus artışı genellikle gelişmemiş veya az gelişmiş ülkelerde olduğu için gelişmiş ülkelerdeki resmi ve özel işletmeler kısa sürede bu pazarları tutmak istemektedirler; bunun için de standart, seri ve kaliteli mal üretmek, iç ve dış pazarları tutmak gerekir Böyle bir üretim zihniyeti içinde usta-çırak ilişkilerine dayalı bir sistem veya teknik bilgilerin yüksek düzeyde ama teorik olarak verildiği, pratik hayattan uzak bir sistem iş adamının işine gelmemektedir Fabrikalar ve işletmeler lise ve hattâ ortaokuldan itibaren hem teorik hem pratik olarak belli bir meslek dalında yetiştirilmiş kalifiye elemanlar aramaktadır; bunu sağlayacak en emin yol ise meslek okullarının ve meslek kurslarının geliştirilmesidir

İşletmelerde ustaların yanında yapılan teknik eğitimde, gençler, teknik bilgi ve becerileri -işletme hiyerarşisi içinde-ustaların ve yöneticilerin üst pozisyonları ile kendilerinin bulunduğu pozisyonu bilerek, işletmelerdeki çalışma rollerini, iş içindeki sosyal davranış biçimlerini ve iş hayatına problemsiz uyumu öğrenirler Oysa meslek okullarında verilen eğitim, gençlerin sadece teknik bilgileri öğrenmelerini, teorik olarak kalifiye olmalarını sağlar; burada yetişenler üretim işinin organizasyonu ve pratiği hakkında fazla bilgili ve becerikli olamamaktadırlar Genel öğretim veren okullarda ise yönetici ve memur yetiştiriliyor, kognitif yetenekler geliştiriliyor Genel öğretim, yüksek meslekî pozisyonlar için gerekli sosyal davranış ve kültürel yönlendirme örneklerini de kazandırır

Gerek işyerlerinde usta-çırak tarzında gerek meslek yüksekokullarında ve liselerinde yetişmiş olsun, ara-insangücü olarak yetişmiş olanlar işyerlerinde kendilerinden yukarıdaki kişilerin talimatlarını yerine getirirler ve onların emrinde olurlar Yönetici mevkiindeki mühendisler ve ustalar ve ara insangücünün nasıl yönetileceğini öğrenirler Aslında gerek yönetici gerek yönetilen olarak gerekli rol beklentileri ve vaziyetalışlar meslek okullarında öğretilmelidir; ama çeşitli kademe ve türdeki meslek okullarının ve genel öğretim okullarının diplomaları toplumdaki meslek hiyerarşisine denk düşmemekte, diplomalar karşılıksız kalmaktadır
______________________________________________________________________
İmza


Kalp Krizine Son Aşağıdaki Link'i Tıklayınız
TACDİN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Google Sponsoru
Cevapla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap son Mesaj
renkler ve uyum ile ilgili sorulan sorular ve kararsızlıklar =MaGmA= Sohbet 0 03-29-2014 18:35
A dan Z ye ruya yorumları meskuncu Hayat Dersi 1 09-28-2008 19:30
AŞk Nedİr Dj.COBRA Aşk Şirleri 4 09-20-2008 12:32
Meslekler Rehberi TACDİN Rehberlik 1 09-18-2008 14:47
Sultan II. BÂyezid TACDİN Sosyal Faaliyetler 1 09-14-2008 09:24


Saat 04:33.


Yapımcı: vBulletin Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014 , Jelsoft Enterprises Ltd.br

Copyright © 2014 , FORUM 47 ©All Rights Reserved
Türkçe Çeviri: Murat

9 11 12 13 14 15 16 17 18 19 36 37 39 40 41 42 43 44 45 47 48 49 50 52 53 55 56 57 58 60 61 62 63 64 65 66 67 70 71 72 73 74 75 79 81 84 85 87 88 89 90 92 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 105 126 135 136 139 141 142 143 144 145 146 150 157 158 160 163 164 165 166 169 170 171 172 173 174 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 204 205 206 209 211 212 213 214 221 225 226 227 229 232 233 234 235 236 237 238 242 243 247 248 252 253 271 272 273 274 276 312 313 318 319 324 325 326 330 331 333 334 339 341 343 344 347 350 355 360 362 407 411 414 440 441 442 443 464 489 490 497 505 506 512 513 514 516 518 520 521 541 542 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 565 566 567 569 570 571 573 574 575 577 578 579 580 581 582 588 589 590 591 592 593 631 632 633 634 635 636 637 638 641 645 647 648 649 650 651 652 655 656 657 658 660 661 662 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 683 684 685 687 688 689 690 691 692 693 695 710 715 716 717 718 719 720 722 723 724 725 727 739 741 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 760 761 762 763 764 765 770 784 785 786 787 788 789 790 791 799 800 801 804 805 806 807 809 812 813 814 815 816 817 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 838 839